Seçimde Aganigi Maganigi

Dün, ilgi çekici haberlerden biri de «Parti pazarlamacılığı»na veya «seçim çığırtkanlığı»na dairdi.</br>Tayyip Erdoğan bu konuda reklamcı Ali Taran'la (Hani Cem Uzan'ın partisine...

Dün, ilgi çekici haberlerden biri de «Parti pazarlamacılığı»na veya «seçim çığırtkanlığı»na dairdi.
Tayyip Erdoğan bu konuda reklamcı Ali Taran'la (Hani Cem Uzan'ın partisine bir önceki seçimde yüzde 7,25 oy kazandıran reklamcı) anlaşmak üzereymiş. Dolmabahçe Sarayı'ndaki son buluşmada Taran, AKP Genel Başkanı'na sunumda bulunmuş. Bu arada televizyonlarda sık sık geçen fındık reklamını da seyrettirmiş.
Bir önceki seçimde Erdoğan'a seçim kampanyası konusunda danışmanlık eden reklamcı Erol Olçak da katılmış bu toplantılara. Şu günlerde Ankara'da tekrar bir araya gelip anlaşmayı kesinleştireceklermiş (Sabah, 12 şubat).
*
Taran'ın Erdoğan'a fındık reklamlarını göstermesi anlamlı geldi bana. Bildiniz değil mi, hani Özkan Uğur'un sunduğu ve Deniz Seki, Kadir Çöpdemir, Pakize Suda, Kâmil Sönmez, Çağla Şikel gibi ünlülere Aganigi Maganigi'nin ne demek olduğunu sorduğu reklam...
Halkın huzurunda sorguya çekeceğiniz ünlüler gamını elbette daha geniş tutmak lazım. Başta güzel kızlarımız olmak üzere, bilcümle sanatçılar, yazarlar, gazeteciler, her cinsten iş ve bilim insanları, halktan temsilciler listede yer almalı. Bana sorarsanız bu listeye, çağdaşlaşan Türkiye'mizde kökeni itibariyle farklıca olan unsurlar da dahil edilmeli derim: Bizim Kürtler, Çerkezler, gayrımüslim Türkler, Boşnaklar, Arnavutlar, Araplar, Azeriler, Çingeneler... Hepsi, herkes...
Bu arada son yılların Türk büyükleri de ihmal edilmemeli elbette. Ben ilk aklıma gelenleri, hatırlatma kabilinden not edeyim, gerisini Tayyip, Ali ve Erol beyler tamamlasın: İbrahim Tatlıses, Hülya Avşar, Fatih Terim, Mustafa Sarıgül, Bülent Ersoy, Erman Toroğlu... gibi demekle yetinelim biz...
Çeşitli yaşların, farklı zümrelerin, mesleklerin, sanatların dilli düdüklerinden örnekler de eklenebilir listemize...
Kürsüde fikri sorulacakları milletin çeşitli alanlardaki sözcülerinden seçtiğimize göre, ağzı Allah için iyi laf yapan, yakışıklı, şık, bir toplumu temsil açısından önemi asla inkâr edilemeyecek birini aramalıyız desem, bu seçim kampanyasında AKP propagandasının sunucusu olarak ve Bülent Arınç'ı teklif etsem, itiraz eder misiniz?
Sayın Arınç elbette Aganigi Maganigi kabilinden laflar edecek değil orada. O, ünlülerimizden SİYASET'in tarifini isteyecek ve argo «Yerseniz?» hitabı yerine (Tayyip ve Ali beyler de uygun bulursa):
– «Durum yengen!» derseniz, diyecek. O kadar!
Kapalıçarşı'da sinek avı
Bolu Dağı'ndan geçerken, bir tepenin üstündeki lokantada karnımızı doyurduğumuz çok olmuştur. Dün okudum, oradaki büyük lokantanın sahibi dükkânı kapatıyormuş. Sebep? Tünel açılınca yukarıdan geçen yolcu kalmamış olması.
Size daha önce, Atina'da at arabaları yasağının nasıl -arabacıları perperişan etmeden- uygulandığını burada anlattım. Altmışını geçenlere emekli maaşı, isteyene çok uzun vadeli taksitle kamyonet satışı ve bedava sürücü kurslarıyla...
Dün Savaş Ay'ın, Kapalıçarşı röportajını okudum. Yerinde ve doğru bir değerlendirmeydi.
4 000'e yakın dükkân var çarşıda. Esnaf, kafileler halinde getirilip, bir iki saat gezin Kapalıçarşı'yı denilen yabancı turistten şikâyetçi. Dekora döndük, yanlız fotoğraf çekmeye yarıyoruz.
– Yerli turisti kaçırdık, küstürdük, gelmiyorlar, demekle yetinmeleri beni hüzünlendiriyor.
20 metrekarelik dükkânın 3 milyon dolara satıldığı bir çarşı bu. 10 metrekare dükkânın yıllık kirası 3 kilo altınmış. Savaş'tan öğreniyorum.
Kapalıçarşı esnafı şikâyet bile etmese de, ben, büyük çarşılarımızı, toplu semt ve mahalle esnafı gibi, büyük marketler ile alışveriş merkezlerinin körelttiğine inanıyorum.
– Her büyükkentte yaşanmış, beklenen bir gelişmedir bu, denilecek.
Ona itirazım yok. Sadece şunu öğrenmek isterdim:
– Bu memlekette, bu şehirde, biz büyük katlıçarşılarla, dev bakkaliyeler olan merketlere izin veriyoruz amma, bu arada müşteri kaybedecek Kapalıçarşı ve Mısırçarşısı esnafını korumak için ne yapabiliriz, diye bir düşünen olmuş mudur?
KOMEDYA
Fotoğrafla üçkağıtçılık

  • Hürriyet'te yer alan bir fotoğraf tartışma konusu oldu. Dün gazetenin okur temsilcisi bu konuda, Yayın Koordinatörü Fikret Ercan'ın dediğini aktarıyordu.
    Olay özetle şu: Üç devlet başkanı Sezer, Aliyev ve Şaakaşvili ile Başbakan Erdoğan'ın bir arada resimleri çekilmiş. Hürriyet bunu kullanmış. Bir başka sayfadaysa, aradan Sezer'i çıkarıp, Erdoğan'ı kalan iki başkana yaklaştırarak adeta yeni bir fotoğraf imal edilmiş ve bu da kullanılmış.
    Aynı gün aynı gazetede.
    Fikret Ercan «O fotoğraf kullanılmasa da olurdu, diyor. Orada Sezer olmasa da olurdu. Fotoğrafı tahrif etmek, habere başka bir açı getirmek söz konusu bile değildir. Kaldı ki o fotoğrafın tamamı, yine aynı gün, gündem sayfamızda kullanılmıştır. Bir art niyet olsa, fotoğraf iç sayfalarda orijinal haliyle kullanılmazdı.»
    Ben de tam bunu sormayı düşünmüştüm:
    – Haydi iyi niyetinizden şüphe etmeyelim! Ya üzerinde bir şekilde (ve çok görünür bir şekilde) değişiklik yapılmış (devlet başkanlarından biri oradan alınmış) fotoğrafın iki farklı halini aynı gün gazetenin iki ayrı yerinde kullanmaya ne dersiniz?
    Bana kalırsa dostlar, elbette kötü niyet yok burada, ama ihmal ve özensizlik de yok diyebilir misiniz?