«Karar Erdoğan'a kaldı» lafı

Evveli gün Enerji Zirvesi toplandı. Orada, TEDAŞ (Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş.) elektriğe yüzde 14 zam yapılmazsa zarar edeceğini söyledi. Dört bakan vardı toplantıda.

Evveli gün Enerji Zirvesi toplandı. Orada, TEDAŞ (Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş.) elektriğe yüzde 14 zam yapılmazsa zarar edeceğini söyledi. Dört bakan vardı toplantıda. Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler de aralarında. Diğer üçü, Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ve Çevre Bakanı Veysel Eroğlu.. Toplantıda alınan kararı dün Hürriyet şu başlıkla verdi: «Zirveden elektriğe yüzde 14 zam; karar Erdoğan'a kaldı».
Kulağınıza hiç de yabancı gelmeyen bir cümle değil mi? «Son kararı Başbakan verecek!»
Alın size, Anayasa'da yer almadığı halde, Türkiye'mizde Yönetim Erki'nin değiştirilemez kurallarından biri:
– Her konuda ve her zaman kararlar Başbakan'ın onayı ile kesinleşir.
Hükûmette değil yalnız, siyasette de öyle değil mi? Karar süreci daima Genel Başkan'ın onayı ile tamamlanır. İllerin aday sıralamasında bile...
Daha öncesi farklı bir düzendi; Atatürk ve İnönü Çankaya'dayken... Dediği dedik çaldığı düdük başbakanlar dönemi, yadırganacak yanı yok, Menderes'le başladı. Devam ediyor.
Tayyip Erdoğan'la mülakata katılan yabancı gazetecilerden Vincent Boland'ın Financial Times'ta Başbakanımızı tarife çalışan cümlesi dikkatimi çekti:
– Partisinin dışarıdan nasıl göründüğünü anlatırken, kendine duyduğu güven ortadaydı.
«Akıl hocasına ihtiyacım yok» diyen tavrının, sanırım hepimiz farkındayız. İşimizin köşekadılığı olmasına ve «Huy canın altındadır» diyen mesele dayanarak, ben burada ona, gene de akıl satmaya çalışacağım. Aslında, yönetimi onun ekibine emanet edilmiş büyük mülkün yetmiş milyonda bir hissedarı olarak da diyebilirim.
Parti politikasının, başbakan olarak bugün ülke yönetiminin ana çizgileri belirlenirken ve yakın çalışma arkadaşlarınızın başı çok sıkıştığında son kararı sizden beklemelerini, tamam geri çevirmeyin. Ama son kararın vazgeçilmez mercii yakıştırmasını benimseme tuzağına da düşmeyin lütfen! Başbakanın günü 24 saatten daha uzunmuş gibi davrananlara yüz vermeyin! Bir başbakanı, herkesten çok yakınlarının nasıl yorduğunu bilenlerdenim. Ve iman ettiğim mesellerden biri de şudur: Haddini bilen helâk olmaz!
Bir ara genel yayın müdürü oldum. Yazı işleri müdürü her gece telefonla arıyor, manşeti birlikte kararlaştıralım, diyordu. Bir süre sonra, «Yok, dedim. Sen kararını kendin ver ve uygula, ki ben yarın seni eleştirebileyim.»
İkimiz de kârlı çıktık.
Sahiden futbol seyrettik
Ben futbolu, güya ekranda hâlâ seyrediyorum. Yalan! Masamda okuyup yazarken, spiker heyecanlandığı, tribünler uğuldadığı zaman başımı kaldırıp, beş on saniye bakıyorum.
Çarşamba akşamı Fenerbahçe-İnter maçına da şöyle bir bakayım dememle, ekrandan gözümü ayıramaz hale gelmem bir oldu.
– Çocuklar koşun, Fenerbahçe sahiden futbol oynuyor, diye bas bas bağırdım.
Başta biz iki ihtiyar, ve bize uğramış çocuklardan dördü, maçı bir arada, kaçan gollere hayıflanarak sonuna kadar seyrettik.
Biri Türk, biri İtalyan iki millî takım güya... Oyuncuların yarısı farklı ülkelerden. «Halis Fenerbahçeli mi kaldı oğlum!» diyorum. İnsan işini iyi yaptığı zaman güzeldir. Sen oradaki güzelliğe bak ve keyfini çıkar. Gerisini fazla karıştırma!
Çok keyf aldım doğrusu!
Dil Yâresi
Düdüklemek!

  • Yiğit Bulut, sokakta konuşur gibi başlık atanlara özeniyorum diyerek onları taklide kalkmış. «Bugün ben de biraz olaya girmek istedim ve sömürüyor yerine düdüklüyor ifadesini kullanmak istedim...» diyor (Vatan, 20 eylül). Benim dikkatimi de zaten yazısının başlığı çekmişti: «Dünyayı kim düdüklüyor?» diye bir başlık!
    Hiç şüphe yok ki Yiğit, o kelimeyi kullanmadan önce, ne olur ne olmaz diye bir sözlüğe bakmıştır.
    Hangi sözlüğe baktığını bilmesek de, küçük bir araştırmayı sizinle birlikte yapabiliriz.
  • Türkçe Sözlük'ten başlayalım (TDK). Argo. «1. Aldatmak, kandırmak. 2. Değersiz bir şeyi çok değerliymiş gibi birine satmak. 3. Cinsel ilişkide bulunmak.»
  • Örnekleriyle Türkçe Sözlük ve Ayverdi Sözlüğü, düdüklemek diye bir fiilden söz etmiyor. (Müeddep olduklarından zahir!)
  • Meydan Larousse, Mehmet Doğan, Kemal Demiray sözlükleri, aynı anlam tarifinde birleşiyor: «Cinsî (münasebette, temasta, yaklaşımda) bulunmak.»
  • Büyük Larousse, Ali Püsküllüoğlu ve Çağbayır sözlükleri ilk anlam olarak «(Erkek için) Cinsel ilişkide bulunmak» dedikten sonra, ikinci anlam olarak «(Alışverişte, kumarda, oyunda) Hileyle aldatmak, kandırmak» anlamını da veriyorlar.
  • Hulki Aktunç, Büyük Argo Sözlüğü'nde kelimenin anlamını tek kelimeye sığdırmış: «(Erkek için) Düzmek.» Ortaoyunundan bir örnek de vermiş. Pişekâr soruyor:
    – Hamdi Efendi, birader, bir ara sen de gemilerde çalıştın. Sizi de öyle düdüklemediler mi?
  • Andreas Tietze, Tarihî ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugatı'nda, düdük'ün bir anlamının da erkeklik uzvu olduğunu ve düdüklemek fiilinin bu anlamdan türediğini söylüyor.
    *
    Bana sorulsa ne cevap verirdim diye düşündüm:
    – Oyunla, kumarla ilgili değilim. Belki bundandır, ben adı geçen fiilin «Aldatmak, kandırmak» anlamında da söylendiğini, diyebilirim ki hiç işitmedim.