Hanımefendi'ye saygısızlık

Elbette Gülsün Bilgehan benden çok yaşayacak, babasının arkadaşıyım. Bu «Sen benden çok yaşayacaksın!» tekerlemesinden vazgeçmeliyiz bence.

Elbette Gülsün Bilgehan benden çok yaşayacak, babasının arkadaşıyım. Bu «Sen benden çok yaşayacaksın!» tekerlemesinden vazgeçmeliyiz bence. Onun yerine, yaşlıların da kullanabileceği bir deyiş bulalım!
Batılı bir gazeteci, başlıkta iyi gider diye düşünmüştür, «Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı köşküne de seccade girdi» diye yazdı. Hazzetmediğim bahse girmeyeyim diye, dilimi zor tutuyordum.
– Seccadesiz Müslüman evi olur mu? (Bilemedin, ... olur muydu?) diyecek adam yok mu bu memlekette, diye içim içimi yedi günlerdir. Sonunda, elinde sırma nakışlı mavi bohçasının içindeki seccadeyle, İsmet Paşa'nın torununu, Metin kardeşimin kızını, vefasız CHP'nin eski milletvekili sevgili Gülsün kızımı görmez miyim karşımda (Vatan, 3 eylül).
Mine Şenocaklı'nın mülakatında, İsmet Paşa'nın seçim kürsülerinde Allah adını anmasını isteyenlere verdiği ünlü cevap da tekrarlanıyor:
– Allahaısmarladık dedim ya!
Oysa buna hiç ihtiyaç yoktu. Türk milleti İsmet Paşa'nın evinde Allah inancının köklü bir yeri olduğunu pekâlâ bilirdi. Dedikodu yapmak için de olsa, mesela şu rivayet edilirdi:
– Hasan Âli Yücel'in sesi pek güzelmiş de, kandil akşamları Köşk'e çıkıp, Cevriye Hanımefendi'ye (Paşa'nın annesi) Kur'anı o okurmuş. Mütedeyyin («Dinine çok bağlı») bir insan olan Büyükhanım da bu yüzden Hasan Âli'yi çok severmiş. (Asıl dedikodu: «Paşa istese de uzaklaştıramaz yani onu maarif vekilliğinden!»)
Seccade Köşk'e yeni çıkmış-mış. Sağ olasın Gülsün güzelim!
*
Son haber gene yabancı gazete kaynaklıydı. Alman Bild am Sonntag Hayrünnisa Gül'ü «Dünyayı kışkırtan üç kadın»dan biri ilan etmiş: Sarkozy'nin eşi Cecilia ve Arjantin Devlet Başkanı Nestor Kirchner'in eşi Christina ile birlikte. Bu sonunculardan ilki, Birinci Kadın oldum diye tarzını değiştirmemekle; diğeri de Evita'lığa özenmekle ün yaptılar. Hayrünnisa Hanımefendi de «Yasak olduğu halde türban takıyor»muş.
Bu değerlendirme laf kıtlığında asmalar budamaya çok müsait. İster istemez dinleyeceksiniz.
Ben de Hayrünnisa Gül'den söz etmek istiyordum. Daha çok da hanımlara seslenmek için:
– Bir hemcinsinizi Çankaya gibi zaten kalabalığı olmayan bir mekânda fazla yalnız bırakmadınız mı?
Gene dünkü bir haberdi. Köşk'ün internet sitesinden «Sayın Hanımefendi» bölümü çıkarılmış. Ve Cumhurbaşkanı'nın özgeçmişine dair bilgiler arasında, Hayrünnisa Hanımefendi'nin adı yokmuş.
Hanımlar Beyler! Saygısızlık, sınırları aşmaya başladı.
Enflasyonun gözü Ramazan'da
Gıda fiyatları karaborsacılar yüzünden artıyordu, diyordu Şemsi Bayraktar; Türkiye Ziraat Odaları Birliği'nin Başkanı. (Aynı manaya gelmese de karaborsacı lafını ben hortlattım, Bayraktar spekülatör demiş.)
Farklı iklim şartları yüzünden verimde ve kalitede bir düşüklük var. Kuraklığın üreticiye maliyeti 5 milyar YTL'yi şimdiden geçti. Çeşitli ürünlerde üretim kaybı yüzde 17 ile 25 arasında değişiyor. 4 temmuzda yayımlanan Kuraklık Kararnamesi çiftçilerin zararını bütünüyle karşılamaktan uzak kaldı, dedikten sonra Başkan Şemsi Bayraktar, tüketiciye ilave olarak atılan kazık bahsine geçiyor.
Müzmin dert ARACILAR. Hal, pazar, market zincirinde eriyip giden emekler ve ümitler. Endişe, Ramazan münasebetiyle tüketiciye satış fiyatlarının daha da artması.
Sebep ve çare? Piyasanın denetimi! Bizim güvenebileceğimiz bir mekanizma değil yani...
CNN Türk öğle haberlerinde Senem Toluay Birlik Başkanı Bayraktar'a denetimin nasıl yapılacağını sordu. Cevap:
– Türkiye'mizdeki 720 Ziraat Odası fiyat basamaklarını takip edecek. Denetim sonuçlarını Bakanlık'la birlikte değerlendireceğiz.
Biz de bu denetimin takipçisiyiz. Haydi bakalım!
Dil Yâresi

  • Başbakan Erdoğan'ın Meclis'te hükûmet programını açıklayacağı gün, Bugün gazetesinde bu haberin başlığı şu dört kelimeden oluştu: «Daha özgür, daha refah.» (31 ağustos). Habere baktım, orada, hem de tırnak içinde «Daha çok özgürlük, daha çok refah üretmek hedefi»nden söz ediliyor.
    Özgürlük üretmek, refah üretmek deyişlerinde bir zorlama yok değil, diyelim ki yazan veya söyleyen uzun metni içinde yer yer de edebiyat yapmak istemiştir.
    Başlığı veren meslektaş ise bir sıfat ile ismi, tabiri mazur görün, aynı arabaya koşmaya kalkmış. «Daha özgür ve daha varlıklı» diyebilirdi. Cümleyi iki sıfatla değil de isimlerle kurmak isterse, «Daha çok özgürlük, daha çok refah» gibi bir cümle kurması gerekirdi.
    Umarım hata fark edilmiştir.
  • Yıldırım Türker: «Topal, taksisiyle 22 Mayıs'ta Kasımpaşa'dan üç yolcu aldı. İstiklal Mahallesi'ne giden bu üç kişi Topal'ı gasp etmeye çalıştı. (Radikal, 3 eylül)
    – Yani? Ne yapmış o üç yolcu taksinin şoförüne?
    (Yıldırım Türker için zahmete girmeye değer. Sözlüklere bir daha bakalım.
    Türkçe Sözlük: gasp, -bı is. «Bir malı sahibinin izni ve haberi olmadan zorla alma.»
    Ayverdi Sözlüğü: GASP-GASB. i. «Başkasına ait bir şeyi zor kullanarak ele geçirme, zorla zaptetme.)