Menderes'ten bir paket para

Gidip, Aydın Menderes'e de sormazlar inşallah! Gözünüze ilişti mi? 27 Mayıs'tan hemen önce Adnan Menderes, Teşvikiye'deki Belveder Apartmanı'na, içinde yüklü miktarda para bulunan bir «paket» göndermiş.

Gidip, Aydın Menderes'e de sormazlar inşallah! Gözünüze ilişti mi? 27 Mayıs'tan hemen önce Adnan Menderes, Teşvikiye'deki Belveder Apartmanı'na, içinde yüklü miktarda para bulunan bir «paket» göndermiş. Darbe olursa, o binada oturan sevgilisine verilsin, diye. Kadın yokmuş. «Paket»i alan kapıcı ertesi gün darbe olunca paraları alıkoyup kullanmış. Ve İstanbul'un ünlü zenginlerinden biri olmuş.
Kapıcıyı tarif de ettiler. Şamil Tayyar nâm bir köşekadısı etti, daha doğrusu (Yeni Şafak, 29 kasım). Ertesi gün beklenen sual ve bir ertesi gün bu sualin cevabı Sabah'tan geldi. Adnan Polat:
– Hayır, babam İbrahim Polat kapıcılık etmediği gibi, kendisine bir «para paketi» de verilmedi. Menderes'i, adı geçen Suzan Hanım'ın bir akrabasına, kendi yaptığı bir apartmanda daire satışı vesilesiyle tanımıştı. Hepsi bundan ibaret, dedi.
27 Mayıs müdahalesinin Yüksek Adalet Divanı'nda Savcı Altay Ömer Egesel kürsüye elinde bir kadın donuyla çıkmış ve «Bunu, Menderes'in kasasında bulduk!» diye, devrilmiş bir Başbakan'ı hedeflerken Yargı'yı rezil etmişti.
Şimdi de sıra gazeteciliği rezil etmeye mi geldi? İler tutar yeri olmayan bu haberden maksat nedir? Ben anlayamadım.
Ali Rauf Akan

  • Haberi ölüm ilanından aldım: Ali Rauf Akan da aramızdan ayrılmış. Yıllardır Fransız Riviyerası'nda yaşıyordu. Yeğeni Cengiz Hadımlı'ya «Amcan Türkiye'ye gelirse bizi buluştur» dedim durdum. Olmadı. Onunla son defa annesinin vefatında Feriköy Mezarlığı'nda bir araya gelmiştik sanırım.
    Ali Rauf, Hüseyin Cahit Yalçın'ın «Soy adın gibi akan bir üslubun var» diye iltifat ettiği eski bir gazeteciydi. 1950'li, 60'lı, 70'li yıllarda, çizgi bantlar, romanlar dağıtıcısı Opera Mundi'nin Türkiye temsilcisi. Benim dostumdu, baş başa saatlerce konuşabildiğimiz. Hukuk Fakültesi'nde öğrenciyken, Kırkağaç'taki babasından beklediği para gecikince, bekâr odasından çıkmayıp, hatta yatağından... yorganı da başına çekişini sevdiğim; bana Ganguin'i tanıtmak ve benimsetmek için sarf ettiği gayreti unutmadığım arkadaşım.
    Mekânı cennet olsun!
    Dil Yâresi
  • Sarıgül «Ya herro, ya merro!» deyip duruyor; doğru imlası «Ya herrü, ya merrü»dür, dedim.
    Rüştü Keleş aradı:
    – Kürtçe'de herra «gitmek», merra «gelmek» demektir. Deyiş anlaşılan bu kelimelerle yapılmış, dedi.
    – Siz sözlüğe bakar, bana ayrıntılı bilgi verir misiniz, dedim. Söz verdi, ama cevap gelmedi.
    Kürtçe'yi iyi bilen okurlarımdan rica ederim. Herra «gitmek» midir, «gitme» mi? Yoksa emir kipi mi?
    Deyimlerin oluşumu başlı başına bir konu. Dilimizin zenginliklerinden biri, ama biz bu alanda şaşılacak kadar bilgisiziz.
    Yardım edin, Ya herrü ya merrü'nün soyağacını burada kayda geçirelim.
    Bin kere BeşNBirK... Vay be!
    Dile kolay! BeşNBirK'nın 1000'inci programıydı yayımlanan (CNN Türk, 30 kasım). Haftada dörtten aralıksız beş yıl eder, ki tek kelimeyle bir «başarı»dır.
    Zaman zaman ben de katıldım. Beş yıldır daima göz hapsinde tutuğum bir programdı. Benimsediğim bir kanalda, beğendiğim ve sevdiğim televizyoncular tarafından hazırlanıp sunulan, ilgi çekici bir «aşure-program».
    İlk günden başlayarak CNN Türk'ün gözde -kayırılan da denebilir- programlarından biri oldu. Öyle ki bana, hafta içinden konu ve konuk seçmekte önceliği varmış gibi geldi, beş yıl boyunca. Her kanalın böyle programları olur. Ne var ki gözdelerin devamlılığı da başarı şartına bağlı. BeşNBirK, son beş yılın başarılı haber-magazin programlarından biri... -Sevdiklerini sakınma kompleksinden kurtulabilirsem-... başlıcasıdır da, diyebilirim.
    Radyodan bilirdim; bu beş yılda, televizyonun ne tür bir ortak çalışma istediğini de görüp öğrendim. İşin görünmeyen kısmı görünenden biraz daha önemli.
    Cüneyt Özdemir (Görünen BeşNBirK), biz on beş kişiyiz diye başlayıp, ekip çalışmalarının niteliğini, uyumunu, sıcaklığını anlatmaya doyamıyor. Ama suallere cevap verirken, ödüllere teşekkür ederken, başarılarını adlandırırken Soner Yalçın'ın (Görünmeyen BeşNBirK) adını sevgiyle, hayranlıkla anmayı da ihmal etmiyor.
    Adını bilmediklerim de dahil (Cüneyt, üniversite üçüncü sınıf öğrencisi stajyerler, diyor) ekip övgülere layık; Cüneyt Özdemir, Türk ekranlarının sevgililerinden biri; ve bildiğim nitelikleriyle Soner Yalçın da bu başarının beyni. Beyinlerin görünme ihtiyacı ve merakı yoktur, bilirsiniz.
    Aynı seviyede, canlı temposundan, içerik zenginliğinden hiçbir şey kaybetmeden, aralıksız yayımlanmış bin program. Hem de Türkiye'de! CNN Türk'çüleri de, BeşNBirK'cıları ağız ve gönül dolusu kutlamak lazım.
    İSTANBUL MODERN
  • Dün bir üzüntüm de, hazırlıklarından haberdar olduğum İstanbul Modern müzesinin tanıtım toplantısına gidememek, Oya Eczacıbaşı'nı dinleyememek oldu. Asıl açılış 11 aralıkta yapılacak.
    Bu ciddî kültür hamlesini görmezden gelmeyeceğimi bilirsiniz ümidindeyim.