KKTC, Kamhi'ye çok ayıp etti

Bizim için de öyle artık, Türkiye'de de işinsanlarının inkâr edilemez bir yeri var. Siyasetçileri, yöneticileri, sanatçıları, yazarları, sporcuları olduğu kadar, onları da daha yakından tanıma ihtiyacını duyuyoruz, haklı olarak.

Bizim için de öyle artık, Türkiye'de de işinsanlarının inkâr edilemez bir yeri var. Siyasetçileri, yöneticileri, sanatçıları, yazarları, sporcuları olduğu kadar, onları da daha yakından tanıma ihtiyacını duyuyoruz, haklı olarak.
Toplumlarda iş dünyası liderlerinin ağırlığı giderek daha çok hissediliyor; olumlu veya olumsuz yönde kaderimizi etkileme güçleri artıyor. Onlara duyduğumuz ilgi de artıyor aynı zamanda.
Bu konuda tatsız bir haber, Jak Kamhi'nin de adı geçtiği için beni ilgilendirdi ve üzdü.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, anavatandan kimi kimesnelere «vatandaşlık» ikramında bulunmuş. Böyle bir paye verme âdeti var demek ki, daha önce işitmemiştim. Bugüne kadar, TC yanında KKTC nüfus cüzdanına da sahip olmuş muteberlerin listesine de yer verildi haberlerde. «156 kişinin KKTC vatandaşlığı iptal edildi» dediler. Çünkü KKTC Yüksek İdare Mahkemesi, Bakanlar Kurulu'nun 2002-2003 yıllarında vatandaşlık dağıtırken (veya bahşederken) usule aykırı işler yaptığı kararına varmış. O yıllarda muhalefet lideri olan Mehmet Ali Talat, bu sebeple 223 kişi aleyhinde dava açmış. 156 yeni Kıbrıslı bu davada varılan karar gereğince ikinci vatandaşlıktan çıkarılmış.
Bu son muamelenin sebebini, Talat'ın avukatı şöyle anlatıyor: «Yeni vatandaşlardan ATO Başkanı Sinan Aygün, KKTC'deki bir konferansta KKTC kimliğini göstererek «Ben yarım saatte vatandaş oldum» demiş; bu yetmemiş, Kıbrıs'ta verdiği adreste oturmadığı da tespit edilmiş. Anladığıma göre Derviş Eroğlu iktidarında yapılan bu kimlik tevziatından Mehmet Ali Talat iktidarı hazzetmemiş. Nitekim Rauf Denktaş bu yapılanı çok ayıpladığını hemen söyledi. «Kamhi'ler, Kıbrıs davasına büyük katkıları olmuş ve katkıları devam etmiş kimselerdir» dedi. Kimliği iptal edilsin denenler arasında Besim Tibuk da varmış, ama Talat ona sahip çıkmış.
Jak Kamhi, dedim; kimliği iptal edilenler arasında üç Kamhi daha var. Ve Denktaş, «Kamhiler, yalnız Kıbrıs meselesine değil, Türkiye'nin her meselesine sahip çıkan, ihtiyacımız olunca Dünya Yahudi lobisini de harekete geçiren, Türkiye'ye çok hizmet etmiş bir ailedir» demek ihtiyacını duydu. Jak Kamhi haberi hoşgörüyle karşıladı.
İşinsanları, özellikle sanayiciler dünyasını çok yakından tanıyan, rahmetli Nurullah Gezgin, benim çok eski ve ne kadar mümkünse o kadar yakın arkadaşımdır. O dünyanın insanları söz konusu oldukça, bana en doğruyu söyleyeceğinden yüzde yüz emin olduğum için, ona danışırdım. Bu konuda da beni hiç yanıltmadı. Kamhi için ne dediği hatırımda:
– Bu memleketi, burada yaşayan bütün gavurlardan daha çok benimsemiştir, dedi. Çok hizmeti geçmiştir Türkiye'ye. Her hizmete, bundan sonra da eminim, herkesten önce Kamhi koşacaktır.
Tanışmadık, ama ben uzaktan da olsa Nurullah'ın yakın dostu Jak Bey'i her zaman sevgiyle takip ettim. Yahudi asıllı Türkler arasında Kamhi örneğine uyan çok insanımız var.
KKTC yöneticileri adına da utandım ve üzüldüm. «Hata ettik!» diye özür dilemelerinin bence bir anlamı kalmadı.
Okumuş ünlülerden seçmeler
Magazin sayfasında resimli bir haber: «Şöhreti seçtiler», diyor. Altbaşlığında açıklaması var: «Ünlü isimlerin çoğu üniversite eğitimini aldıkları meslekler yerine, şöhreti ve parayı seçerek oyuncu, şarkıcı veya manken oldu. İşte üniversite mezunu ünlüler...» (Bugün, 20 kasım).
Birlikte, özetleyerek bir kere daha okuyalım mı Şebnem Özuzcan'ın haberini?
Okan Bayülgen'le başlıyor. «Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'ndan mezun. Sosyal Bilimler Fakültesi'nde mastır yaptı. Tiyatro, sinema, reklam filmlerinde oyuncu. Televizyonda şov programlarının yıldızı ve başarılı bir yapımcı.»
Candan Erçetin. «İÜ Arkeoloji mezunu. Viyana'da yüksek lisans. Şarkıcı.» (Bildiğime göre Galatasaray Lisesi'nde öğretmendi.)
Yaşar. «Marmara Ü. İşletme'den mezun. İÜ'de Uluslararası Finans mastırı yaptı. Türk Pop Müziği'nin ünlü yorumcusu.»
Armağan Çağlayan. «İÜ Hukuk Fakültesi'nden mezun. Yönetim Organizasyon Dalı'nda doktora çalışması. Tv'de yapımcı, sunucu.» (Ve ünlü bir jüri üyesi.)
Gülse Birsel. «Boğaziçi Ü. Ekonomi Bölümü mezunu. New York Columbia Ü'de sinema mastırı yaptı. Senarist ve oyuncu.» (Gag'ı hatırlarsanız aynı zamanda bir standap yıldızı.)
Ebru Güzel. «Marmara Ü. İşletme Fak. mezunu. Reklam, Tanıtım yüksek lisansı yapıyor.»
Çelik. «İTÜ Sosyal Bilimler Enst. mezunu. İTÜ'de Sanatta Yaratıcılık konulu tezini hazırlıyor.»
Ferhat Göçer. «İÜ Tıp Fakültesi mezunu. Aynı zamanda Konservatuvar Şan Bölümü'nü bitirdi. Şarkıcı.»
*
– Bundan ibaret mi, diye sormak geldi içinizden, değil mi?
Ben size bizden, yani basın dünyasından bir haber vereyim. Rahmetli Nezih Demirkent bir kitabında hatıralarını yazdı, oradan öğrenmiştim. 1950'li yılların başında, Babıâli'de üniversite mezunu beş gazeteci çalışıyormuş. İkisini hatırlayamadım; diğerleri Nezih, Abdi (İpekçi) ve bendeniz. Üçümüzde İÜ Hukuk Fakültesi'nde okuduk. Üçümüz de hukuk mezunuyduk, hukukçu değil. Bir de şimdi 50 yıl sonraki gazetecileri düşünün.
1950'lerin ünlüleri arasında Türk Sanat Musikisi'nden üniversite okumuş sekiz ünlüyü size hemen sayabilirim: Safiye Ayla, Osman Nihat Akın, Zeki Müren, Ulvi Erguner, Alaeddin Yavaşça, Emel Sayın, Güzide Kasacı, Tülûn Korman...