Radikal?de köşekadıları

Ayşegül Arslan?ın «Medya Mahallesi» dün sabah Radikal yazı işleri toplantısıydı; söze, köşekadıları açısından en kalabalık gazetenin Radikal olduğunu söyleyerek girdi.

Ayşegül Arslan’ın «Medya Mahallesi» dün sabah Radikal yazı işleri toplantısıydı; söze, köşekadıları açısından en kalabalık gazetenin Radikal olduğunu söyleyerek girdi. İsmet Berkan itiraz etti, yok artık o kadar da değil, diye. Radikal’deki kadılar herhalde, «Ben onlardan memnunum, Allah sayılarını eksiltmesin!» kabilinden gönül alıcı bir laf beklemişlerdir herhalde.
Benim bir beklentim yok. Yazı işleri kadrosunda öylesi var ki, mahalle toplantısına katılsa fikrini tekrarlardı: «Yaşlılarından başlayarak bunları biraz seyreltsek iyi olur, diye; dört kolluya binmelerine ne kaldı dersek, daha çoook bekleriz!» diyerekten.
*
İşe bakın, ben de pazar günü Radikal’i keyfimce okurken kadılarımızın yazdıklarıyla bir kere daha gururlanmıştım.

  • Piyale Madra’nın Havvaları’ndan başlayarak. Piyale’yi seyredip okumadan edemem.
  • Yakın tarihimiz deyince bizim aklımıza, 1839 Gülhane Hattı Hümayunu’ndan başlamak gelirdi. İsmet Berkan’ı okurken onu düşündüm: yakın tarih değişmiş, Cumhuriyet’ten de değil, artık 27 Mayıs’tan başlıyor.
  • Ön sayfalarda ikamete memur edilen iktisat kadıları Fatih Özatay, Baran Tuncer, Mahfi Eğilmez, Funda Özkan çoğu zaman sevgiyle selamlayıp yanlarından saygıyla geçtiğim uzman yazarlardır. (Spor yazılarında da olduğu gibi.)
  • Akif Beki çok okunurlardan oldu bile. İktidar saflarından muhalifçe gazetelere geçenlere rağbet arttı, farkında mısınız?    
  • Cengiz Çandar yerde leylek görmemiş kadıların en başta geleni. Son iki haftadır huzuruna varageldiği devlet başkanlarının adlarını okurken başım döndü. Ben küresel gazeteci tipinin gelecek yıllarda giderek daha değerleneceğini ve diplomasinin gayrıresmî de olsa vazgeçilmez unsurları haline geleceğini düşünüyorum.
  • Haluk Şahin, Levent Kırca’nın Üsküdar’da Belediye Başkanlığı seçimini kazanması ihtimali üzerinde durmuştu. Gittikçe kabalaşan seçim karamsarlığı içinde ışık saçan bir güzel yazıydı.
  • Murat Yetkin, Ankara haber kaynağım ve iç siyaset akıl hocam, benim. Okumadan edemem.
  • Yazık ki geç tanıdığım Oral Çalışlar «hâlisüddem» bir gazeteci. Bize katıldığına sevindiğim kadılardan biri. «Türkiye normalleşiyor» hükmüne «ağır ağır» demek şartıyla katılırım.    
  • Hasan Celâl Güzel, hep bildiğiniz gibi bana tanıdık gelen kadılardan değil. Seçim arifesinde bir AKP güzellemesi yapmış. Tarafsız görünmeye çalışarak da değil. Gaziantep’e bu kerre de aday olan Belediye Başkanı Dr. Asım Güzelbey’i desteklemeye gitmiş. «Amcazâdem»dir, diyor. Yalnız Radikal’n değil, bütün Doğan Grubu’nun en «tarafgir» yazarıdır bence.
  • Sayfa sırasını takip ediyorum. Avni Özgürel oldum olası her gazetede bir temsilci bulunduran tarih-ve-değerbilir yazarlar neslindendir.
  • Ve Türker Alkan, günümüz basın dünyasında, elbette gene bence, günlük gazete yazarı olarak 1 numaralı kadımız. Soruyordu, Atatürk reformları olmadan sıra demokrasiye gelebilir miydi, diye?       
  • Gündüz Vassaf hassas elekten geçmiş yazılarını sektirmeden okuduğum. TÜBİTAK’ın Darwin konusundaki densizliğine değindikten ve bu bilim kurumundan bir Darwin özel sayısı beklediğini belirttikten sonra, «Nerelerdesiniz?» diye sorarcasına Boğaziçi Üniversitesi’nin bir bir 224 öğretim görevlisinin adlarını sayıyordu.
  • Bu pazar Altan’ın (Öymen’in yani, Radikal’deki en eski arkadaşım) yazısı yoktu nedense?
  • Ve Perihan Mağden sevgilim! Doğum yapar gibi, gene roman yazma iznine çıktı (Ben krizi tuttu, diyorum). İsmet’in yerinde olsam «Tamam!» demem, ama büyük söylemeyeyim, Perihan da söz dinler çocuk değildir. 

Seçim öncesi kura çekimi
Tanıdığım, sevdiğim bir genç adamdır. Anlatacağım olayla ilgisi bulunanlara güvenemediğim için, onun adını vermeden yazacağım.
Genç adam hâlâ bekâr. Annesiyle oturduğunu biliyorum. Bu konuyu eşelemeyi de severim amma, ona «Çocuk sen neden evlenmiyorsun?» diye sormaktan da çekindim işte. Sorsam, bilirim ki o da bana cevabı çok zor sualler soracaktır.
Bu devirde evlenmek? Sorumluluk duygusu olan gençler için kolay bir karar değil.
Delikanlı dostumun akrabalarından haber aldığı, Mersin-Anamur ilçesinin Ören Beldesi’nde bir TOKİ kooperatifine üye olduğunu öğrenince, «Hayrola?» sorgusuna girmeden içimden sevinmiştim, «Haydi bakalım!» diye.
Kooperatife 2006 Ağustosunda 2 000 TL ödeyerek girmiş, Ören Belediyesi hesabına da bankaya 250 lira yatırmıştı.
2009 Ocağında Ören Belediyesi’ndan yetkili biri onu aramış.
– İnşaat bitti, evlerimiz tamamlandı. 21 şubat günü kura çekimi var. Sizi de bekliyoruz.
Pek sevindi. Kışa, kara, soğuğa rağmen 21 şubat cumartesi yapılacak çekime katılmak üzere Anamur’a gitti. Kura çekimi törenine Anamur Kaymakamı, Ören Belediye Başkanı Hüseyin Ülkü ve diğer zevat da katılmış. Sen çektiğin kuradan memnun musun, diye sormadım. Bu tombaladan sevinenler de olur, üzülüp burulanlar da, bilirim.
Sonra ilk rastladığımda keyfinin kaçmış olduğunu görünce sordum. Akıl alır şey değil. Anlattı, canının niye sıkıldığını.
Telefonla Ören Belediyesi’ni arayıp sormuş:
– Anahtar teslimi ne zaman, diye?
– Onu Ankara’ya TOKİ Genel Müdürlüğü’ne soracaksın, demişler.
Aramış ve öğrenmiş ki, kura çekimi nizamî olmadığı için sonuçları da geçerli sayılmazmış.
– Neden?
– Kuranın noter huzurunda çekilmesi gerektiği halde, toplantıya noter çağrılmadığı için, demişler.
– Peki, kura ne zaman tekrarlanacak, sualine de bekletmeden cevap vermişler:
– Yerel seçimlerden hemen sonra!
Çocuğun keyfini daha çok kaçırmayayım diye, sadece Ören Beldesi’nde AKP’nin adayı kim bu sefer, diye sordum.
– Eski başkan Hüseyin Ülkü, dedi.
«Keşke bu haftayı Ören’de geçirip, seçim kampanyasında Başkan Hüseyin Bey adına biraz gayret sarf etseydin!» demedim artık. Şaka kaldırır hali yoktu.
Seçim ertesi ne olacağını bekleyip göreceğim.