Tek aday var ve açıklanmıyor

Türkiye'nin on birinci cumhurbaşkanı kim olacak suali, sorulmasın isteniyor. Ben mesela ABD'de, başkanlık için hangi adayların çekişeceğini, aylar var ki biliyorum.

Türkiye'nin on birinci cumhurbaşkanı kim olacak suali, sorulmasın isteniyor. Ben mesela ABD'de, başkanlık için hangi adayların çekişeceğini, aylar var ki biliyorum. Fransa'da cumhurbaşkanı adaylarının, Türkiye'nin AB'ye katılıp katılmaması konusunda ne düşündüklerinden bile haberdarım. Bırakın devlet başkanlarını, İngiltere'de Tony Blair'in başbakanlıktan çekilmesi ihtimali ve parti başkanı ve başbakan olarak yerine kimin geleceği konularında, kesine yakın fikir sahibiyim.
Gelin görün ki, 70 gün sonra kendi memleketimde yeni bir cumhurbaşkanı seçilecek, ama adaylığı kesinleşmiş bir Allahın kulu yok ortalarda...
Dönüp de, bu Meclis kimi seçer diye o yana bakan bile yok. Peki, AKP çoğunluğu cumhurbaşkanı seçmek için gerekli sayıda mıdır, sualine verilen karmaşık cevaplar, ki bunlar üzerinde doğru dürüst duran da olmuyor.
Türkiye açısından çok önemli ve anlamlı olan bu konuda, ne düşündüğü sahiden merak edilen yalnız bir kişi var desem, durumun tuhaflığını yeterince ifade etmiş olur muyum?
– Siz ne düşünüyorsunuz? sualine Başbakan Tayyip Erdoğan, «Nisanda konuşuruz» cevabını vermekle yetiniyor.
Ee peki ben, muhtemel adaylar hakkında ne düşündüğümü söyleyemeyecek miyim? Başta partiler, meslek kuruluşları, basın mensupları, iş çevreleri seçime katılacak adayları ne gözle görüyor, bunu öğrenemeyecek miyim?
Ne mene bir demokrasidir bu bizimki, bir anlatacak yok mu Allah rızası için?
Bu hal, AKP Genel Başkanı ve Başbakan olan zat, kendisi arzu ederse Çankaya'ya çıkar; istemezse, oraya kimin gönderilmesi gerektiğini hepimizden daha iyi bilecek olan da elbette odur, demek midir?
Durumu, bundan farklı görmenin ve göstermenin imkânı yok, gibi geliyor bana.
– Ahmet Sezer'in Çankaya'daki görev süresi sona eriyor. Yerine kim gelecek, diye bir soran olsa ne cevap verebiliriz?
– Dur bakalım, daha belli değil. Hele Tayyip Bey karara varsın, herhalde bize söyleyecektir. Bu suale doğru cevap ancak o zaman verilebilir, diyeceğiz zahir.
Şimdilik sadece, Tayyip Erdoğan Çankaya'ya çıkarsa ne (veya neler) olur, sualine cevap aranıyor. Kusura bakılmasın, bundan ötesini konuşmak mümkün de değil zaten...
Bizim ki ne mene bir demokrasi, derken haksız mıyım?
Dil Yâresi

  • Ayşegül Aldinç'in yazdığını okudum (Posta, 6 mart). Ben bir yerde, «Güler yüzlü, yerinde duramayan, bir kol çengi tertibinden...» demişim, onu soruyor:
    – Peki, dört kol çengi tabiri hangi durumlarda kullanılır?
    – Sevgili kızıma buradan cevap vereyim.
    Sözlüklere baktım. Öyle anlaşılıyor ki aynı deyim iki şekilde de söyleniyor. Meydan Larousse deyimi BİR maddesinden DÖRT'e, oradan da ÇENGİ'ye gönderirken; Ayverdi Sözlüğü, aynı deyimi hem BİR, hem de DÖRT maddelerinde vermiş.
    Anlamında tereddüt yok: «Etrafına neşe saçan, çok oynak, çok hareketli ve cilveli kimseler için kullanılır.»
    Apartmanda oturma dersleri
    Gazetelere bakıyorum. Üzerinden olumsuzluk akan dört kelime, diğerlerini ite kaka öne çıkıyor: susuzluk, işsizlik, yolsuzluk ve görgüsüzlük.
    İklimbilimci Prof. Orhan Şen, 2007 yılında bizi nelerin beklediğini, lafını sakınmadan söylüyor: l İstanbul'da yağış mevsimi aralık ve ocaktır, 62 günün 38'inde yağmur yağmalıydı, hiç yağmadı. l 2006'da yaşanan El Nino bu yıl Türkiye'yi de yoklayacak. l İstanbul'un 27-280 olan temmuz-ağustos ortalaması, bu yıl 350 yi bulacak (Sabah, 7 mart).
    Güngör Uras, 2006 yılında İstanbul'un «çalışma çağındakiler nüfusu» 8 636 000 kişiydi, diyor; yani 15 yaşın üzerindekiler. Adana ve Mersin bölgesinde işsizlik sorunu Doğu Anadolu'dan daha ciddî. Sebep, büyük şehirlere hücum (Milliyet, 7 mart).
    Beykoz'da Belediye Encümeni, Acaristanbul'un ruhsatının iptaline dair Danıştay'ın da onayladığı kararı, nedense gündemine almadı. Daha önce dört kere görüşmüşler aslında. Ama hayır, yıkım kararını bir türlü alamıyorlar.
    Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, Belediye Başkanı Muharrem Ergül'ün Encümen üyelerine söz geçirememesinden şikâyetçiymiş (Milliyet).
    Dinle Bey'den kim hikâyet etme de, yolsuzluklardan...
    Görgüsüzlük, gecekondu ahalisinin apartman sakini konumuna geçmesiyle ilgili. «Kentsel dönüşüm» çerçevesinde on binden çok gecekondu sakini sosyol konutlara taşınıyor. Halkalı'da yapılan apartmanlara. Nakliye masraflarını, AB Sosyal Projeler Fonu'ndan aldığı destekle, Küçükçekmece Belediyesi karşılıyor. Sivil toplum kuruluşları de Belediye'ye yardımcı.
    Ne yapacaklarını doğrusu merak ettim. Belediye Başkanı Aziz Yeniay, «Kentte yaşamanın kurallarını anlatacağız, diyor. Aksi taktirde bunalıma girer ve buraları terk ederler.»
    Kurslarda iletişim uzmanları, psikologlar, sosyologlar görevlendirilmiş.
    Akıl vermek gibi olmasından korkmasam, bu konuda televizyon programlarını da dikkate alın, diyeceğim.
    Örnek isterlerse, mesela Avrupa Yakası dizisi, daha çok bir apartman içinde geçiyor. Gazanfer Özcan ile Hümeyra çiftinin hayatı, değil apartman, bence bir konakta geçebilecek günlük hayat sahnelerinden yana hayli zengin örneklerle dolu.
    Kör kör parmağım gözüne, yeni apartman sakinlerine, kendilerini ona benzetsinler diye, çizgili pijamasıyla ortalık gezen Gaffur'u göstermesinler sakın!