Hilmi Özkök Paşa'yı özlemişim

Dün öğleden sonra ekranlarda Yaşar Paşa'yı (Büyükanıt) gördüm. Güvenliğin Yeni Boyutları ve Uluslararası Örgütler konulu uzmanlık gerektiren bir toplantıda konuşuyordu.

Dün öğleden sonra ekranlarda Yaşar Paşa'yı (Büyükanıt) gördüm. Güvenliğin Yeni Boyutları ve Uluslararası Örgütler konulu uzmanlık gerektiren bir toplantıda konuşuyordu.
Toplantı Ankara'daymış. Paşa konuşmaktan çok, konuşma metnini elindeki kağıtlardan okuyor. Melek'ten rica ettim, bu metni internetten bulup getirdi bana. On sayfası bitmiş, ama konuşma henüz tamamlanmamıştı.
Ara başlıkları okuyacak kadar vaktim oldu:
– Güvenlik bağlamında çifte standart uygulanmamalı.
– Bugünün çözümleri.
– Tehditler.
– Teröre destek verenler.
– Uluslararası işbirliği BM ile mümkün.
– İklim değişikliği.
– Cumhurbaşkanı seçimi. (Bu bir suale verdiği cevap: «Söz konusu anayasal bir süreçtir. Anayasa değişikliği tamamen politikanın işidir. Değerlendirmemiz de olabilir, ama bu aşamada doğru olmaz» demiş.)
– Başarısız devlet yönetimleri.
– Birleşmiş milletler.
– Bir soru soracağım. (Suali şu: «Dünya neler yapılırsa, neler yapılmazsa veya neler olursa güvenli bir gezegen olmaktan çıkar?»)
– Irak'taki özel statü dikkat çekici.
– Sınırdaki hareketlilik.
Genelkurmay Başkanımızın «ketum bir asker» olduğu söylenemez. (Sorduğunuz kelimenin anlamı «ağzı sıkı»dır. Öyle olmayana da konuşkan derler. Boşuna sözlüğe bakmayın, diye not düştüm.)
Bizde askerin ağırlığı, demokrasilerle kıyaslanınca biraz fazla çeker. Askerce tavır dediğimiz ise, «Ağır ol da molla desirler!» düsturuncadır. Vesile olunca kürsüye çıkıp, tehditler ve tehlikeler gibi, güvenlik ve savunma gibi teknik ve uluslararası ilişkiler, iklim değişikliği, devlet yönetimi gibi genel konularda bilgilendirici konuşmalar yapan bir komutan bulmuşuz, ne mutlu bize, diyorsanız... Siz de haklı sayılırsınız...
Hay hay!
*
Beride Ertuğrul Özkök, bir önceki Genelkurmay Başkanımız Hilmi Paşa'dan (Özkök) bahsediyor. TSK'nın internet sitesinde ondan «Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na göre, Başbakana karşı sorumlu olan Orgeneral Özkök» ifadesi dikkatini çekmiş, Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni'nin. Bu bir tariz mi (dokundurma mı) diye sormuş Paşa'ya.
– O yazı ben görevdeyken kondu oraya, diyor. Ayrıca bu beni neden rahatsız etsin? Oradaki ifade, Anayasa'da yazılanın tekrarından ibaret.
Gazeteci Özkök sormuş:
– Cumhurbaşkanlığı konusunda bir teklif aldınız mı?
– Kesinlikle almadım.
– Ya alsaydınız?
– Böyle bir görev düşünmediğimi açıklamıştım. Ayrıca biz askerlerin önünde (hatırında, demek istiyor) bir Faruk Gürler olayı vardır. Bunun nelere mal olacağını iyi biliriz, diyor.
Ben İsmail Hakkı Karadayı tarzı, Hilmi Özkök tarzı komutanları kendime daha yakın buluyorum.
Hilmi Paşa hakkında bir diyeceğim daha var. Gelmiş geçmiş genelkurmay başkanlarımız arasında, konuşma metinlerini en beğendiğim Genelkurmay Başkanı da oydu.
Sık konuşmaması ve lafı uzatmaması da meziyetleri arasındaydı.
Dadaloğlu'ndan Cem Uzan'a
Seçim öncesi transfer ve işbirliği haberleri arasında, Cem Uzan'ın partisi gölgöde mi kalıyor nedir, ona dair pek haber alamıyoruz. Hayatı ucuzlatmak, benzinin fiyatını 1 YTL'ye indirmek gibi mucizeler yaratacağını biz de biliyoruz herhalde. Seyircilerini, daha önce hiç palavra dinlememiş çaylak seçmen sanıyor olmalı. Televizyonda boy gösterip, el kol oynatarak, güven verici tavırlar takınıp, sevimli mimikler göstererek propaganda yapıyor.
Siyasetçide oyunculuk yeteneği bir referans sayılır aslında. O kadar da yadırgamayın!
Nasıl bir insansa bu yakışıklı çocuk, sevgiden, hayranlıktan geçtim, onu seyretmek zorunda kalanlarda öfke, hayret, nefret, şüphe, acıma, tiksinme türünden duygular da uyandırmıyor. Sahici biri midir, yoksa animasyon filmlerinin tasarlanmış kahramanlarından mı, karar veremezsiniz.
Böyleyse ona kim oy verecek, diye düşündüğümü de sanmayın sakın! Bizde görüntüsüyle büyük şöhret olanlar hakkında, herkesin iyi kötü bir fikri vardır. Bu görüntüler yetmediyse, tamamlayıcı bilgi vereyim. Genç Parti'nin Genel Başkan Yardımcısı da tanıdığınız biri, Emin Şirin.
Ne demiş Dadaloğlu?
Yücesine çıktım baktım engine / Ovasının köpüklenmiş selleri / Yiğit olan düşmez ise dengine / Kendisine güldürür bütün elleri.
Dil Yâresi

  • Seda Erkeser hayli değişik, bir bakıma güç bir sual soruyor bana: «Bir basın ilanımız İngiltere'deki bir dergide yayımlanacak; İngilizce'ye çevrilecek. Başlığı İZMİR-NEW YORK olacak. Müşterimiz, İngilizce metinde İzmir'in «i»leri noktasız yazılsın istiyor. Ben özel addır, diye bu isteği yersiz buluyorum. Türkçe'de New York'u Nev York diye mi yazacaktık?
    Doğrusu sizce nedir?
    – Ben Latin alfabesiyle yazılan dillerde, «i»li adları büyük harf olduğu zaman da noktalı yazıyorum; saçma bir gerekçeye dayanarak. Çünkü, diyorum; benim insanım büyük harf «i»yi «ı» diye okur. «W»yi yazıyorum, çünkü Türkçe'de biz onu da «v» telaffuz ediyoruz.
    Size diyeceğim de şu:
    – İlanınızın başlığı SMYRNA-NEW YORK olsun. İlanı görenlerden pek çoğu, İzmir'in neresi olduğunu bilmeyebilir, diye düşündüğüm için.