Seçim konuşmalarından bir kitap, bir de televizyon programı çıkabilir

Geride bıraktığımız seçim kampanyasında siyasî partilerimizin kaybının, kazancının ne olduğunu, bu gecenin geç saatlerinde aşağı yukarı öğreneceğiz.

Geride bıraktığımız seçim kampanyasında siyasî partilerimizin kaybının, kazancının ne olduğunu, bu gecenin geç saatlerinde aşağı yukarı öğreneceğiz. Sayımın gidişinden belli olur. Bilcümle vatandaşlar olarak bu hangâmeden bizim payımıza ne düştüğünü sorarsanız, bunun cevabı güç değil:
– Zihin karışıklığı!
Halkın huzurunda, meydan kürsülerinde, boğazlarını yırtarcasına bir şeyler söylemeye çalışanların ne dediğine dikkat ettiniz mi?
– Hemen de hiçbir şey!
Yaptıkları, bir kıraathanede yüksek sesle -buna sohbet denemez- kavga etmekten başka bir şey miydi? Kavgadan ne öğrenir dinleyenler, hangi tarafın daha cerbezeli, daha edepsiz, daha şirret olduğunu anlamaktan öte?
İsterdim ki, meslektaşlarımızdan biri zahmete değer görsün ve kampanya süresinde muhterem parti başkanları arasında cereyan eden konuşmaları, atışmaları, küfür ve hakaretleri de, bir oyun metni gibi (Komedi, dram, facia... eli hangi türe daha yatkınsa) kitaplaştırsın.
İnanın, yılın çok satan kitaplarından biri olur. Eğlenmek için bile okusak, bu meydandan meydana, şehirden şehire, bir yerlerini yırtarcasına ve haftalarca sürdürülen dalaştan, siyaset de, siyasetçi de çok ders alacaklardır, derim.
Daha önce denendiğini hatırlamıyorum. Hatip başkanların kampanya boyu söyledikleri bir araya getirilsinden ibaret de değil, benim dediğim. Terim hatalarını cehaletime verin, hepsinden seçilmiş konuşma parçalarının aranjmanıyla elde edilecek bir kompozisyondan söz ediyorum.
Devlet Bahçeli kürsüye, elinde cellat urganıyla çıktığında nasıl seslendi Tayyip Erdoğan'a? Ertesi gün veya mitingde, Başbakan ona ne cevap verdi. Konuşmaların bu parçaları, suale veya sataşmaya anında cevap verilmiş gibi peş peşe monte edilecek. Konuyla mütenasip bir fon müziği de kullanılabilir. Hatta derinden derine, iyi şiir söyleyen biri, sözünü ettiğimiz diyaloğun paralelinde, mesela Köroğlu'ndan şu iki dizeyi seslendirebilir:
Ol sana düşmandır dost gibi bakar / Fırsat da bulunca urganın çeker.
Bu cellat kemendi, yapılan tartışmaların doruklarından biriyse eğer, Karacaoğlan'a da kulak verebiliriz:
Alları çıkarıp karalar giyip / Sen varıp illerin sözüne uyup / Bir gün ben kendime kıyarım deyip / Urgan atmadığım dallar mı kaldı?
*
Köroğlu ile Karacaoğlan'a Eyvallah! deyip, köşesinde mensureler yazan Türker Alkan'a kulak verelim isterseniz.
«Liderler arasında laf atma yarışı çığrından çıkmaya başladı, diyordu. Sanki yarışmasını izliyoruz» (Radikal, 18 temmuz).
Yarışma kelimesi, çarşamba sabahı Türker Bey'i okurken, hayal gücümü harekete geçirmişti. Benzer muzipliklerin yaratıcısı Fatih Aksoy'u arayamadım. Buradan sesleniyorum:
– Fatih Bey dostum, SİYASETÇİLER KONUŞUYOR veya MEYDAN HATİPLERİ YARIŞIYOR diye bir program, reyting yapar mı dersiniz?
Sanırım oyunculuk gibi, dans gibi, şarkı söylemek gibi, sirk cambazlığı gibi, mucitlik gibi özel yetenek ve marifetlere de gerek duyulmaz bu dediğim yarışmada.
Ağzı iyi kötü laf yapan herkes katılabilir yarışmaya. Daha çok, kıraathane hatipleri ve gelin kaynana programı müdavimleri arasından çıkar, bu yarışmanın talipleri diye düşünüyorum. Futbol seyirci taifesinden de müracaatlar olur. Seçim kampanyasında kurdunu dökme fırsatı bulamamış, siyasî parti mensupları da katılsın isterlerse. Onların içinde, fırsat bulup da dışa vuramadıkları çok laf birikmiş olabilir.
– Fatih Bey, ben devam ediyorum, siz hâlâ orada mısınız? Hiç sesiniz çıkmadı da...
Münazara ekipleri gibi üç dört takım kurulabilir, diye düşündüm. Siz şu partisiniz, siz bu partisiniz diye işlerine hiç karışmamak lazım. Takımlara uyduruk adlar verilebilir. Onlar yarışma başlayınca, istemeseler de mevcut partilere benzeyeceklerdir zaten.
Aklımdayken söyleyeyim. Bu yarışmanın jürisinde zinhar siyasetçi bulunmaya! Bakın onlardan bu konuda, tarafsız kalmalarını istemek gaddarlık olur. Çok alışmıştan korkmalı, diye miydi, bir söz vardır?
Belki yalnız Doğu Perinçek düşünülebilir. Safını kolay seçemeyeceği için bu yarışmada tarafsız kalabilir belki...
Jüride başka kimler olsun mu dediniz? Çeşitli faaliyet alanlarından, ilk aklıma gelenleri söyleyeyim isterseniz. Burada uzmanlar işe yaramaz. Jüri üyesini kurayla halk arasından da seçemezsiniz. Çeşitli çevreden, mümtaz kişiliği olan ve seyircinin sevdiği ünlüleri düşünün!
Gene konuşuruz! Şimdi söyle diyorsanız, dilimin ucuna gelenler... çabuk çabuk söyleyeyim de, yersiz ve densiz suallere zemin hazırlamayalım.
Babalardan Müslüm Gürses, dayılardan İbrahim Tatlıses, bâcıyandan Hülya Avşar, hâcıyandan Zekeriya Beyaz, rical-i devlet ve askerîyeden Kenan Evren, fevkattabiadan Bülent Ersoy, alelusulden Kibariye, sümmettedarikten Mail Büyükerman, lâlüebkemden Mustafa Topaloğlu... Beğendiğinizi seçin, jüriden yana bir sıkıntımız yok Allah eksik etmesin!
*
Kısa günün kârı az olur, derler. Niye? Bakın bir seçimden, iyi kötü, iki post çıkardık işte... Faydalı bir kitap ve eğlenceli bir televizyon programı.