QWX derken de çıngar çıkar

Haber, HaberTürk'ün manşetindeymiş. «Alfabeye ilave (demişler): QWX.» Ben masama henüz oturmuştum. Gazetelerim sıralanmış: Radikal, Hürriyet, Sabah, Milliyet... Oooo! HaberTürk'e vakit var.

Haber, HaberTürk’ün manşetindeymiş. «Alfabeye ilave (demişler): QWX.» Ben masama henüz oturmuştum. Gazetelerim sıralanmış: Radikal, Hürriyet, Sabah, Milliyet... Oooo! HaberTürk’e vakit var.
Sabah sabah telefonla beni arayan genç meslektaşım NTV’den Hasan Cömert’ti. Bu haberi ondan aldım.
– Kürtçe alfabede bulunan QWX harflerini Türkçe alfabeye de almak istiyorlarmış.
– Nereden çıktı bu?
– Haberi var gazetelerde. Ben, siz ne dersiniz, diye soracaktım.
Sorduğuna pişman olmuştur çocuk. Aman bir sinirlendim, bir öfkelendim.
Kesinlikle üstü örtülsün, demiyorum. Bilakis, Kürt meselemizin üstüne üstüne gidilmesinden yanayım. Utanılacak ölçüde gecikmiş, bu yüzden de çok can yakmış durumdayız zaten... Cumhuriyet Ağabeyimden özür dileyebilmeyi çok istediğim, ona karşı işlenmiş büyük suçlarımızdan biridir benim için de mesele.
Amaaaa! Sıra alfabeyle oynamaya geldiyse, beni mazur görün, o noktada kulunuz olumsuz tavır takınırım.
Telefonda Hasan’ı sorduğuna soracağına pişman ettim. Şimdi size derdimi, fazla uzatmadan da anlatabileceğimi sanıyorum.
Alfabe bir dilde var olan sesler demektir. Daha doğrusu da, sayısı dilden dile değişen o seslerin yazıya geçirilmesini sağlayan (harf dediğimiz) işaretler bütününe alfabe deriz.
Her dil gibi Türkçe’nin de uzun bir geçmişi, bir tarihi var. Burada o bahse girmeyelim. Konuşageldiğimiz dilin bilimsel adı Türkiye Türkçesi’dir. Osmanlılar döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nde konuşulan, yazılan dil. Bugün konuştuğumuza Yeni Türkçe diyenler de var.
Türkiye Türkçesi’nin, Eski Anadolu Türkçesi ve Osmanlıca devirlerinde Arap harfleri (alfabesi) benimsenmişti. Yeni Türk Harfleri Kanunu TBMM’de 9 ağustos 1928’de (yani tam 81 yıl önce) kabul edildi. Arap harflerinden Latin alfabesine geçişimiz, öğrenim kolaylığı açısından faydalı bir değişim, bir devrimdi.
Yeni alfabemiz 29 harften oluştu. Latin harflerinden, mesela Q ve X harflerinin alınmasına gerek görülmemişti. Bu arada K harfinin kalını ve incesi birbirinden ayrılmayarak tek K ile yetinildi. Arapça ve Farsçada birden çok şekille belirlenen S, H, T, Z harfleri tek sese indirildi. Ayın ve hemze için bir işaret belirlemeye de gerek görülmedi.
Ben, yeni alfabe belirlenirken bilimsel esaslara uyulmamış, bu önemli dönüşüm aceleye getirilmiş ve sonradan da düzeltilememiştir, diye düşünerek üzülenler safındayım. Türkçe imla kurallarının geçen seksen yıla rağmen hâlâ kesinleşememiş olmasının temeldeki sebebi de, 1927-28 yıllarındaki hazırlıkların yetersiz olmasıdır diye, bıkmadan usanmadan hayıflanırım.
Nedir şimdi söylenen? Açılım planı yeni bir devrim olacak ve bu arada, sarsaklığı devam etmekte olan alfabemize, Kürtçe’de kullanılan Q, X, W harfleri de eklenecekmiş.
– Efendim, emektar bildiğiniz gibi 29 harften oluşmuştu; Kürtçe için gerekli üç harfi de ekleyerek sayısını 32’ye çıkardık, dememiz bekleniyor demektir.
Olmaz öyle şey! Efendiler, paşalar, Ankara’da üst görevlerde bulunmak, bu çok önemli bilimsel konuda da yeterli ve yetkili olmak anlamına gelmez.
Nurallah Ataç’ın sözüdür, herhalde yaşını başını aldığında söylemiş: Haddini bilmek yaşını bilmekle başlar, derse inan! diyor. Asıl vahameti işaret eden bence şu meseldir: Haddini bilen helak olmaz!
Hitap haddini bilmezleredir. Gene onların dediği olursa, yazık ki dilimiz ve imlamız bir darbe daha yiyecek. 

Ters tarafından kalkmaya gör!
Deyimi ben, Sol tarafından kalkmış! diye bilirdim. Solculara hatır hoşluğu olsun diye mi nedendir bilmem, deyim son zamanlarda Ters tarafından kalmış, diye söyleniyor.
 Dün sabah ben ters tarafımdan kalktım galiba. Atv’nin Mutluluğa Açılan Sofralar adlı programında Berna Laçin’le, sofra başı sohbetindeydik. Işıl ışıl gülen, çok da güzel bir sanatçımızdır Berna; sohbetinden de hazzederim. Tertemiz bir Türkçe konuşur, Allah için tatlı dillidir. Sofra huysuzluğumun hemen bütün çeşitlemelerini sergiledim. Öyle ki, o programı seyretmiş hanımlardan hiçbiri beni bir daha sofrasına davet etmeyecektir.
*
Dilimin ucunda bir şey daha var. Bir anketin sonuçlarını yayımladı Radikal, dün. ANAR, Kuran’ın Anlamı ile Buluşmak adlı bir çalışma yapmış. Sual:
– «Türk halkının hayatında dinin yeri ne?»
2 224 kişiyle konuşmuşlar. Çevirilerinden faydalanarak, kutsal kitapları okumaya çalışmışlığım var. Okudum ve anladım diyemeyeceğim. İfade-yi ilâhiye’yi idrakten behredar olmadığım sonucuna vardım. Haddimi ve erişemediğimi iyi bildiğim bir ilim ve iman alanıdır.
Özrümü beyan ettikten sonra söyleyeyim, ki deneklerin cevapları tartışılabilir gibi geldi bana.
Bir sual:
– Ramazanda düzenli oruç tutar mısınız? (Tutarım diyenlerin oranı yüzde 79,3. ABD’de Pew düşünce kuruluşunun geçen Ramazan Türkiye’de yaptığı ankette bu oran yüzde 20 idi.)
– Beş vakit namaz kılar mısınız? (Anar’da evet diyenlerin oranı yüzde 45,8; Pew’de 34.)
– Anar anketine göre «Dindarım» diyenler yüzde 62,8; Pew’e göre yüzde 94,0.
TESEV’in ve KONDA’nın geçmiş yıllarda gene bu konuda yapılmış anketleri de var.
Yerlerinde olsam bu konuyu anketler aracılığıyla araştırmazdım. İnançlar konusunda daha dikkatli davranılsın, diye bir düşüncem var. Epeyi saygısızlık ettik zaten gibime geliyor.
*
Doğru tarafımdan kalksaydım, dünkü günün hangi haberlerini burada tekrarlardım size, onu da söyleyeyim.
* Melih Gökçek, Ankara 7. caddede bir anket (veya referandum) yaparak «Burada alkollü içki içilsin mi, içilmesin mi?» diye soracaktı. Bunun hukuk ve mantık dışı bir uygulama olacağını öğrenmiş, yapamayacak.
* Ayrıca tarifi gerekmez ünlülerden, Vakit yazarı Hüseyin Üzmez küçük yaşta kız çocuğuna tasalluttan («cinsel istismar» diyorlar) 13 yıl hapse mahkûm edildi. Bunun 8 yıl küsurunu yatacak.