Konu çok, ama Ripley yok

Hasan Pulur, Amerikalı sanatçı Ripley'den söz etti. Ripley, farklı bir desenli dizinin yaratıcısıydı; aslında karikatür çizeri. Dizinin adı İster İnan İster İnanma idi. Bizde Son Posta'da yayımlanmıştı diyor Hasan.

Hasan Pulur, Amerikalı sanatçı Ripley'den söz etti. Ripley, farklı bir desenli dizinin yaratıcısıydı; aslında karikatür çizeri. Dizinin adı İster İnan İster İnanma idi. Bizde Son Posta'da yayımlanmıştı diyor Hasan.
Resimaltı yazıları ve desenlerle, dünyanın dört bucağında meydana gelen, gerçekten olmuş, ama tek kelimeyle söylemek gerekirse acayip haberlere yer verilirdi o köşede.
Evveli gün Sabah, Milliyet, Vatan ve Bugün gazetelerinde dört haber gördüm, dördü de Ripley'likti.
1. Dans Eden Eşek adlı bir oyun söz konusu. Sayıştay, oyunu sahneye koyan Gaziantep Şehir Tiyatrosu'ndan hesap soruyor: «Yedi oyuncuya ücret ödenmiş. Beşi sahnede, biri perde arkasındaki anlatıcı. Peki, yedinci oyuncu nerede?» diye...
Aranan oyuncunun eşek rolü oynadığı anlaşılınca soruşturmaya son verilmiş.
2. Ben birçok kere yazmışımdır. Bırakın yüzde yüzü, biz Türkiye nüfusunun kaç kişiden oluştuğunu bütün sayımlara rağmen hiç bilmedik, diye. Öyle olduğunu sen nereden biliyorsun, diye sormayın bana. «Ben, bizi bilmeyeceğim de kimi bileceğim?» gibi saçma bir sualle cevaplarım sualinizi.
Son habere göre 73 800 000 kişi civarındadır diye bilinen nüfusumuzun, 68 500 000 civarında kalması ihtimali de varmış. Böyleyse, istatistik verilerinin nasıl allak bullak olacağını varın siz düşünün!
3. Yeni Sosyal Güvenlik Kanunu ile 40 yaşını geçen kadınların meme, erkeklerin prostat kanseri muayenesinden geçmeleri mecburî olacakmış. İhmal ederseniz hem hastalık, hem para olmak üzere ikili ceza.
4. Ripley'ye son diyeceğim, Angola'dan gelen bir haber. Milliyet'te okudum. Çekim sırasındaki soygun sahnesini gerçek sanan polisler, baskın düzenleyerek iki oyuncuyu ağır yaralamış... Sonra da yaralıları orada bırakıp kaçmışlar.



Dil Yâresi
Türkçe dostlarından (Şükran Kocabaş)
  • Bir süredir Radikal'de, millî takım formasıyla ilgili haberlerde dikkatimi çeken bir durum; turkuaz kelimesi turkuvaz şeklinde yazılıyor. TDK sitesinde kontrol ettim, kelimenin turkuaz diye yazılması gerekmez mi? Cumartesi günü Kıvanç Koçak'ın yazısındaki turkuvaz'ı görünce, ona da yazdım. O öyle yazmamış, gazetenin tercihi olarak o şekilde basılmış. Sizin dikkatinizi çekmedi galiba.
    – Spor haber ve yorumlarını da satır satır okumaya vakit bulamıyorum. İmla kılavuzlarına baktım, TDK 2000 baskısında türkuaz, Ö. A. Aksoy'un kılavuzunda turkuvaz, Türkçe Sözlük'te turkuaz imlası tercih edilmişti.
    Bir derdimiz de bu zaten; üzerinde mutabakata varılmış, yani herkesin benimseyip uyduğu bir imla kılavuzundan hâlâ mahrum oluşumuz. Ben Aksoy'un, Adam Yayınları'ndan çıkan Ana Yazım Kılavuzu'nu kullanıyorum.
    Şu kısa bilgiyi de ekleyeyim cevabıma: Büyük Larousse, Kemal Demiray, Mehmet Doğan, Ali Püsküllüoğlu ve Ayverdi sözlüklerinde imla türkuvaz. Meydan Larousse ile MEB sözlüklerinde türkuaz.


    «Fazıl Say» dizisine devam
    Fazıl Say hadisesinin 18 aralık salı günündeyiz. Annesi «Oğlum Türkiye'yi terk etmez» dedi. Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Say'a karşı tazminat davası açacaklarını söyledi. Kültür Bakanı Ertuğrul Günay «Yakında kendisiyle bir görüşmemiz olabilir» dedi. DSP'den ise Say'a destek geldi. Müslüm Gürses de ses verdi: «Say rahat olsun! Memleket yerinde duruyor.»
    Gelelim salı gününe: l Cem Erciyes, «Kendilerine verilecek vazifeyi yerine getirecek, öğretilenleri tekrar edecek sanatçı hayal edenler var. Fazıl Say, politik tavır alan bir klasik müzik ustası; rahatsızlığını dile getirerek, özgürlüğüne sahip çıkıyor.» (Radikal).
  • Bekir Coşkun, «Artık kimse onun durduğu yeri değiştiremez.»
  • İlter Türkmen, «Hassasiyetini saygıyla karşılamalıyız. Ne var ki, onun yaklaşımından hareketle politik ve sosyal genellemelere varmanın doğruluğu sorgulanabilir (Hürriyet).
  • Hıncal Uluç, «Holly (Amerikalı eşi) kalktı gitti bir gün. Ülkem günlerdir, Fazıl Say'ın sözlerini tartışırken, kendimi düşündüm. O korkunç 70'li yıllarda beni Amerika'ya taşınmaya ikna edemeyen Holly, teklifini bugün yapsaydı? Ben gene 30'lu yaşlarda olsaydım? Bağrıma taş basardım... Hem ağlardım, ama hem de giderdim.»
  • Özay Şendir («Orhan'a var, Fazıl'a yok»)
  • Şengül Balıksırtı («Fazıl'a sahip çıkmak») Sabah.
  • Meral Tamer («Muhalefet olsaydı, Fazıl Say'ın Türkiye rüyaları devam ederdi»).
  • Melih Aşık («Fazıl'ın çığlığı»).
  • Can Dündar («Ertuğrul Günay, Adalet Ağaoğlu, Prof. Dr. Talat Halman, Ahmet Say da orada olacak, onun başlattığı tartışmaya devam edeceğiz: NTV, Neden)
  • Taha Akyol, «Fazıl Say'ın Giderim ha! tavrını çok yanlış buluyorum. Ama AKP'nin tavrını daha ağır buluyorum.
  • Güneri Cıvaoğlu («Fazıl Say ve ceza») Milliyet.
  • Rauf Tamer («Gitmek veya kalmak»)
  • Güler Kazmacı («Harika olmak») Posta.
  • Can Ataklı («Skandalı neden sakladılar?») Vatan.
  • Mehveş Evin («Bu ülkeyi terk etmek») Akşam.
  • Berat Özipek («Aydın'ı bilmem, ama gitmesin») Star.
  • Kurtul Altuğ («Nabız») Tercüman.
  • Fatma K. Barbarosoğlu («Fazıl Say haklı! Ya Pınar Kür!») Yeni Şafak.
  • Münib Engin Noyan («Siz kalın sayın bay Fazıl Say. Biz gidelim!»)
  • Abdurrahim Karakoç («Bay Say, Çankaya'da iç bir çay!»)
  • Hasan Karakaya («Sen Türkiye'de zaten hiç yaşamadın ki!») Vakit. l Kamil Tekin Sürek («Fazıl Say gitsin mi?») Evrensel.