Kanaltürk'çülere derim ki!

Dizilerden Kurtlar Vadisi'nin, şu veya bu şekilde müdahale ile sona erdirilmesinden ben de rahatsızım. Kanaltürk sahip ve mensupları hakkında malî soruşturma açılması, daha da tehlikeli bir eğilimin işareti.

Dizilerden Kurtlar Vadisi'nin, şu veya bu şekilde müdahale ile sona erdirilmesinden ben de rahatsızım. Kanaltürk sahip ve mensupları hakkında malî soruşturma açılması, daha da tehlikeli bir eğilimin işareti. Bana kulak vereceklerini umsam, iktidardakilere, «İşte bunu yapmayın!» demek isterdim.
Ama asıl Kanaltürk'çülere diyeceğim var. Biz vaktiyle, gazeteci büyüklerimizden şu çok önemli uyarıyı aldık ve hiç unutmadık, ihmal etmedik:
– İktidarın ilk yapacağı, Maliye'den iki hesap uzmanı göndererek size kan kusturmaktır. (Yersiz ve hakaretâmiz sualler yüzünden odasına kapanıp hüngür hüngür ağlayan gazete sahibi bilirim.) Neşriyatınızı yapın, gerekiyorsa iktidarları en ağır şekilde eleştirin. Ama muhasebenizde, malî hesap ve kayıtlarınızda «mübalağa üzre» titiz davranmakta da kusur etmeyin! Basiretli ve namuslu tacir olmak gazeteciye yetmez; bu konuda onun, cinnet derecesinde dikkatli davranması gerekir.
İktidarın yaptığı, benim için beklenmedik bir şey değil demek istiyorum. Bu durumda daha çok, acaba gazeteci yeterince tedbirli miydi, diye düşünürüm.
Adlar

  • Dün sakarmeke adlı bir kuştan söz ettim. Bir haberde bu ada rastlayan okurum dikkatimi çekmişti. Sözlüklerde de bulamadığımı yazdım ve hemen uyarıldım.
    Bir diğer okurum, «Sözlüklerde var, ama sakar meke diye yazılmış» diyordu. Tekrar aradım, evet TDK sözlüklerinde var. Birleşik değil, ayrı yazılmış ve kısaca «yaban kazı» olarak açıklanmış.
    Yalnız bir okurum (Dr. Ercan Türeci) bu kuşu biliyor. Verdiği bilgiyi aynen aktarıyorum:
    «Bu kuş Orta Karadeniz kıyılarında, renginden ötürü karameke diye bilinir. (Adı o da birleşik yazıyor.) Yaban ördeklerinin de yaşadığı alanlarda görülür. Çok rastlanan bir yaban kuşudur. Av olarak değersiz sayılır, eti makbul değildir. Fişek harcanmaya değmez bir kuştur yani. Belki de bu yüzden çok sayıdadır. Çok çok, avın kıt olduğu mevsimlerde diye vurulup, derisi yüzüldükten sonra avcı ateşinde çevrilerek yendiği olur.»
    Bütün yazanlara ve özellikle doktor okuruma teşekkürler!
    Dil Yâresi
    Türkçe dostlarından (Ziya Karaçam)
  • Bakanlıklarımızdan birinin adı «Tarım ve Köyişleri Bakanlığı» diye yazılıyor. (Bakanlığın internet sitesinde de böyle.) Buradaki «köyişleri» imlası doğru mudur? «Köy İşleri» diye yazılması gerekmez mi?
    – Bakanlık adları olan İçişleri, Dışişleri birleşik yazılmıyor mu? Onlara benzetmişler demektir.
    Yoksa bir kulübün iç işleri derken birleşik yazmıyoruz. Bakanlık adı olarak terimleşmiş, denebilir.

    (Ünal Temizyürek)
  • İsmet Berkan «Birinci olarak şunu söyleyeyim» diyor; «İlk olarak» demesi gerekmez miydi?
    – Genel Yayın Yönetmeni ile aramı açmak mı istiyorsunuz?
    Çankaya'nın bir talibi var
    Mazhar Osman Uzman efsaneleşmiş hekimlerimizdendi; ruh ve akıl sağlığı hocası, Bakırköy Hastanesi'nin kurucusu. Sonraları siyasete girecek, İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı, daha da sonra Bern Büyükelçisi olacak Fahrettin Kerim Gökay da, Mazhar Osman'ın çok ünlü bir öğrencisi.
    Hırslı bir adamdı Fahrettin Kerim. Onun hekimlikle, hocalıkla yetinmeyeceğini ilk keşfeden de Mazhar Osman olmuştu. Şu uyarısı unutulmamıştır:
    – Fahrettin Kerim'e hekimlik yetmezdi, asistan, doçent, profesör yaptık. Dekan, rektör olmak da isteyecektir. Yetmez, bakan olmak da ister. Onu olunca sıra başbakanlığa gelir. Orada gözünü devlet başkanlığına dikerse hiç şaşmayın. Bu istediği de gerçekleşince, işte o zaman sıra Tanrı olma talebine gelecektir.
    Bu hikâye anlatılır ve hep birlikte gülünürdü. Ben de, Gökay'ı tanıyanlardanım.
    *
    Tayyip Bey son basamağa çıkmakta ısrar eder mi, suali var. Bir talibi de var o son durağın, adı Erdoğan değil. İşin kötüsü, Gökay'a benzer biri de değil.
    Görüntü
    Haddimizi aşmayalım!
  • Emel Görgülü adlı hanım okurum bakın beni nasıl kışkırtıyor:
    «Hakkı Bey, hatırlar mısınız iki, üç ay önce diye yazmıştınız. Emine Erdoğan Hanıma uyarıda bulunmak istemiştiniz. Biz de arkadaşlarla aramızda sizi biraz çekiştirmiştik o zaman: Birbirinin koluna girip girmemeye de, bırakın artık kendileri karar versin, diye.
    «Dün Hürriyet'te vardı. Başbakanımız, istanbul Valisi, Belediye Başkanı ve eşleri hep birlikte önce Leyla ile Mecnun müzikalini seyretmişler, sonra da Saray Muhallebicisi'nde oturup, Emine Hanım'ın 52. yaş gününü kutlamışlar. «İstiklal Caddesi'nde çekilmiş fotoğraflarında, eşleri, Başbakan ile Belediye Başkanının kolundaydılar. Sorayım bakayım bu fotoğrafı Hakkı Bey de görmüş mü, dedim.
    – Hatırlıyorum Emel Hanım, yazarken biraz utandığımı da hatırlıyorum. Yöneticilerden beklentilerimizi buraya kadar götürmeye ne hakkımız var, diye. Siz de muziplik edip beni kışkırtıyorsunuz.
    Bir kere söylemiş bulundum, müsaadenizle daha ileri gitmeyeyim. Gitmeyelim daha doğrusu...