Seçim ilgi görüyor mu sizce?

Geçim derdine bir de seçim derdi eklenince, diğer bütün dertlerimizi unuttuk sanmayın. Siz bilir misiniz ki, köşekadıları da bir tür halkoyu araştırma noktalarıdır.

Geçim derdine bir de seçim derdi eklenince, diğer bütün dertlerimizi unuttuk sanmayın. Siz bilir misiniz ki, köşekadıları da bir tür halkoyu araştırma noktalarıdır. Millet neyle meşgul sualinin cevabını, ele aldığınız konulardan ilgi uyandıranlara bakarak da anlayabilirsiniz.
Bu türden bir anketçi olarak ben de düşündüğümü size hemen söyleyebilirim.
– İnsanlarımız, seçim kampanyaları dönemine fiilen girdiğimiz halde, bu kerre, siyasetle pek meşgul değiller.
– Sen iyi bir siyaset yazarı değilsin. O işin meraklıları senin kapını çalmaz, derseniz yanılırsınız.
Bakın, her gün bu memlekette kaç gazete satıldığı aşağı yukarı bellidir. Ya köşeyazılarını kaç kişinin okuduğu? Onun orasını Allah bilir! «Senin yazına kaç kişi girmiş?» diye bir acayip laf işitiyordum. Anlamı:
– Seni kaç internetçi okudu, demekmiş.
Çok farklı bir okurdan söz ediliyor, benim pek fikrim olmayan bir dünyadır...
Günün siyasî haberleriyle ilgili çok sayıda mektup almayan köşekadısı yoktur, dersem inanın. Size bu son seçimde esen, hayli farklı bir havadır, demeye çalışıyorum. Evet, okur mektuplarına, telefonlarına bakarak söylüyorum bunu.
Tecrübem beni yanıltmıyorsa, bir diyeceğim de şu:
– Bu son seçimden bizi hayli şaşırtacak sonuçlar çıkacak.
İlgisizlik havasından endişe etsek yeridir.
Dil Yâresi
Türkçe dostlarından (Mehmet Mesutoğlu )

  • TGRT Haber'de işittim (10 haziran). «Polis şüphelileri kovalamaca sonucu yakaladı» dediler. Bu bir çocuk oyununun adı değil midir?
    – Ben de öyle biliyorum.
    «Koşuşturma, telaş ile bir şeyler yapmaya çalışma» anlamı da var.
    Lafın gümrüğü olmaz, derler
    Hayatı, insan ilişkilerini hayli farklı algılayışıyla dikkati çeken Aysel Gürel'i ben, çoktan beri tanırım. Çok renkli, hareketli, neşeli bir insandır, ama değişken karakterli değil. Düşündüğünü, doğru bildiğini söyleyenlerden biridir.
    Onu ilkin Küçük Sahne'de görmüştüm. Çekici bir genç kızdı. Zeki, güzel, canlı... Radyo Tiyatrosu'nda tanıştık. En son CNN Türk'ün bir sohbet programında bir araya geldik.
    Sevimliliği, Deli Râziye'liği yanında, tertemiz bir Türkçe'yle çok güzel şarkı sözleri yazışını beğeniyorum. Sahiden farklı çok insan yok bizim dünyamızda, Aysel bu sebeple de kıymetlimizdir.
    Dün Hürriyet'te gördüm, Emlak ekinde. Ali Ağaoğlu (büyük inşaat şirketi sahibi), kendi binalarının daha sağlam ve güzel olduğunu anlatmak için (bir reklam filminden esinlenerek) «Aysel Gürel'e ne kadar makyaj yaparsan yap, ondan bir Deniz Akkaya yaratamazsın» demiş. Gazete de beğenmiş olmalı ki bu lafı, ekinin birinci sayfasında büyütmüş. Ben hiç sevmedim!
    Yunan mı, Yunanlı mı? Ya Çinli ile Hintli?
    Adlar
  • Sercan Hanazay mektubuna «Sizi bir konuda eleştirmek için yazıyorum» diye başlamış.
    Önce eleştirisini görelim.
    «Yazınızda bir cümle gördüm, diyor. Dimitri Kitsikis bir Yunanlı tarihçidir, demişsiniz. Başka birinin yazısı olsa doğal karşılayabilirdim, ama siz yazınca biraz üzüldüm. Bir yabancının sizin için dediğini düşünür müsünüz... demeniz gerekirdi. Birçok yazıda sözcüklerini görüyorum. Bu tip yanlışların düzeltilmesi gerektiğine inanıyorum.»
    – Böyle buyurmuş Sercan Bey. Yunanlı'yı bırakın, Çinli kelimesine de itirazı olduğu anlaşılıyor. Hintli'ye de Hint diyor zahir.
    Benim Sercan Bey'e ilk diyeceğim şu. Eline geçen bütün sözlüklere baksın. Bunlar arasında, «Yunanistan'da yaşayan halka verilen ad» tarifinin önünde, hem YUNAN, hem YUNANLI kelimelerine yer vermemiş bir sözlük bulabilirse, lütfen beni de bilgilendirsin. Eski sözlüklerde, mesela Şemseddin Sami'nin Kamus-ı Türkî'sinde Yunan kelimesinin sadece «Yunanistan» anlamına geldiğini ve Yunanlı kelimesinin eşanlamlısı olarak sadece Yunanî kelimesine yer verildiğini görecektir.
    Okurlarım sözlüğe (tereddüt halinde aynı zamanda birkaç sözlüğe) bakma alışkanlığına nasıl önem verdiğimi bilirler. Hele niyetiniz, bir Türkçe hatasına parmak basmaksa, bunu, bir kere de sözlüğe bakıp kendi bilginizi kontrol etmeden zinhar yapmayın.
    Beni eleştirme amacıyla zahmete katlanıp tuşlara basan okurum, eminim yaşça benden küçüktür. Türkçe adlar konumuz tamamlandıysa, ben de ona bir görgü kuralını hatırlatmak istiyorum.
    Bana ulaşan mektubunun daha başında: «Merhabalar! Köşe yazılarınızı çok sık okumasam da takip etmeye çalışıyorum» diyor.
    Zarafetle kolay bağdaşır bir giriş değil bu. Köşeyazarı, «Bana mektup gönderdiğine göre, şu alttaki imzanın sahibi, demek yazdıklarımı okumuş» diye düşünür; bu düşünceden hazzeder, bu ona yeter. Sizin söze, hiç de nazik olmayan ve yazarın okurdan pek de beklenmeyeceği bir açıklamayla girişinizin, görgü kuralları dahilinde bir izahı, bir gerekçesi olabilir mi, diye düşündüm, doğrusu bulamadım.
    Sözlükler dışında bir de görgü elkitabı edinirseniz, belki faydalanabilirsiniz gibi geldi bana.