Siyaset magazinleşti bile

Magazin haberlerine dudak bükenlerden değilim. Sadece, bu tür haberlerin konusu olmamaya özen gösteririm, diye sürdürmeyeceğim sözü, korkmayın! Kimsenin benim özel hallerimi, haberlerimi merak etmeyeceğini bilirim.

Magazin haberlerine dudak bükenlerden değilim. Sadece, bu tür haberlerin konusu olmamaya özen gösteririm, diye sürdürmeyeceğim sözü, korkmayın! Kimsenin benim özel hallerimi, haberlerimi merak etmeyeceğini bilirim.
Diyeceğim, son zamanlarda eline gazete alıp da, hepsinden önce magazin haberlerini okumayan kalmadı. Böyle olduğunun siz de farkında mısınız?
Dün bu düşünceyle taradım gazeteleri. Aman ya Rabbi, bizim dedikoduya çevirmediğimiz haber, magazinleştirmediğimiz hadise kalmamış ki!
Gelin, birlikte göz atalım.
Ne vardı dünkü gazetelerde, halis magazin haberi diyebileceğimiz?

  • Anna Demir, ölen kocası Yavuz Demir'in kuzeni Teoman Demir'le birlikte olduklarını itiraf etmiş. Sair aile efradı öfkelense de, dul kaldığımda beni o sahiplendi, diyor. (Fikir yürütülecek, durup konuşulacak haber değil.) l Yaşar Öz, sevgilisinden kurtulmak isteyen manken Tuğba Özay'ın o günlerde kendisini yardım istemek için yedi kere aradığını söylemiş ve telefonu sekizinci arayışında açtım, demiş.
    Sanat, edebiyat dünyasına dair haberlere gelince:
  • Levent Kırca-Ali Poyrazoğlu arasında atışma devam ediyor. Gittikçe tatsızlaşarak. (Hoşuma gidiyor, diyemem. Muzırlık eden sanırım yaşça büyük olanı.) l Hande Yener, bir laf daha yetiştirmiş Serdar Ortaç'a. (Bakkal müziği nedir, anlayabilmiş değilim.) l (Beni ilgilendiren ve üzen iki haber vardı): Yazar Aslı Erdoğan Altınoluk'ta, üzerine devrilen sıcak suyla haşlanmış. (Ona geçmiş olsun, derim.) Arzum Onan ile Mehmet Aslantuğ evliliğinde bir tatsızlık varmış. (Can ile el ele verip, ardı gelmez inşallah diye dua ederiz!)
    Gelelim siyasetçi-asker-gazeteci dünyasından alınmış, dünkü magazin ve dedikodu haberlerine. (Maşallah haberlerin çoğu bu cinsten.)
  • AKP Balıkesir milletvekili Cemal Öztaylan tesettür konusuna değinen Mehmet Y. Yılmaz'a uzaktan seslenmişti ya, «Karımın giyiminden sana ne lan!» diye. Cevap aynı makamda gelmiş. l Metehan Demir pazartesi mülakatında Neşe Düzel'e, üst rütbeli komutanlara dair bilgiler, düşünceler, tahminler aktarmıştı. Genelkurmay salı günü cevap verdi: Külliyen yalandır. l Nuray Mert ile Perihan Mağden siperlerine çekildi, hariçten gazele devam edenler var. l Tarih Kurumu Başkanı Prof. Yusuf Halaçoğlu Ermenilere, Türkmenlere, Kürtlere, Alevîlere dair aşure kıvamında yeni bilgiler verdi. Dedikleri günlerdir hallaç pamuğu gibi atılıyor. l Türban tartışmalarının hepimizin çenesini yorduğu yetmezmiş gibi, laf kalabalığına sonunda Kenan Evren Paşa da katıldı. (Cümlenin gözü aydın!) l Emin Çölaşan depremi henüz dinmemişken, Başbakan Erdoğan'ın Bekir Coşkun'a pasaport tavsiye edeceği tutmaz mı! (Öfkelenen çok elbette! İnanır mısınız ben, millet köşekadılarını essahtan sahiplenir gibi oldu, diye seviniyorum.)
    Osman Yağmurdereli'nin milletvekili olması, İbrahim Tatlıses'in aynı niyetle harekete geçmesi sebepsiz değilmiş demek ki! Bu iki uyanık, magazin modasının şarkıcılar-oyuncular-edebiyatçılar âleminden, siyasetçiler-askerler-gazeteciler dünyasına doğru hareketlendiğini hepimizden önce hissetmişler. Helal olsun!
    Kabataş'ta aktarma eziyeti
    Belediye başkanlarımız arasında, şikâyet üretmeleri açısından bir yarış yapılsa, bana öyle gelir ki Melih Gökçek birinciliği kimselere bırakmaz. Bundan hazzeder gibi bir duruşu var adamın, beni bu kadar da ciddiye almayın dercesine.
    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş eleştiriye, şikâyete, öfkeye Gökçek kadar hedef olan biri değil. İnsana güven veren bir hali vardır, mahallenin yaramaz çocuğuna da hiç benzemez.
    Bu halinden cesaret alarak ondan zaman zaman dileklerde bulunurum. Bugün de iki maruzatım var, bizim oralarla ilgili:
    1. Kuruçeşme-Arnavutköy-Bebek rıhtımına rampa etmiş, müşteri bekleyen irikıyım lokanta-gazino teknelerinden gene Boğaz'ın suları, karşı sahili görünmüyordu cumartesi akşamı. Evet gazino dedim, çünkü lüks otellerin adını taşıyan tekneler gördüm ki, girişlerine duvak tülü asılmıştı. Gelenler giyimli. Sizin anlayacağınız sadece yemeğe gelmiyorlar, düğün dernek var.
    2. Kabataş'ta daha can alıcı bir meselemiz var. Malum raylı sistem sayesinde Kabataş ile Atatürk Havalimanı arasında devamlı ulaşım bağlantısı kuruldu. Allah razı olsun! Ama Kabataş'ta aktarma yapması gereken İstanbullu, hele hele yaşlıca olanları çok eziyet çekiyor.
    Caddenin bir yanından öbürüne geçmek yasaklandı. Pekâlâ! Yeraltı geçidi yapıldı. İyi de yol uzun, geçit çok dar, engelliler için asansör var (Ona da daha çok açıkgözler biniyor), ama nedense yürüyen merdiven yok. Öyle ki benim yaşıtlarım sıkıntılarını, Fuzulî'den beyitlerle ifadeye başladılar: Hemrâhım (Hemrâh, «Yol arkadaşı, yoldaş» demek) dedin bu yolda ey mâh («Güzel sevgili») / Hemrâhı koyup gider mi hemrâh.
    Kadir Beyefendi dostum, toplu istirhamımızdır!
    Dil Yâresi
    Türkçe dostlarından (Ayhan Aydın)
  • Ben «turab» kelimesini türkülerde duyuyorum, ama anlamı nedir diye Türkçe Sözlük'te, Osmanlıca Türkçe Sözlük'te aradığım halde bulamıyorum. Yardımcı olursanız sevinirim.
    – Bulamayışınızın sebebi TÜRAB (veya TÜRAP) kelimesini TURAB'da aramanız. Arapça'dan alınmış, «toprak» demek. Pir Sultan Abdal, Pınarın bendi boşandı / İndi türâba döşendi, der ya hani!