Sen hâlâ koşulara hazır, niye aynı özlem kuşu çırpınır, anlamam ki içimizde?

Perşembe günü Radikal'in son sayfasındaki bir haberi hemen kesip katladım. Vaktim olur olmaz ayrıca -yani sırf kendim için- okuyayım, diye... Birbirine geçen renkli fotoğraflar, arada iyi seçilmiş bir de popo resmi vardı.

Perşembe günü Radikal’in son sayfasındaki bir haberi hemen kesip katladım. Vaktim olur olmaz ayrıca -yani sırf kendim için- okuyayım, diye... Birbirine geçen renkli fotoğraflar, arada iyi seçilmiş bir de popo resmi vardı. Bana çekici gelen haber başlığı da şu: «10 yıl önce onlar yoktu, şimdi onlarsız hayat yok!»
«Onlar» zamiri üzerinde de durmayacağım. On yıl önce olmayan nesneler nelermiş bakalım? Merak ettim.
Haberin kaynağı olan AP ajansının sıraladığı nesnelerin sayısı 50 imiş; bizimkiler, buralarda bulunmayan 22’sini çıkarmışlar listeden, geriye 28’i kalmış. Ben de biraz ayıkladım.
Neymiş şunlar, bir bakayım, dedim. Ooo!.. Yazılı olanlar arasında, adını hiç işitmediklerim de var. Olsun, öğrenirim. Bu yüzden vazgeçecek değilim ya!
Neler bunlar? Gelin birlikte bakalım.

* Blog. (Bugün 100 milyondan fazla blog varmış. Nedir, sordum. Melek:Yayım yaparcasına, başkaları da bilsin istediğiniz şeyleri yazıyorsunuz. Köşekadıları gibi. İsteyen okuyabilir, diyor.)

* Blackberry. (Kablosuz internet bağlantısı sağlayan cep telefonu. Heryerde yazışabiliyorsunuz.)

* Cep telefonları. (Bunu ben bile biliyorum.)

* Facebook. (Harvard’da öğrenciler arası iletişim aracı olarak başlamış. Şu anda 300 milyon kişi bu sayede iç içe yaşıyormuş.)

* Google. (Siz mesela bana «Kamer Genç hangi partinin milletvekili?» diye sorunca Google’da arıyorum. İnternet sitelerinde ona dair ne varsa ekranıma geliyor. Ee, bu bize lazım!)

* GPS. (Küresel yer belirleme sistemi. Taşıt araçlarında yol göstermek, uydular aracılığıyla yeryüzünde her aradığınızı bulabilmek için. Taksiler kullanıyor. Daha çok Fuat’i ilgilendirir.)

* Havaalanında güvenlik. (Uçağa binebilmeniz için bu güvenlik sisteminden geçiyorsunuz. Benzerini biliyoruz.)

* iPod. (Kulaklıklı müzik kayıt cihazı.)

* Dijital fotoğraf makinesi. (Film kullanılmayan, fotoğrafları hafıza kartına kaydeden makine. Eskisi gibi çok film harcama korkunuz olmuyor.)

* Kısa mesaj. (Hle bu hbri okyr msnz? Nedir bu eski Arap yazımız gibi. Geçelim!)

* Online olmak. (Nedir anlamı? «Şu an bilgisayar başındayım» demek. Alooo! ben buradayım, demek yani.)

* Sexting. (Melek, hiç size göre değil, dedi.)

* Starbucks. (O kadarını biz de biliyoruz. Bir çeşit kahve-hane.)

* Şişmanlık. (Geçelim!)

* Twitter. (NTV’de Mirgün’le biz bunu kullanıyoruz. Bir sual soruyoruz, sonra gelen cevapları değerlendiriyoruz. Yani telefon veya e-posta yerine kullanıyoruz.)

* Wikipedia. (Bir tür ansiklopedi. Eskiler öldü ya.)

* Yaşam koçları. (Danışabileceğiniz akıl hocalarıymış.)

* YouTube. (Video paylaşım sitesi. Sizin çektiğiniz videoyu her isteyen görebiliyor.)

* Crocs ayakkabılar.  l Ugg botlar. l Çöpçatanlık. l Wii. (Bilgisayar oyunu.) l Dövme. l Magazin kültürü. l Organik yaşam. l Yaşlanmak yok. l Yeşil furyası. (Yeşiller Partisine üye olmak gibi bir şey.) l Yoga. (Allah afiyet versin!)
*
Listeye uzaktan bakınca heyecanlanmıştım. Çağı yakalamanın, yaşlanmayı biraz da olsa yavaşlatmanın yollarını öğreneceğiz, yeni icat edilmiş cihazları kullanabileceğim, diye ummuştum, ama umduğumu bulamadım.
Bakın ne yapacağım?
Çocuklarım, torunlarım ve onların yakın arkadaşlarıyla bir araya geldiğimiz sırada, neler istediğimi onlara söyleyip, soracağım:
– Bu durumda bana neler lazım, asıl siz söyleyin, diye.
Neler istiyorum, bakın sizlere de söyleyeyim. Soruyorum aynı zamanda.

* Hayatım evde veya gazetede, masamın önündeki koltukta geçiyor. Uyanık olduğum saatlerin tamamına yakınında. Yemeklerimi bile çalışma masasında yiyorum artık. Salona da gitsem yalnız olacağıma göre.

* Sabit ve cep telefonlarım var. Faks cihazım da var. Bunları kullanabiliyorum.

* Evde ve gazetede karşımda bir televizyon da var. Evdeki iyicedir. Ama altında üstünde başka cihazlar var ki, onları değerlendiremiyorum.

* Bir yayını seyrederken, bir veya birkaç yayını daha -sonradan seyretmek üzere- kaydedebilmek istiyorum. Ben orada değilken de kayıt işi mümkün olmalı, devam etmeli.

* Elimde iki kumanda cihazı var. Biri televizyonu açıp kapamaya yarıyor. Kanallarda diğeriyle gezintiye çıkabiliyorum.   D-Smart ve Dijitürk abonesiyim, ama onları yeterince kullanıp değerlendirebildiğimden de emin değilim.

* Televizyonda müzik kanallarını dinliyorum. Ama benim gene de bir diskoteğim, eski-yeni plak ve CD koleksiyonlarım olsun istiyorum.

* Tiyatro bir tür mabettir. İnsanlar arasında bambaşka bir buluşma, söyleşip halleşme imkânı. Film halinde, CD’lere yükleyip de verseniz istemem. Orada olmak, oyuncu-seyirci birlikteliğini duymak, yaşamak lazım.

* Ama artık sinema salonlarından, çoğunun kalabalık alış-veriş merkezlerinde oluşundan pek hoşnut değilim. Tek başıma veya odamdaki tek koltuğa oturmuş bir misafirlerimle, her şeyi ekranda seyretmek, oradan gelecek seslerle yetinmek istiyorum.
Dünya ve insanlarla ilişkim, anlıyor ve hissediyorum ki artık, bundan böyle daha çok, sesleri ve görüntüleri bana, oturmakta olduğum yere kadar ama, ulaştırabilen adını andıklarıma benzer cihazlarla olacak.
Yeni bir ilişki düzeni ve imkânı olarak, onlarla sahiden buluşmak, anlaşıp birbirimizden karşılıklı hoşnut olmak gereğine inanıyorum.
Lülüş gitti. Selim askerde. Eren ile Elif giderek bana daha az vakit ayırabiliyorlar, dersleri var. Kardeşimle çocuklarımın zamanı daha çok iş yerlerinde geçiyor, onların da vakti yok.
Makinelerle, daha yakın ve sıkı ilişkiler kurmalıyım bundan böyle, hatta günlük hayatımda kütüphane ile internetin yer değiştirmesine de gönül rızasıyla katlanmalıyım.