Müstehcen heykel ve siyaset

Siyasî iklimde bir durulma dönemine girdik veya giriyoruz gibi geldi bana. Ne dersiniz, yanılıyor muyum? Yanılmıyorsun derseniz, basın ikliminde de benzer bir gelişmeyi temenni edeceğim.

Siyasî iklimde bir durulma dönemine girdik veya giriyoruz gibi geldi bana. Ne dersiniz, yanılıyor muyum? Yanılmıyorsun derseniz, basın ikliminde de benzer bir gelişmeyi temenni edeceğim. Adını koyamasak da siyasetçilerin «fart-ı faaliyet»inden tedirgindik; aşırı hareketliliğinden yani...
Direklerde asılı duran hava balonları vardır; rüzgârın hangi yönde, ne şiddette estiğini uzaktan bakınca anlamaya yarar. Ben de gerektiği zaman, gazetelerde gözüme ilişen haber balonlarını değerlendirmeye çalışırım. Örnekle anlatayım.
Antalya-Kemer'de Belediye siparişi bir modern heykel dikilmiş, ilçenin merkezî bir yerine. Gazetelerde fotoğrafını gördük. Aşk Yağmuru adlı heykeli yapan sanatçı Zafer Sarı. Metal heykeldeki erkek, bir kadını kucaklamış, havaya kaldırmış. İkisi de çıplak sanırım. Heykeltraşın dediğine göre cinsel organları yokmuş heykeldeki kadın ile erkeğin. (Görünmüyor, demek istemiş olabilir.)
Şimdi siz, mesele yok öyleyse, diyeceksiniz. Bana da öyle geldi, ama Kemer'in eski belediye başkanı ile bugünkü AKP İlçe Başkanı Zafer Yaman öyle düşünmüyorlarmış.
Onlar heykeli müstehcen bulmuşlar. Bulunduğu yere «Porno Kavşağı» diye ad takmışlar. (Söyledim mi, heykeli sipariş eden Kemer Belediye Başkanı Hasan Şeker CHP'liymiş.) Bir önceki Belediye Başkanı Mustafa Gül de «Heykelin, Kemerli genç kızların ahlakını bozduğu» kanaatindeymiş.
AKP'li Zafer Yaman:
– Utanıyorum, demiş. Bu heykeli kaldırın. Bundan sonraki heykellerde bu ikili pozisyon mu değiştirilecek? Bu heykel kadın haklarına bir saldırıdır. Geçen gün kırk kişilik bir grup bana geldi; heykeli yıkacaklarını, taşlayacaklarını söylediler, diye de uyarıda bulunmuş.
Ben haberi perşembe günü Radikal'de okumuştum. Dünkü Hürriyet, Milliyet, Cumhuriyet ve Akşam gazeteleri de bu önemli (!) hadiseyle meşgul idiler. Aynı gün köşesinde Mehmet Y. Yılmaz da değindi bu meseleye;
«Müstehcenliğinden önce, bu heykel güzel bir heykel mi konusu tartışılmalı» diyordu (Hürriyet, 7 eylül).
Haberlerde söylendiğine göre Kemer halkı ikiye ayrılmış durumda: heykeli çok zararlı bulanlar ile, hayır Kemer'e çok yakıştı, diyenler olarak...
Ve siyasetçilerden ne bir ses, ne bir nefes. Oysa böyle bir fırsatı asla kaçırmazlardı. Ama, şimdilik bol malzemeleri var çıngar çıkarmaya elverir. Kemer'deki heykelle uğraşacak vakitleri yok, diye de değerlendirilebilir bu ilgisizlik.
Adlar

  • Adapazarı'nda, içinde uyuyan yavruları bulunan çocuk arabasını bir mağazada bırakıp, içi boş bir başka çocuk arabasını alıp giden ve durumu fark edince telaşa kapılan çiftin hikâyesi vardı gazetelerde.
    Bu gazetelerden birinde haber «SAKARYA'NIN Adapazarı İlçesi'ndeki bir mağazada...» diye başlıyordu (Vatan, 4 eylül).
    Adapazarlılar yadırgamıştır. O şehrih adı hâlâ Adapazarı'dır, Sakarya Valiliğin (Vilayet) adı.
    Bir diğer örnekle anlatayım: «İçel'in Mersin ilçesi» denmez mesela. İçel, Mersin şehri (veya ili) ile ilçelerinin ortak adıdır.
    Yanak okşamanın gerekçesi
    Herkesin gözü önünde Cumhurbaşkanı'nın yanağını okşayan, fazla müşfik İstanbul AKP Milletvekili Recep Koral'ı benden başka yadırgayan bir de Balçiçek Pamir çıktı. Ayıplamak yerine ti'ye almış (Sabah, 7 eylül). Benim aklıma gelmeyen bir ihtimali de düşünmüş ki, iyi olmuş: yerinde şaka, münasebetsizliğin kötü tesirini bile azaltır:
    – Ya Koral da sevgisini, Hasan Celal Güzel gibi elense çekerek belli edenlerden olsaydı, diyor.
    Vatan, bu zat hakkında bilgi de verdi. Kendisiyle konuşmuşlar. Hepimiz faydalandık. Recep Bey'in hadiseye dair açıklamaları, kişiliği hakkında daha aydınlatıcı bilgiler içeriyor (Vatan, 7 eylül).
    Bakın şu dediklerine:
    – Çankaya Köşkü böyle görüntülere alışacak. Artık «asık surat» dönemi sona erdi. (Desenize, Ahmet Sezer'in Recep Bey ve benzerleri hakkında bizden daha çok bilgisi varmış.)
    – Yaşlı, genç, çocuk herkes, «Ona bizim için sarıl, elini öp, yanağını okşa dediler. Ben de Cumhur ile Başkan'ını buluşturdum. Çok heyecanlandım ve büyük zevk aldım.
    – Protokolda böyle bir hareketin olmadığını ben de biliyorum, ama bin davetli içinden biri de böyle bir sevgi ve sıcaklık göstersin. Türkiye'nin bu görüntülere ihtiyacı var. (Demek ki biz bu ihtiyacın farkında olmadığımız için yadırgadık sayın milletvekilini. Belki de «din kardeşimiz» Recep Bey'e teşekkür borçluyuz.)
    Son dediğini de aktarayım. Kelimesini değiştirmeden alıyorum:
    – Sayın Cumhurbaşkanı'nın da şaşkınlıktan çok memnun olduğunu hissettim. (Şaşkınlık'ın anlamını da bilmediğine işarettir. Kötü niyeti yok elbette.)
    Belki de yeni bir Kamer Genç veya Mail Büyükerman vakasıyla karşı karşıyayız. Hiç fena olmaz! Her meclisin biraz da şakaya ve neşelenmeye ihtiyacı vardır; dost meclislerinin de Büyük Millet Meclisi'nin de...
    *
    Bu vesileyle sormak istiyorum. Meclislerin, mevcudun moraliyle (Türkçesini söyleyip haletiruhiyesiyle diyelim) ilgilenmekle görevli bir servisi var mıdır?
    O çatının altında, gün oluyor sabahlara kadar çalışan ve hepsi çok genç de olmayan insanlar barınıyor.
    Orada, yaşlı bir milletvekilinin kulağına eğilip, mesela:
    – Beyefendi siz ateşli bir hastalıktan yeni kalktınız. Bu toplantının sonuna kadar burada kalmamalısınız. Lütfen efendim!
    ... diyen bir hanım görevli olmuş mudur mesela? Bugün de var mı?