İstanbul'un Prof.Birpınar gibi uzmana mutlaka ihtiyacı var

Yaşadığımız inşaat furyası, boş bulunan, ele geçirilebilen her mekâna gökdelenler dikme merakı, şehri mahvedecek.

Demet Cengiz Bilgin’in mülâkatı sayesinde tanıdım Prof. Mehmet Emin Birpınar’ı (Hürriyet, 15 ağustos). İstanbul’a 8 yıl önce ilk defa bir Çevre ve Orman Müdürü tayin edilmiş. Oymuş. Demet, «Elinde ses ölçüm cihazlarıyla gece kulüplerini denizden ve karadan denetlerken tanıdık onu» diyor.
Gelin biz de Mehmet Emin Bey’in ağzından dinleyelim, İstanbul’da ses kirliliği dediğimiz derde, 8 yıl boyunca gece gündüz çalışarak nasıl engel olduğunu. 

*  «Boğaz’ın Avrupa yakasında çok eğlence mekânı, düğün salonu, otel var. Bunların müziği Anadolu yakasını rahatsız ediyordu. Beylerbeyi-Çengelköy arasında yaşayanlar 2006’da 50 bin imzalı bir dilekçeyle valiliğe başvurarak bu halden şikâyet ettiler; ‘geceleri, sabahlara kadar karşı kıyıdan gelen müzik sesinden uyuyamıyoruz’ diye.» 

*  «Bu meseleyle 2004’te başladık uğraşmaya. Bizi, 10 eğlence yerini birer hafta süreyle kapatıncaya kadar ciddiye almadılar. Neydi mesele? Avrupa yakası eğlenirken Anadolu yakası uyuyabilsin. Ve karşıdaki eğlence mekânları da dolup taşmaya devam etsin.» 

* «Mekânlar ses sistemlerini değiştirdi. Gece yarısından sonra, ses geçirmez perdeler astılar. Tedbir almayanlar müzik yayınını kesti. Ben sekiz yıl yaz tatili yapmadım. Sabah 4’e, 5’e kadar mekânları geziyordum. Evim Çengelköy’de. Müzik sesi gelirse kulağıma, hemen müdahale ediyorum. Bütün DJ’lerin telefonu var bende. Zaten müzikten, hangi DJ’dir anlıyorum. Bazen telefonla, bazen mesaj atarak onları uyarıyorum. Niyetimiz kapatmak değil elbette. Açılan davalar oldu, hiçbirini kaybetmedik.» 

* «Pınar Altuğ bizden «siyasî uygulamalar!» diye şikâyet ediyordu. Hamileyken, gürültüden uyuyamıyorum diye bize Lucca’yı şikâyet etti. Bir tarihte tekneyle bir mekâna yanaşıyorduk. Bizi gören DJ müziğin sesini kıstı. Teknemize Reha Muhtar geldi, öfkeliydi, biraz da aşağıladı bizi. Alkollüydü galiba. (Gazetecilerin böyle görevleri de var. Okurken utandım, ben işini ihmal edenlerdenim, diye.) Ünlü şarkıcı Volkan Konak sahneden ağır ithamlarda bulundu bize, mahkemelik olduk.»
Sekiz yılın sonu. Mehmet Emin Bey «Bu yıl tek bir gürültü şikâyeti gelmedi» diyebiliyor. 

Gürültü kirliliğinden asıl İstanbul’a gelelim
Prof. Birpınar’ı ve Boğaziçi kıyılarında oturanları kutlarken, bir derdimin kabardığını da saklamayacağım. Benim öteden beri meselemdir. İstanbul’da her yıl on binlerce yeni bina yapılıyor. Belediyelerin plan tasdikinden ve plana uyup uyulmadığını gözetlemesinden öte hiçbir denetim yok.
Hele bütünüyle, dünyanın âbide şehirlerinden birinin mimarî yapısıyla, yol, köprü, ulaşım meseleleriyle yakından ve ciddiyetle ilgileneni hiç aramayın! Bahçeli Levent evlerinin yanı başında üç-dört minare boyu dev binalar yapılıyor. Tek ilgilenen, asansörle çıkıp, para karşılığı İstanbul’u tepeden seyretmeye meraklı olanlar.
Başta rahmetli Falih Rıfkı Atay şehircilik eleştirileri yapan, mimarî bütünlüğü ve güzelliği de taassupla savunan köşekadılarımız vardı bizim. Yazık ki devamı gelmedi, yeni örnekleri çıkmadı. Halbuki onlardan sonra İstanbul’un başına neler neler geldi ve gelmekte devam ediyor.
O haldeyiz ki, bir Prof. Birpınar’a da, bu çılgın inşaat furyasında şehirci gözüyle İstanbul’a sahip çıkma görevi verilse; o geceleri sabahlara kadar eğlence mekânlarını takip edercesine, İstanbul’u kıyı bucak dolaşarak sağlık, düzen ve estetik açılarından yanlışların, çirkinliklerin boy atmasına engel olsa.
Onun bir numaralı emir eri olmaya ben hazırım. Pek çok meslektaşımın da bu gözleyip kollama ameliyesinde görev alacağından eminim. On beş günde bir onunla buluşsak... Yol, köprü, meydan ve çeşitli ihtiyaçları karşılayacak binalar konusunda şikâyetlerini köşelerimizde, sütunlarımızda değerlendirerek, gerektiğinde kıyametleri koparsak.
Ve İstanbul’un giderek çirkin bir dev şehir olmasını önlemeye biz de bir nebze katkıda bulunabilsek. Hatta köşekadılarımız arasında, bu konuda kendi düşüncelerini, eleştirilerini, tavsiyelerini dile getirecek uzmanlara da yer verebilsek.

Nihat Doğan
Ben bu genci Okan’ın bir programına Seda Sayan’ın refâkatinde katıldığı akşam görmüştüm ilk defa. Değişik bir insandı doğrusu. Giderek ünlendi, en son Acun Ilıcalı’nın bir macera programında yıldızlaştığını fark ettim.
Nitekim dün öğrendiğime göre, AKP’nin 10. kuruluş yıldönümü iftarına da davetliymiş. Hürriyet’teki fotoğrafta Tayyip Erdoğan’ın masasında, Başbakan’ın sağında Emine Hanımefendi ile Nevin Gökçek, sol yanında ise Melih Gökçek’ten hemen sonra Nihat Doğan oturuyordu. (Parti ileri gelenlerinden midir, o konuda bir fikrim yok.)

Ortadoğu’nun 500 güzide kadınının 25’i bizdenmiş
Haberi ve listeyi dünkü Hürriyet’te dikkatle okudum. Haberin başlığı «Ajda Kapakta»idi. Yazar Maximillien de Lafayette’in kitabının kapağında bu 500’den sekizinin fotoğrafı var, ki biri de Ajda’nın resmi. Diğer yedisi iki güzellik kraliçesi, Fas’ın ve Suriye’nin «first lady»leri, Lübnanlı ve Mısırlı iki oyuncu, biri bizim Ajda olmak üzere ikisi de şarkıcı.
Peki, 500’lük listede yer alan diğer 24 Türk kimlerdir, diye merak ettim. Siz de etmez misiniz?
Bakın söyleyeyim size. Bir defa 22’si Ajda gibi şarkıcı ve çalgıcı. Haberdeki sırayla söyleyeyim (yanılmıyorsam alfabetik sıra): Ayla Erduran, Ayten Alpman, Birsen Tezer, Candan Erçetin, Demet Akalın, Ebru Gündeş, Gülben Ergen, Gülsin Onay, Hande Yener, İdil Biret, Leyla Gencer, Müzeyyen Senar, Nazan Öncel, Nilüfer, Nükhet Duru, Nur Yoldaş, Sertab Erener, Sezen Aksu, Şirin Pancaroğlu, Tülay Özer, Yıldız Tilbe, Zerrin Özer.
Kaldı iki güzide kadınımız: biri, oyuncu Türkân Şoray. (Başka oyuncumuz yok mu bizim? Yıldız Kenter, Macide Tanır... Saymaya kalkmıyorum. Türkân Şoray, hay hay! Ama sinemadan tek isim –ki pek çok yıldızımız var- tiyatrodan hiçbir isim yok. Hayır, ciddî bir seçim değil bu! Hayli laubali de, diyebiliriz.)
-Ya 25’inci kim, diyeceksiniz. O da bir edebiyatçı. Romanlar yazan biri daha doğrusu: Elif Şafak!
(Elif Şafak’a danışsalar mesela, neredeyse Türkiye dışında yaşayan bir hanımmış o, adını verdiklerine göre tanımıyor da olamazlar... Oyuncu diye, edebiyatçı diye onun vereceği pek çok kadınımız daha yer alırdı bu uydurukça listede diye düşünürüm.)