Kendimi ayıpladım daha çok

Kadir Topbaş gazetecilerle konuşurken ben de oradaydım. Hepinizin huzurunda sayılır, televizyonda.</br>Sualler, cevaplar, hesap sormalar, biraz gerilim, biraz şaka... Zaman zaman lafa karışsam da, farklı bir şey düşünmekteydim.

Kadir Topbaş gazetecilerle konuşurken ben de oradaydım. Hepinizin huzurunda sayılır, televizyonda.
Sualler, cevaplar, hesap sormalar, biraz gerilim, biraz şaka... Zaman zaman lafa karışsam da, farklı bir şey düşünmekteydim.
Toplantıda, dünyanın çok büyük şehirlerinden birinin Belediye Başkanı ile ülkenin basın başkentinden gazeteciler var. Ama Başkan ile gazeteciler arasında, şehrin gerçekleri, meseleleri, ihtiyaçları, giderilme çareleri gibi konularda bir fikir ve işbirliği bulunmadığı hemen anlaşılıyor.
Başkanı da tartışırız, ama önce özeleştiride bulunmak istiyorum. Kendimi bu konuda hazırlıksız ve yetersiz hissettim. Bunun bir anlamı da, içinde bir ömür geçirdiğim şehre karşı görevlerini yerine getirmeyen hemşeri durumunda bulunmamdı.
Hayli zaman önce Başkan Topbaş bize İMP'yi (yani İstanbul Metropoliten Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezi'ni) tanıtmış, «Şehrin en büyük noksanı buydu» demişti. Ben, bir daha oralara hiç uğramayanlardanım.
Ahmet Hakan'ın Tarafsız Bölge'si. Gazeteci Yalçın Bayer ve ben oradaydık. Bugün 21.00'de CNN Türk'te. Seyrederseniz, düşündüğünüzü bana da yazın. Birlikte konuşalım istiyorum.
Adlar

  • Başlık, Bakanı kınar gibiydi: «Oğlu istedi diye okulun adı değişti» (Hürriyet, 31 mart). Başka gazetelerde de gördüm aynı haberi ve benzer değerlendirmeyi. Ben buna katılamadım.
    Evet, Çevre Bakanı Osman Pepe'nin oğlu Malik ve öğrenci arkadaşları bakan babayı ziyaret etmişler. Ona demişler ki:
    – Okulun adı Ankara Mamak Anadolu Lisesi, kısaltmasıyla MAL diye anılıyor. Diğer okul öğrencileri, özelllikle spor temaslarında adımızı alay konusu yapıyorlar. Biz, Ankara Millî Eğitim Müdürlüğü'ne başvurduk, ama sonuç alamadık.
    Osman Pepe de Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'ten destek rica etmiş. Ve okulun adı Yavuz Sultan Selim Anadolu Lisesi olarak değiştirilmiş. Kısaltması da YSS Anadolu Lisesi'ne dönüşmüş.
    Allah rızası için, kötü mü olmuş? Laf olsun diye her şeye itiraz etmenin, eleştirenleri bazen yanlışı savunur duruma düşürdüğüne örnektir.
    Dil Yâresi
  • Bir müteahhit, hem de milletvekiliymiş, Ağrı'da bir okul binası yapmış. Haber başlığında deniyor ki, «Maliyetinin üç katına tamamladığı okula çürük raporu verildi.» Açılan dava üç yıldır sürmekteymiş (Milliyet, 1 nisan).
    Dün bir okurum telefonda soruyor:
    – Bir bina maliyetinin üç katına nasıl tamamlanır? Maliyet miktarı ancak bina tamamlandıktan sonra belli olmaz mı?
    – İnşaatçılık dilinde ne adla anılır bilmiyorum amma, başlıkta kısaca ifadeye çalışılmış olan, aslında «muhammen», yani projede belirtilen maliyettir. Demek ki teklifte 10 gösterilen maliyet, talep edilen ek ödemelerle 30'a kadar çıkmış.
    Müzikli komedi, Romantika
    Televizyon dizisi Cennet Mahallesi'nin adı Romantika'da Çöplüktepe olmuş. Seyrettiğimiz oyunda bize «Roman» adını benimsetmek için sarf edilen bütün gayrete rağmen, olaylar bana sorarsanız şehrin orta yerindeki bir çingene mahallesinde geçiyor.
    Çoğu evlerinin önünde, sokakta geçen canlı hayatları, kavgaları, müzikleri, yoksullukları, dışa vuran ateşli duygularıyla, sevgili çingenelerin bildiğimiz dünyası.
    Ama aynı şehirde hâlâ paşazadeler de var. Paşazade oğlumuz Yiğit (Özgür Çevik), Harvard'da okuyacağım diye gittiği Amerika'da, sadece müzikle ilgilenmiştir. Niyeti müziğe devam etmek.
    Konağın kahyası Peyami (Kâzım Akşar), Yiğit'i, Çöplüktepe ahalisiyle buluşturur. Hayal ettiği müzikal için, ne ararsa bulacağı yer orasıdır. Çalgıcılar, şarkıcılar, dansçılar...
    Mahallenin, sesi ve kendi pek güzel kızı Güllü (Çağla Şikel) ile Yiğit'in tanışmalarıyla, ilişkilerinin aşka dönüşmesi bir olur.
    Konağa, Çöplüktepe güzelini gelin diye kabul ettirmek zor. Kız istemeye, bir racanın ailesinden Hintli asiller olarak giderler.
    Gerçek meydana çıkar, ortalık karışır, Allahtan ki araya Osmanlıca meraklısı anneanne girer. Ve gelsin düğün dernek!
    Oyunun yıldızı, Zarife rolündeki Melek Baykal. Gelmiş geçmiş en başarılı çingene kadınıdır, ki bu kisveden nasıl kurtulacağı da bir mesele. Türk tiyatrosunun çok eski bir folklor kişiliğiyle, ünlü bir Devlet Tiyatrosu oyuncusunun harika buluşmasıdır bu.
    Kıdemli oyuncu Komiser Zeki Alasya'dan gayrı daha birçok oyuncuyu Cennet Mahallesi dizinsinden bileceksiniz. Çöplüktepe ahalisi olarak da, şarkılara, danslara katıldıkları zaman da gene çok iyiler.
    Müzikal denecek ağırlıkta müzik yok oyunda. Müzikli komedi demek daha doğru olur.
    Seyredegeldiğimiz müzikli komediler ile karşılaştırmada, Romantika'nın dans yanıyla ağır bastığı hemen görülüyor. Nitekim çok alkışlananlardan biri koreograf Tan Sağtürk'tü (yardımcıları Ömür Uyanık, Tunç Özçakır ve Tuncer Okyar.) Ben, oyunun özgür müziklerini hazırlayan Cengiz Onural ile Bora Ebeoğlu'nu da ayrıca alkışladım.
    Hikâye ve proje Türker İnanoğlu'nun. Yönetmen Şakir Gürzumar. Senaryo Resul Ertaş ve Yaşar Arak'ın, kostümler Hale Eren. Dekor Ali Cem Köroğlu.
    Tiyatro tarikatı mensupları kadar, müzik dinler, dans seyrederken eğlenmeyi de sevenlerin kaçırmaması gereken bir gösteri.