Nedir komutanların amacı?

Kısa ifadesiyle söylemek gerekirse, bu ülkede biz, bırakın yabancılarla ilişkilerimizi, kendi aramızda da, hemen hiçbir konuda anlaşamıyoruz desem, beni yadırgar mısınız?

Kısa ifadesiyle söylemek gerekirse, bu ülkede biz, bırakın yabancılarla ilişkilerimizi, kendi aramızda da, hemen hiçbir konuda anlaşamıyoruz desem, beni yadırgar mısınız?
Yıllardır Türkiye'ye kan kusturan PKK terörü konusunda, ABD'nin ve Avrupa'daki sözüm ona dostlarımızın kavli ile fiili birbirini tutmuyor.
Bizim Kürtlerin meselelerini siyaset havuzuna taşımaları konusunda, DTP ile başlatılan ikinci girişim de başarılı olabileceğe pek benzemiyor. Bu yeni partinin Meclis'teki temsilcileri, ana meselelerde ve kendi aralarında olsun mutabakat halinde, diyebilir misiniz? Değiller!
Parantez arası söyleyeyim, Türkiye'nin AB'ye katılımı konusunda, bu birliğin üyeleri arasında ortak görüş ve tavır sağlanmıştır diyecek durumda mıyız? Nedir derdi Sarkozy denilen cumhurbaşkanının ki, Türkler ile arasında kan davası varmış gibi davranmakta ısrar ile direnmektedir?
Aklıselim ile hasret giderme niyetimizi açıklayarak, dağa çıkmış Kürtlerimize ovaya inin demeye davranıyoruz. Sanırsınız ki Avrupalı dostlar bu barış ihtimalinden korkmaktadır. Biz burada, Meclis'te yer bulmuş ovalılarla bağdaşmaya çalışırken, onlar parlamentolarında dağlı Kürtlerin temsilcilerini ağırlayarak yangına körükle gitmekte bir sakınca görmüyorlar.
Bu nasıl dostluktur diye isyan etmekten ibaret değil şikâyetimiz; kendi aramızda, can alıcı meselelerimizde olsun, gönül ve ağız birliği etmekte buluşamıyoruz ki... Hem de tam, bir ağızdan gök gürültüsü gibi ses vermemiz gereken zamanlarda.
Dost-düşman terazisinde, bu meselede Türkler siviliyle askeriyle, farklı etnik unsurlarıyla, iktidarı ve muhalefetiyle birlik midir, diye tartıldığımız sırada, biz, farklı tellerden ses vermeyi marifet zannediyoruz.
Yanılıyorsam söyleyin lütfen! Başbakan son günlerde, sözünü edegeldiğim konularda askerlerle de mutabakat sağlamış olmaktan memnun görünmüyor muydu? Siz de benim gibi içinizden, o toplantılara muhalefet liderlerini de çağırıp, niye daha tam bir birlik manzarası oluşturmuyorsunuz, diye sormuyor muydunuz, kendi kendinize?
Nedir bu noktada Genelkurmay Başkanımızın, Meclis'teki Kürtleri işaret ederek «Terör hem siyasallaştı, hem de legalleşti» diye farklı telden ses vermesi? Yabancıları, PKK'nın, El Kaide ve benzerleri gibi, tam bir terör örgütü olduğuna inandırma amaçlı bir açıklama mı?
Vitali Hakko ve müşterileri
Bizim Yahudilerin en sevilenlerinden biri olduğunu ve bu kadar çok sevildiğini bilir miydiniz, Vitali Hakko'nun, ölümü haberiyle Türkiye ayağa kalkmadan önce?
Aferin gazeteci arkadaşlarıma ve çocuklarıma; Hakko'nun ölümüne dair dünkü haberleri acılı olduğu kadar da sevgi doluydu. Çoğunun ilk sayfalarında yer verilmişti bu ölüm haberine. Bir kısmı iç sayfaları münasip görmüştü. Tahmin edebilirsiniz hangi gazeteler olduğunu. Birgün ve Evrensel gazeteleri, Vitali Hakko'nun ölümü haberini görmezden gelmedi, diyemem, hayır. Saat kaçta baskıya girdiklerini bilmiyorum.
Ailemizde farklı etnik kökenden gelenler bulunduğu ve çocukluğumdan itibaren, bu çok çeşitliliğin hemen bütün örnekleriyle yakınlık kurmuş olduğum için midir, bilemiyorum; onlara farklı gözle bakanları hep yadırgadım. Yadırgamakla da kalmadım, ayıpladım.
Biz, coğrafyamız itibariyle, çok kozmopolit imparatorluk geçmişimizle etnik çeşitliliği yadırgaması, evet ayıplanacak bir toplumun bireyleriyiz.
Ben Vitali Bey'in Mahmutpaşa'daki dükkânını hatırlarım. Vakit gazetesinde Hasan Karakaya, şapkalara duyduğu öfkenin acısını müteveffadan çıkarmak istercesine bir şeyler yazmıştı dün, neden lüzum gördüyse...
Bence şapkadan daha önemli bir özelliği var Vitalı Hakko'nun. (Soyadının Yahudice Hakkı demek olduğunu söylemeyi severdim.) Kendi alanında bir öncüydü Vitali Bey. İstiklal Caddesi'ndeki Vakko Mağazası, düzeni ve şıklığı kadar, çalışanlarının müşteriye muamelesi bakımından da Türkiye'de bir öncüydü. Ve sahibi de, Beyoğlu semtini en çok benimsemiş İstanbulluydu.
Dil Yâresi
Türkçe dostlarından (Aygün Güdücü)

  • İnternet kelimesi ilgi alanıma girdiği için ben de görüşümü belirtmek istedim. Türkçe'ye girmiş yabancı kelimelerin halkın diline yerleştikten sonra değiştirilmesine karşıyım, fakat illa bir kelime bulacaksak bence bu kelime «bilgiağı» değil.
    Çünkü internette yayımlanan, paylaşılan, gösterilen her şey bilgi kapsamında değil. Sadece bilgi paylaşmaya yönelik bir ağ yapısından bahsediyor olsak «bilgiağı» kelimesi doğru olabilirdi.
    Bilgisayarların ve sunucu dediğimiz internette görüntülediğimiz sayfaların depolandığı/saklandığı bilgisayarların birbirine bağlanmasına, evet «ağ» (İngilizce net'ten) diyoruz. Bu ağ bağlantılarının pek çok çeşidi var: internet, intranet, extranet vb... Bu ağların en genişi, en kapsamlısı olan internet'in «genelağ» veya benzeri bir kelimeyle adlandırılması daha doğru olur, kanaatindeyim.
    – Okuruma teşekkür ederken, iyi ki bir terimleme grubunda görevli değilim, diye seviniyorum. Çünkü bu son teklif bana, daha öncekilerden daha doğru gibi geldi. Hep böyle oluyor. Demek ben o tür gruplarda faydalı olabilecek biri değilim.