«Siyasal Pop Star»a buyrun!

Ekranlarda bir şenliktir başladı. Özlemiş miyiz neyiz, yarışmacıların ilk «performans»larını ben baştan sona seyrettim.

Ekranlarda bir şenliktir başladı. Özlemiş miyiz neyiz, yarışmacıların ilk «performans»larını ben baştan sona seyrettim. (Bu performans'ın burada ne anlamda kullanıldığını bilmesem de, bunsuz star yarışması yapılamayacağını biliyorum.)
Örneklerini çok gördüğümüz bir program türüdür bu, kısaca star yarışması dediğim. Ne var ki, geçen zaman zarfında biz de seyirci ve dinleyici olarak kendimizi geliştirdik, denebilir.
Sizi bilmem, ama ben, dikkate alınması gereken bir jüri üyesi olduğumu şimdiden söyleyecek durumdayım.
Birlikte buna bir ad koyalım isterseniz. Aklımdan, sizin de hoşunuza giderse «Siyasal Pop Star» adı geçiyor. Ne dersiniz?
Dün ilk üç yarışmacıyı seyrettik ve dikkatle dinledik.
Tayyip Erdoğan, şimdi Allahı var, çok alkış aldı seyirciden. Grup salonunda partililerin ayağa kalkıp dakikalarca alkışladığı güzel sözler söyledi.
Onu televizyonda seyredenlerden biri şimdi sormaz mı?
– İlk yarışmacı daha önce bu işi yapmışa benziyor. Çok rahattı. Profesyonel bir konuşmacı olmasın sakın, diye.
– Oğlum, sen nerede yaşıyorsun? Adamın işi bu. Amatörü, profesyoneli olur mu?
Sonra Erkan Mumcu çıktı sahneye. Yarışmacıların en genci oymuş. Torunlarımı hatırlattığından mı nedir, ben de onu daha sevimli buldum. Kendinden önce ve sonra konuşanlardan daha sakin, yaşına rağmen daha temkinli bir hali vardı.
Dünkü programın son yarışmacısı Deniz Baykal'ı, yukarıda lafını ettiğim seyirci bile tanıdı.
– İşte bu çıkan tanıdık biri, diye sevindi.
Yaşını sordular ve çocuğu:
– O ilk sahneye çıktığı zaman sen daha dünyaya gelmemiştin, diye bir güzel azarladılar.
Dünkü son yarışmacı, rakiplerinden biriyle (Zeki Sezer) sahnede işbirliği etmeye hazır olduğunu söyleyerek çok alkış aldı. Onun rahmetli ustasının adını (Bülent Ecevit) hasret ve saygıyla anması da büyük tezahürata yol açtı. Demek bekleniyormuş.
Yarışma heyecanlı geçeceğe benziyor. Ben kendimi sahiden bir jüri üyesi gibi hissetmeye başladım bile.
Aslında hazırlıklı da değilmişim, kimi örnek alacağımı bilemedim. Seyrettiğimiz usta jüri üyelerini düşündüm bir bir: Armağan Çağlayan, Seyfi Dursunoğlu, Kibariye, Orhan Gencebay, Kuşum Aydın, Bülent Ersoy, Oray Eğin...
Iıhh! Bir karar veremedim.
Dil Yâresi
Türkçe dostlarından (Kemal Kırar)

  • Ayşe Özyılmazel'in 30 nisan tarihli köşe yazısındaki imla hatalarına dikkatinizi çekmek istedim (Sabah).
    Aşk olsun imlası yanlıştır, aşkolsun diye yazılır.
    Birebir de bitişik yazılır. Yazıda bir yerde bitişik ve bir başka yerde bire bir diye ayrı yazılmış.
    Aparmak fiilinin, apartman'ı çağrıştırır şekilde apartmak diye yazılması da yanlıştır.
    – Üç uyarınız da yerindedir. Ben bütün yazıları okuyup, varsa hatalarını işaret etmeye yetişemiyorum. Dikkatimi çekmenizden çok memnunum. Ama şunu da merak etmiyor değilim. Doğrudan yazarlar uyarıldığında, dikkate almıyorlar mı?
    Kanadoğlu gene uyarıyor
    Tam ihtiyaç duyulduğunda el attığınız alet edevat kutusu bir işe yaramazsa tepeniz atar ya! Anayasamız da buna benziyor. Muhtaç olunca ona başvuruyor ve her seferinde bin pişman oluyoruz. İşimizi göreceğine, yorgunu yokuşa sürmekle kalıyor.
    İçinde çokça tercüme de olsa, ithal malı değil, kendi yaptığımız bir kanun bu. Gelin görün ki, ne zaman sıkışıp bu kanuna başvursak dediğini anlamakta güçlük çekiyoruz.
    Daha önceki Cumhuriyet Başsavcılarımızdan Sabih Kanadoğlu uyarmıştı bizi, değil mi:
    – Dikkat edin! Cumhurbaşkanı seçiminde yalnız evet oylarının değil, toplantı yeter sayısının da 367 olduğunu unutmayın, demişti.
    Ciddiye alıp da bu sese kulak vermeyenler soluğu Anayasa Mahkemesi'nde aldılar. Sonuç, ilk turdaki oylamanın iptal edilmesi oldu.
    Aynı Kanadoğlu dünkü bir açıklamasında gene uyarıyor:
    – Cumhurbaşkanı seçimi süresince Meclis gündemine bu seçimin sonuna kadar başka hiçbir madde konulamaz, diye.
    Bu uyarıyı da işitmezden gelerek, oylama turları arasında, seçilme yaşını 25'e indirme teklifini de gündeme alırlarsa şaşmayın. Uyanınca sil baştan eder ve teklifi yenilerler. Sırtlarında yumurta küfesi yok!
    Tarihi kesinleşmeden seçim kampanyası başladı bile... Erdoğan dün, «demokratik, laik ve sosyal devlet» diyordu da başka şey demiyordu.
    Ya Baykal'ın rahmetli Ecevit'in ruhuna şadetme konusundaki heyecanına ne dersiniz?
    Asıl beklenen, siyasetçilerin bilgelerden gelen şu uyarıyı içtenlikle dikkate almalarıdır:
    – Demokraside tek ölçüt sayıca çokluk ve azınlık değil. Çoğulcu anlayış ile uzlaşmacı tavır, bunlardan da önemlidir.
    TELAYNAK
  • Arzu Balkan ile Tamer Karadağlı boşandılar. İkisi de beğendiğim, sevdiğim gençler.
    Tamer, parlak bir reklam anlaşması yapmış, kutlarım.
    Arzu Balkan da Kurtlar Vadisi Pusu dizisinde oynayacakmış. Bu haber beni daha çok ilgilendirdi. Başarı dilerim. Hayli zamandır seyredemiyordum o ünlü diziyi. Arzu'yu görmek için yeniden seyretmeye başlarım.
    Minik Zeyno'ya da sevgiler. Onu bir kere de benim için öper misin Arzu kızım, lütfen!