İstediğim gibi kitap okuyamaz hale geldim. Bunun iki sebebi var. Biri gazeteler

Kitaplar en eski dostlarım benim; son yıllarda istemeyerek ihmal ettiğim... Mahcubiyetimden, inanır mısınız gidip gönlümce kitap da alamıyorum.

Kitaplar en eski dostlarım benim; son yıllarda istemeyerek ihmal ettiğim... Mahcubiyetimden, inanır mısınız gidip gönlümce kitap da alamıyorum.
Bu halin iki sebebi var.
Biri, günlük gazetelere bütün yakınlarımın dediği gibi gerektiğinden çok fazla zaman ayırmam. Çok köşe var maşallah. Ben yazının başına oturmadan önce, tek tek bütün kadılarımızın o gün neler dediğini bilmek isterim. Haberleri ayrıntılarıyla uzun uzun, ilk iki gazetede okurum: Radikal ile Hürriyet. Sonra Sabah, Milliyet, Vatan... diye devam ederim. Beher gazeteye ayırdığım zaman giderek azalır. Şimdi saydım. Gözcü eksileli beri, her sabah 21 gazetem oluyor; birkaçını satır satır, ama hepsini sayfa sayfa gözden geçirdiğim.
Okuduğun gazeteyi söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim, şakası yapılır. Gerçekten de, çağımız insanının gazete, radyo, televizyon gibi iletişim araçlarıyla alış-verişi, onu belirleyen özelliklerin başlıcalarından biridir. Ben söyleyeyim size de, bakın bakalım, gazetelerle ilişki tarzım beni ne ölçüde ele veriyor.
*
Radikal'de manşete çıkarılan haber, «Uzaktan gören, bugün de bu gazeteye bir bakalım desin!» endişesini taşımaz. Haberler, bilgili ve dürüst bir terazide tartılarak, ağırlığına göre çeşitli sayfalara dağıtılır. Haber ve fotoğrafların seçilmesinde, vitrinde gösterilmesinde, insan evladının bilinen zaaflarından faydalanma düşüncesine itibar edilmez.
Radikal'de olan haberi, Radikal'de okumayı tercih ederim. Çünkü onları okuyanlarla benim yazılarımı okuyacaklar aynı insanlardır. Radikal'i baştan sona dikkatle okumanın, Radikal yazarları için önemli bir anlamı daha var: günlük haberleri aynı kaynaktan almanın, okur ile yazar arasında oluşturacağı yakınlık duygusu. Haberci ve yorumcu, yazarken, düne dair, okurlarıyla aynı bilgileri değerlendirme durumundaysalar, birbirlerini anlamaları elbette daha kolay olur.
Şunu da söyleyeyim. Başka bir gazetede yazsaydım, okuma sıralamamın başında, elbette o gazete bulunurdu. Bu, keyfi bir seçim değil çünkü. Köşekadısı olarak, muhatabınızın okuduğu gazeteyi ön planda tutmak zorundasınız. İşinizin gereği bu.
*
Gazeteden söz ederken köşekadılarını es geçmek dürüstlüğe sığmaz. Tamamını söylemekte sakınca gördüğüm bir düşünceyi hiç açığa vurmamak âkıl kârıdır amma, yiğidin harcı değil.
Gazete yazarları arasında elbette beğendiklerim var. Ama bazıları da var ki, onlardan söz ederken, «Bugün bir gazetem olsaydı, gel bizde yaz diyeceklerimden biri de o olurdu» diye sahiplenirim. Kimine, yıllardan beri söyler dururum zaten.
Radikal'de, farzımuhal bir günlük gazetem olsaydı, orada yazmasını isteyeceğim köşekadıları elbette var. Bir iki kişi değil, birçok...
Ama başka gazetelerde de çok beğendiğim, onu benimseyen okurlarda buluşmaya önem verdiğim, Karacaoğlan gibi «Uzaktan özendim görmeye geldim» diye kapısını çalacağım birçok yazar var.
Yani Radikal endişe etmesin, demek istiyorum. Benim bir gün bir gazetem olursa, bütün yazarlarını ayartmak gibi bir niyetim, gizli hesabım yok.
*
Az sayıda okumazlık etmediğim ve her gün en azından ne yazdığını merak ettiğim yazarlar var; o gün ele aldığı konu beni bir derecenin üstünde ilgilendiriyorsa okuduğum, bir konudaki değişmez fikirlerini bildiğim halde bazen «Bugün de diyecek, bakalım ne bulmuş?» diye yazdığını merak ettiğim, ekonomi-diplomasi-bilimler-sanatlar gibi uzmanlık alanlarında başım sıkıştığında faydalandığım, ne yazdığından çok nasıl yazdığı, tarzı, üslubu bana câzip geldiği için çoğu yazdığını okumadan edemediğim, arkadaşım olduğu için ilgilendiğim... köşekadıları da var.
Yaşını başını almış bir gazeteci bile, gazetelerde okumadığım haberler oluyor, okumadığım yazarlar da var demekte sakınca görmüyorsa, siz varın bu mesleğin canı tez gençlerini düşünün diye, beni kötü örnek olmakla suçlamakta acele etmeyin lütfen!
Bir gazete, iki gazete olsa mesele değil. Günlük sayfa sayısı 20-24 arasında değişen Radikal'de bile her gün en az on beş imzalı köşeyazısı yer alıyor. Sayfa sayısı 60'ı bulan, ekleriyle hatta 60'ı da geçen gazeteler var. Ben, sırf spor gazetesi olanı ayırın, her gün 20 gazeteyle hemhal olma durumundayım. Çok değil, Radikal'in 15 sayısını 20 gazeteyle çarpsanız, 300 eder. Daha çoktur ya! Her yazıyı 5 dakikada okusanız, ne kadar vakit ister biliyor musunuz?
– 25 saat!
Yani 12 yazıyı da ertesi güne bırakmanız gerekir.
*
Kitap okumakta güçlük çeker hale gelmemin bir sebebi, günlük gazetelere fazla zaman ayırmam, demiştim. Ayrıntılarıyla anlatmaya çalıştım. Sabah 09.00'da başlıyorum; 15.00'te kalemi elime alabilirsem ne mutlu bana!
Geciktiğimiz günler oluyor. İhtiyar ve lagar (İlk «a» uzun okunur) yazarla uğraşmaktan, onu beklemektense, gazete okurlarını bekletmemeyi tercih ederek, haklı olarak, ilk baskılarda Cihannüma'yı kullanmıyorlar. Uzak şehirlerdeki okurlardan, «Bugün gene Cihannüma yoktu» diye telefonlar alıyorum. «Kusura bakmayın, suç bende» diyorum onlara.
Yazı bitmeden, istediğim kitapları canımın çektiği gibi okuyamamanın ikinci sebebini de üç kelimeyle söyleyeyim:
– Gözlerim de yaşlandı.