Siyasî partilerin 61 yılı

Atatürk döneminde de siyasî (Bu demektir ki CHP'ye karşı) partiler vardı. Ankara'nın izni dahilinde oldu daha doğrusu: Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (1924) ve Serbest Cumhuriyet Fırkası (1930).

Atatürk döneminde de siyasî (Bu demektir ki CHP'ye karşı) partiler vardı. Ankara'nın izni dahilinde oldu daha doğrusu: Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (1924) ve Serbest Cumhuriyet Fırkası (1930). Kısa ömürlü partilerimiz diye geçti tarihe (Terakkiperver Parti 4 ay sonra kapandı).
Niye bu bahse girdim? Döndüm daha doğrusu, yıllar yılı konuşmadığımız şeyler değil.
Salı günü dünyanın dört bucağından gelmiş gazetecilerle konuşurken dinlemiştim Tayyip Erdoğan'ı. Dün AKP Grup Toplantısı'ndaki konuşmasını da dinledim. Başbakanda, adı konulmak üzere olabilir bir değişiklik, belli etmemeye çalışsada sanki durup olanı biteni, gelinen noktayı yeniden düşünme ihtiyacını duymuşa benzer bir hal sezdim ben. Görürüz.
Bu arada geçmiş yılları düşünmekten de kendimi alamadım. Altmış yıldır, birbirine çok benzer laflar eden, o kadar çok iktidar ve muhalefet sözcüsü gördüm ve dinledim ki, işim gazetecilik olmasa lafı burada kesip, gına geldi der ve çıkar giderim.
Cumhuriyet döneminde uzun ömürlü (nispeten) olabilecek partiler İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kuruldu. Demokrat Parti de bunlardan biridir. Kuruluş tarihi 9 ocak 1946. Savaşın sona erişinden hemen sonraki yılın ilk ayı ve ilk günleri.
Erdoğan dün, yeni bir şey söylemedi. Ben size bu vesileyle siyaset tarihinde 1946 yılının başlıca özelliği neydi, kısaca onu söyleyeyim. O yıl 13 yeni parti kuruldu, derler. Hani bir meselimiz, «Görmemişin oğlu olmuş...» der ya. Biz de parti kurmak serbesttir denince zahir, ne yapacağımızı biraz şaşırmışız.
Sayıları sahiden 13 müdür, merak ettim. 1945'te İstanbul'da kurulan Nuri Demirağ'ın Millî Kalkınma Partisi'ni de sayarsanız, evet 13 parti ediyor.
1946'da kurulanları size bir bir söyleyeyim: Arıtma Koruma Partisi (Ankara), Ergenekon Köylü ve İşçi Partisi (İstanbul), İslamı Koruma Partisi (İst.), Liberal Demokrat Parti (İst.), Sosyal Adalet Partisi (İst.), Türkiye İşçi ve Çiftçi Partisi (İst.), Türkiye Sosyalist Emekçi ve Köylü Partisi (İst.), Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (İst.), Türkiye Sosyalist Partisi (İst.), Türk Sosyal Demokrat Partisi (İst.), Yalnız Vatan İçin Partisi (İst.). Ediyor on üç parti. Yıl kaçtı, dedik? 1946.
2007 ile 1946 arasında geçen zaman nedir? Tam altmış bir (61) yıl, değil mi? Bugün TBMM'de muhalefetin hâlâ dişe dokunur bir temsilcisi yok.
Dil Yâresi
Türkçe dostlarından (Tahsin Erimsoy)

  • «Konsensüs» kelimesinin tam anlamı nedir? Bu yabancı kelime dilimizde, tıpkı performans kelimesi gibi giderek rastgele kullanılmaya başladı.
    – Kısaca «Uzlaşma, mutabakat» diye tarif ediliyor, sözlüklerimizde.
    Latince bir kelime, consensus. Larousse'un kısa tarifi şu: «Birçok kişi arasında varılan uzlaşma. / Siyasette, kamuoyunun büyük çoğunluğuyla katıldığı fikir birliği.»
    Ben, «İki cephenin veya çeşitli tarafların demokratik anlayışla buluştukları vasat» tarifini tercih ederim. Son kelime önemli.
    Mustafa Nihat Özön'ün Türkçe Yabancı Kelimeler Sözlüğü'nün yeni bir baskısına ihtiyacımız var.
    Sıra geldi siyaset starına
    Kırk masalı var, kırkı da ahlat üstüne, dedikleri mahlûkun durumuna düşmekten çekinsem de söylemeden edemeyeceğim. Burada ahlat dediğim seçim ve siyaset.
    Hatırınızda mı, «Siyasal Pop Star'a buyrun!» demiştim burada size (Radikal, 3 mayıs). Jüri üyeleri konusunda tahminde bile bulunmuştum. O tahminim tutmadı. Hürriyet'teki habere göre düşünülenler Metin Akpınar, Yalçın Bayer, Semra Özal, Esat Kıratlıoğlu, Mehmet Tezkan... gibi ünlüler. Bu, jüri üyeleri kadromuz daha da genişleyecektir.
    Siyasî parti üyesi olmayan on yarışmacı seçilecek ve milletvekillerinde bulunması gereken niteliklere sahip olup olmadıklarına bakılacakmış. Çekimler değişik semt kahvelerinde yapılacak. Yarışmacıların üçü kadın olacak. Herkes çekinmeden konuşacak. (Serbestiyi fazla ciddiye almazlar inşallah!)
    Beş hafta sürecek olan yarışmanın birincisine ödül olarak laptop, birkaç takım elbise, cep telefonu, 50 000 YTL ve tam donanımlı bir seçim otobüsü verilecekmiş. (O tarihten sonra adaylığını koyamaz, ne için kullanacak bu seçim otobüsünü.)
    İyi tasarlanmış zekâ eseri bir yarışmayla, bu defa sahiden eğlenebiliriz.
    Alıntı
  • Bedri Baykam: «Son sözüm, İzmir Mitingini hazırlayan dernekler ve düzenleme komitesine. (Onlara) dört saatte on yetkiliyle telefonda konuşarak naçizane katkılarım oldu. Sonuçta miting başarıldı da, içerik olarak neden bir fiyaskoydu?
    «Bu mitinglerde, konuşmacıların yanlış seçildiğini ve coşkunun ıskalandığını daha önce de anlatmıştım. İyi bir dernek yöneticisini, iyi bir sendikacıyı, iyi bir akademisyeni, illa zannetmek, bu hatada ısrar etmek, gaflettir.
    «İzmir'de Tuncay Özkan mikrofonu eline alana kadar çıkan konuşmacılar ne anlaşıldı, ne doğru dürüst alkışlandı, ne de coşku yarattı. Biliyorum, mühim olan eleştirmek değil, alternatif sunmaktır. O nedenle size somut olarak söyleyeceğim. Örneğin bu gazetede yazan isimlerden bazıları, Ümit Zileli, Ataol Behramoğlu ve ben bu konuşmaları yapsaydık, o dev kitle bambaşka bir irtifada uçaşa geçerdi.» (Cumhuriyet, 15 mayıs).