Olumlu söz işitme hasreti

Cümlelerin de olumlusu, olumsuzu vardır; müspeti, menfîsi yani... Olumsuzuna eskiden cümle-i menfiyye denir ve bence bu deyiş, hangisinin daha sevimli olduğunu pek güzel ifade ederdi.

Cümlelerin de olumlusu, olumsuzu vardır; müspeti, menfîsi yani... Olumsuzuna eskiden cümle-i menfiyye denir ve bence bu deyiş, hangisinin daha sevimli olduğunu pek güzel ifade ederdi.
Sözlükler olumlu cümleyi şöyle tarif eder: «Olumlu bir fiili olan cümle». Olumlu fiil de şu demektir: «Bir işin doğru ve olabilir niteliğini veya böyle olması gerektiğini anlatan fiil. Örnek diye ilk akla gelenler: Geldi. Biliyor. Geçsin. Olumsuz cümlede geçen fiillere örnek olarak da, sözlüğümde şunlar var: Gelmedi. Söylemeyecek. Dönmemeli.
Bugün ferdî mesâînin bütün mahsûlü bir hüsran / Birer beyhûde yaştır damlayan efrâdın alnından... der ya Mehmet Âkif. Benim günlük mesâîmin esasını da hâlâ günlük gazeteleri okumak oluşturuyor.
Öylesine tekdüze bir hal aldı ki günümüzde gazete haberi okuma mesai’si, meslektaşları bilmem, kendi hesabıma beni buna mahkûm edene hayır dua etmek gelmiyor içimden. Kendi düşen ağlamaz demekten öte, hele bu yaştan sonra zaten ne yapabilirim ki?
Başta gelen meselemizin ne olduğuna nihayet karar verebildik. Adını açıkça söylemek için de bir duraksama dönemi geçirmemiz gerekti. Kaybettiğimiz, geri gelmez süre yuvarlak hesapla bir asra yakın.
Yuvarlamadan söylersek, tam 86 yıl sonra dokuz kere yutkunmadan telaffuz etmeyi göze alabildiğimiz gerçek 5 kelimeliktir:
– Bizim bir Kürt meselemiz var!
– Yahu, nasıl oldu da biz bu gerçeği vaktinde fark edemedik, diye kimselere sormayın sakın.
Bu yaşta bana bir soran olsa, içimden sorana kafa atmaktan başka bir şey gelmez sanırım.
Neyse, söylemekle kalmamayı da başardık. İki gün önce Meclis çoğunluğunu temsil eden Başbakan ile Meclis’te Kürt nüfuzumuzu temsil eden DTP Genel Başkanı, birinin parti grubu odasında buluşup bir saat süreyle görüştüler. Şu paragraf bile bugünün Türkiye’sinde bir olumlu cümleler demeti sayılır.
Karşımdaki ekranda Türkiye ve İtalya Başbakanları Erdoğan ile Berlusconi, Ankara’daki enerji zirvesinde konuşan Rusya Başbakanı Putin’i dinlemekteler.
Oh nihayet olumlu cümleler dinlemeye ve yazabilmeye başladık, diye sevinebilir miyiz diyeceğim amma... İçimde bir tereddüt:
– Erdoğan-Ahmet Türk buluşmasından ve Putin-Berlusconi-Erdoğan zirvesinden söz ederken olumlu cümleler düzdük nihayet, diye sevinmekte acele etme, diyor.
Bekle, dur! Bugün Deniz Baykal ile Devlet Bahçeli’nin ne diyeceklerini gör de, hangi çeşit cümlenin daha ağır bastığına ondan sonra karar ver, diyor. 

Görgünün ekranda da yeri var
Ekran habercileri telefon bağlantıları yapıyor. Bazen o konuştukları kişi de gösteriliyor ekranda. «Lafı uzattı» diye, haberci araya girmek istiyor, bir süre üst üste konuşuyorlar. Ekranda söz kesmek ayrı bir maharet istiyor. Ali Kırca bunun ustasıdır. Ne var ki, hiç istemeden kabalık edenler çoğunlukta.
Konuştuğunun sözünü çiğnemek hoş olmuyor.

Dil Yâresi
Fiillerin tekilliği, çoğulluğu (1)


Onu konuşuyorduk. Dilbilgisinin cümle içinde fail (özne) ile fiil (eylem) arasındaki uyum diye bir meselesi var. Bunun iki konuda sağlanması gerekir: l Tekillik, çoğulluk bakımından. l Cümlenin kişileri bakımından.
Bugün ilk konuda ben size, rahmetli Tahir Nejat Gencan’dan (1892-1980) öğrendiklerimi anlatmaya çalışacağım. Dün öyle konuşmuştuk.
* Ana kural şudur: özne tekil ise fiil de tekil, çoğul ise fiil de çoğul olur. Bu kuralın bazı durumlarda değiştiğini görürüz.
* Birinci tekil kişilerde.
A. Bir toplum adına, kendisi gibi olanlar adına konuşurken tekil kişi özneyi de fiili de çoğul kullanır. (Y. K. Karaosmanoğlu: «Bir genç zabit yaklaşıp ona: <Hoca inat etme, fena yaparız> dedi.»
B. Böbürlenirken özne olan zamir de (adıl), fiil de çoğul kullanılır. (Biz adamı perişan ederiz. Biz böyle laflara kulak asmayız.)
C. Alçak gönüllülük göstermek için birinci tekil kişi zamirinin de, fiilin de çoğul kullanıldığı olur. («Şimdi bu nokta üzerinde duralım, incelemelerimizi derinleştirelim.»)
* İkinci tekil kişilerde.
A. Saygı için. B. Nezaketen zamir ve fiil çoğul kullanılır. (Siz bilirsiniz. Buyrun, siz söyleyin.)
* Üçüncü kişilerde.
A. Anlatıma saygı değeri katmak için, özne tekil de olsa fiil çoğul kullanılır. (Cumhurbaşkanımız İstanbul’u şereflendirdiler.)
B. Aşağıdaki durumlarda çoğul öznelerin fiilleri tekil olur.
1. Gövde organlarının ve organlardan çıkan şeylerin. (Bacaklarım ağrıyor. Saçlarınız ağarmış.)
2. Fiil adların. (R. N. Güntekin: Sokakta bağrışmalar, koşuşmalar oldu. İşlerimiz arttı. / H. R. Gürpınar: Alt kattan otel hizmetçilerinin sesleri geliyordu.)
3. Bütün olarak söylenen parçaların. (Ağaçların dalları sallanıyor. Kitabın yaprakları yırtılmış.)
4. Cansız varlıkların. (A. Haşim: Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?)
5. Bitkilerin, hayvanların. (R. H. Karay: Şeftaliler, erikler, kızılcıklar etrafımı kaplıyor.)
6. Zaman adlarının. (Dakikalar, saatler birbirini kovaladı.)
7. Özne olan topluluk adları «-ler» ile çoğullanmamışsa fiil tekil olur. (Y. Kemal: Kalabalık ikiye ayrıldı.)
8. Sayılarla belirtilmiş öznelerin fiilleri daha çok tekil kullanılır. (R. N. Güntekin: Yanımdan iki kişi geçti.)
9. Nicelik gösteren belirsiz sıfatların belirttiği tekil öznelerin ve özne olan belirsiz zamirlerin de fiilleri -daha çok- tekil olur. (F. R. Atay: Herkes karıştırıcılardan şikâyetçi.)
10. «Var, yok» yüklemleri, özneleri çoğul insan da olsa, daha çok tekil kullanılır. (Bahçede çocuklar var. Orada kimseler yok.)
C. İnsan olan çoğul öznelerin yüklemleri çoğul da olabilir tekil de. Bu söyleyenin, yazanın düşüncesine bağlıdır.
1. Çoğul öznelerin bireyleri teker teker değil de, bir bütün, bir toplum olarak düşünülüyorsa fiil tekil olur. (Dostlar alışverişte görsün. Arkadaşları onu kıskanırdı.)
2. Çoğul öznenin bireyleri teker teker düşünülüyor ve düşündürülmek isteniyorsa, fiil de çoğul olur. (Ö. Seyfettin: Kaymakam önde, zaptiyelerle Hoca Efendi arkada gittiler.) 
– Yarın devam ederiz olur mu?