Kürtçe Dostları?yla hasbıhal

Ne dersin, diye sordular: «DTP?nin seçim minibüslerinden birinin üzerinde Van şehrinin adı Wan yazılmış.» Hemen cevap verdim:

Ne dersin, diye sordular: «DTP’nin seçim minibüslerinden birinin üzerinde Van şehrinin adı Wan yazılmış.» Hemen cevap verdim:
– Konuya, bu suale cevap verecek kadar hâkim değilim. Bir süre sonra konuşalım.
*
Bu ayın başında, Cihannüma «Türkçe Dostları» gibi «Kürtçe Dostları»na da açıktır; siz de yazın bana, dedim burada. Ses verenler çoktu.

  • ABD’den «Kürtçe Test Uzmanı sertifikam var» (Mutlu Çiviroğlu)
  • Severek, zevk alarak çalışmaya gönüllüyüm. Zazaca Dostları arasında da yer alabilirim. (İsmail Söylemez)
  • Sizin yaşınızda bir avukatım; başı derde de girenlerden biri. Kürtçe 60 bin civarı kelimeden oluşan bir dil. Gramer kuralları tam oturmamıştır. Ben Türkçe’yi de, Kürtçe’yi de iyi bilenlerden biriyim. Bu konuda birlikte çalışabiliriz. (Salih Şahin)
  • İstanbul Ü. Türk Dili ve Edebiyatı mezunuyum. Hakkâriliyim. «Kürt Edebiyatı Tarihi» diye bir araştırmam var. Size canı yürekten yardımcı olabilirim. (Ayhan Öz-tunç).
  • On küsur yıldır Kürtçe tiyatro yapıyorum. Dil Yâresi’ne yardımcı olabileceğimi düşünüyorum. (Aydın Orak)
  • Sizinle bu konuda fikir alışverişinde bulunmayı çok isterim, diyen ve Kürtçe Heval, Bijîşk ve Aştî kelimelerine dair kısa bilgiler vererek hemen işe girişen bir okurum (Veysi Soyku)...

Hepsini anmaya yerim yetmeyecek. Beni cesaretlendirenlerin adlarını olsun vereyim: Yaşar Abdülselamoğlu (Sofya Ü. Kürtçe hocası), Evin Anik (İsveç’te yaşıyor), Mehmed Dehsiwar (keza İsveç’te), Ali Ayhan, Erdal Dündar (Dicle Ü.), M. Keskin (Zaza Dil Enstitüsü), Nedim Dit (öğretmen), Yılmaz Çolak, Köroğlu Karaaslan (Doz Yayınları), Mesut Keskin (öğretmen)...
Ses verenlere teşekkürler. Eleştirilerinizi, dileklerinizi, tavsiyelerinizi bekliyorum.

Ben «Kirpi»yi sevdim-beğendim
Sulhi Dölek Kirpi’yi yönetmen Erdal Murat Aktaş’a (İnsanın içini açan bir genç adam) emanet etmiş. Dölek ki Süper Baba, İkinci Bahar, Alacakaranlık, Yabancı Damat gibi çok başarılı dizilerin yazarıdır. Yerinde olsam «Kirpi» yerine «Keçi» derdim. Güven Kıraç ile Mazhar Alanson iki inatçı keçiyi canlandırıyor. İrem Altuğ diye «duru güzellik» örneği bir kızımız ve bildiğimiz iyi oyuncular var: Birsen Dürülü, İsmail İncekarar, Zuhal Topal, Caner Özyurtlu, Murat Serezli, Bahar Akça...
İki iyi komedi oyuncusu, hikâyede iki eski arkadaş: hafiften başlayıp işi bütün toplumu ayaklandıracak boyuta kadar götürerek, birbirine madik atma yarışına giriyor. Hüküm fıkrası: bu ikili hikâyenin devamını çekseler gider mutlaka seyrederim. Bağırsak gazı endaht edilenlere hiç benzemeyen şık bir komedi Kirpi; zekâ ve görgü türü meziyetlerle de barışık.

Dil Yâresi
Türkçe dostlarından (Şinasi Erten)

  • Sözü uzatmadan kafama takılan şeyi size sormak istiyorum. Seçilenlerin ettiği yeminlerde genelde söz ...and içerim diye bitirilir. Benim anlamadığım, bu and içme «Gerekirse and içerim» anlamında mı, yoksa «Huzurunuzda şu an and içiyorum» anlamında mı söyleniyor?

– «And içerim» derken içmek fiili geniş zaman kipiyle kullanılmış oluyor. Bu durumda «Ne zaman?» sualinin ilk cevabı «Her zaman!»dır; «Şimdi huzurunuzda and içiyorum, yemin ediyorum. Gerekirse her zaman da ederim» anlamına gelir.

Alıntı

  • Tarhan Erdem. «Adrese dayalı Nüfus Kayıt Sistemi uyarınca açıklanan 2008 nüfusu da, 2007 değerleri gibi doğru değildir. (...) Nüfus sayılarının yanlışlığı, askıya çıkarılmış seçmen kütüklerini geçersiz kılmaz.

«Şimdiye kadar pek çok seçim, hataları olan seçmen kütükleriyle yapılmıştır; ancak o seçimlede seçmenin parmağı boyanarak mükerrer oy kullanımı önlenmiştir. Son yasa değişikliğiyle bu boya da kaldırıldı. (...) Bence yapılması zorunlu olan, YSK kararıyla parmak boyamayı bu seçimde de uygulamaktır. YSK’nın bu kararı verme ve uygulama yetkisi var.» (Radikal, 29 ocak)

TELAYNAK

  • Sabahları sıra Radikal’in son sayfalarına gelince, televizyon sayfasındaki «Program Akışları» listesini keser ve akşam seyredeceklerimi o liste üzerinde işaret ederim.

Dün bunu yaparken sıkıntı çektim: saat 20.00’den itibaren seyretmek istediğim programları bindirme yöntemiyle sıralamışlar: Çarkıfelek (19.30, Fox), Kültür Sanat (19.50, TRT 2), Aşk-ı Memnu ve Haydi Gel Bizimle Ol! (20.00, Kanal D ve NTV), Yol Arkadaşım (20.10, Star), Nası Yani? (20.30, CNN?Türk).
Saat 22.00 ertesi: Parmaklıklar Ardında (22.20, atv), Okan Bayülgen’le Sade Vatandaş (23.00, NTV).
Geceyarısı kuşağı: Siyaset Meydanı (00.15, Show TV), 32. Gün (00.30, Kanal D).
Siz istediğiniz kadar «Ee bir akşamda 10 programı birden elbette seyredemezsin!» diye paylayın beni. Programlar gün ve saat değiştiriyor, bir! Aynı seyirciyi ilgilendiren programlar inadına aynı saatlerde yayımlanıyor, iki! Dahası var: Sabah erken kalkması gerekenler ile yaşını başını almışların ilgilendiği 32. Gün ve Siyaset Meydanı gibi programlar adeta kasten aynı gün geceyarısından sonraki saatlerde yaymlanıyor, üç.
Benim böyle her akşam, buna benzer TV-programı meselelerim oluyor. Sesi sedası çıkmayan sevgili okurlarım, sizin yok mu?