Paşanın bakandan farkı ne?

Emekli Oramiral İlhami Erdil hakkında açılan yolsuzluk davasıyla ilgili haberde Emekli Orgeneral Kemal Yavuz'un da resmi kullanılmışsa haberi mutlaka okumak gerekir.

Emekli Oramiral İlhami Erdil hakkında açılan yolsuzluk davasıyla ilgili haberde Emekli Orgeneral Kemal Yavuz'un da resmi kullanılmışsa haberi mutlaka okumak gerekir.
Neden mi?
Güzelim Kemal Paşa doğru bildiğini kimseden çekinmeden, lafı ıvırıp kıvırmadan gümbür gümbür söyleyecektir de ondan. Nitekim söylemiş.
Hadiseyi biliyorsunuz. Vatan'ın çıkardığı bir haberdi. Burada ben de özetledim. Tekrar etmeyeyim.
Kemal Yavuz:
– «TSK'da sorumluluk sadece komutanlara değil, eşlerine de aittir, diyor; sözün ardını da getiriyor: Yüksek Askerî Şûra'da kişiler değerlendirilirken, eşleri de değerlendirilir. Bir albay için, ya da terfi sırasında bir general için <İyi bir insandır, ama eşi bu rütbedeki bir makamın eşliğini kaldıracak kapasitede değildir> dendi mi, o kişi bitmiştir. Onun için eşinin tutumundan bir komutan doğrudan sorumludur. TSK'da bu durum kesin ve değişmezdir» (Milliyet, 10 aralık).
*
Sedat Ergin önemli bir hatırlatmada bulundu. Neşter-2 yolsuzluk soruşturmasını yürüten savcı Ömer Süha Aldan, hâkim izniyle dinlenen telefon konuşmalarında bazı Yargıtay üyelerine de rastlamıştı. İddianamesinde sekiz Yargıtay üyesinin de yargılanması isteğiyle Yargıtay Başkanlığı'na başvurdu. Başkanlık Kurulu, deliller yasal yoldan elde edilmemiştir gerekçesiyle yargılama talebini reddetti.
Bu yüzden, «Savcının suç işlediklerine kanaat getirdiği Yargıtay üyelerinin mahkemeye getirilerek yargılanmaları mümkün olmadı» (Hürriyet, 10 aralık).
*
«Erbakan için ümit ışığı» başlığını ben olsam «Erbakan gene paçayı kurtardı» diye verirdim (Radikal, 10 aralık).
Ceza İnfaz Kanunu Meclis Adalet Komisyonu'nda konuşulurken AKP'liler, kayıp trilyon davası sebebiyle hapse mahkûm edilen Necmettin Erbakan'ı hapse girmekten kurtaracak bir tedbir düşündüler. Hazırlanan önergeyi iki CHP'li de imzaladı. Bakan Cemil Çiçek bu konuda görüş belirtmedi. Diğer iki CHP'li üye karşı çıktılar. Önerge kabul edildi.
Şimdi Erbakan 75'ini geçtiği, cezası üç yıldan az olduğu ve bir hastaneden «Sağlık durumu cezaevine girmesine uygun değildir» raporu da alabileceği için cezası «ev hapsi» olarak infaz (!) edilecek.
Göreceksiniz, sıradan siyasetçiler için de çok ağır sayılacak bir suçtan hükümlü olmasına rağmen, Saadet Partisi Genel Başkanlığı makamında «şerefli» görevine de devam edecektir.
*
«Geçen salı günü çok önemli bir gelişme kamuoyunun dikkatinden kaçtı, diyor Sedat Ergin.
«Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, AKP Siirt Milletvekili Öner Gülyeşil ve CHP Kocaeli Milletvekili Sefa Sirmen'e ait dokunulmazlık dosyaları TBMM Genel Kurulu'nda okunarak, yasama döneminin sonuna kadar ertelendi.
AKP ve CHP'den 6 milletvekilinin dokunulmazlık dosyaları da ertelendi».
Emekli Oramiral mahkemeye giderken hükûmet üyeleriyle milletvekilleri için yasama döneminin sonu beklenecek.
Tuhaf bir durum!
Konu para, enflasyon değil
Umarım dün akşam seyretmişsinizdir. CNN Türk'te, Bozuk Para 1 Lira belgeselinin ilk bölümü yayımlandı. (Sen seyrettin mi diye sormayın, seyredeceğim. Unutmayın ki bu yazı dün akşama doğru yazılıyor; yayın gene dün 21.05'te başlayacaktı.)
Ben, Türk Lirası'nın yaşadığı (Pişmiş tavuğun başına gelmemiş) macerayı yakından bilenlerdenim. Altmış paraya simit almış, üç kuruş on paraya tramvaya binmişler neslinden. (Kuzum para gene kuruş'un kırkta biri mi oluyor?)
Bir bayram günü amcam çıkarıp 25 kuruş bana, 25 kuruş da Ayten'e verdi; bayramyerinde deliye döndük, bu kadar çok parayı nasıl harcayacağımızı bilemediydik. İlkokul 2'nci sınıftaydık, Ankara'da. (Yılbaşından sonraki 25 kuruş şu günün 250 000 lirası demek. Bugünün bayram çocuğunu sevindirmeye yeter mi? Siz de soracaksınız bana, «Bayramyeri mi kaldı?» diye.)
İnanın bana paradaki ani değişiklikle harcama alışkanlıklarınızın, hesaplama ve alışveriş reflekslerinizin, varlıklı veya yoksul olma duygularınızın, kısası hayatınızın değiştiğini göreceksiniz. Biz de bozuk paraları nereye koyacağınızı bilemeyeceksiniz.
Dün akşam belgeselde paramızın 1923-1950 macerası anlatıldı. Haftaya yayımlanacak 1950-2004 hikâyeleri çok daha heyecanlıdır. CNN Türk'te, gününe, saatine bakın.
Kaçırmayın!
Alıntı

  • Cumhuriyet, Özel Batı Lisesi öğrencilerine AB hakkında ne düşündüklerini sormuş (10 aralık). Cevaplardan iki örnek:
  • Gökçe Emer (11. sınıf), «En uyuzuma giden olay da bizim geleneklerimize, göreneklerimize karışmaları. Örneğin kokoreç yasaklanacakmış. Niyeymiş o? Tamam insan sağlığına zararlı kabul ediyorum, ama onlar da domuz eti yiyorlar. Biz onlara karışıyor muyuz?»
  • Mert Uslu (5. sınıf), «AB'de olan ülkelerin hataları, Türkiye'dekilerden daha çoktur. Mesela İspanya'yı ele alalım. Boğa güreşleri yapılıyor ve o boğalar ya kendi zarar görüyor ya da seyirciler veya arenadaki görevliler zarar görüyor. Buna karşılık Türkiye'de böyle bir şey olmuyor».