TSK'nın «makbulü» olanlar

Gazeteleri bu gözle taradım. Genelkurmayın yaptığını doğru, haklı, demokrasi anlayışına ve hukuk devletine yaraşır, anlaşılır, hoşgörülebilir bulan tek Allahın kuluna rastlamadım gazetelerimizde.

Gazeteleri bu gözle taradım. Genelkurmayın yaptığını doğru, haklı, demokrasi anlayışına ve hukuk devletine yaraşır, anlaşılır, hoşgörülebilir bulan tek Allahın kuluna rastlamadım gazetelerimizde.
Meselenin vahametini bir an için unutup, «Oh be!» dedim, nihayet bir konuda hepimiz, hiç eksiksiz aynı görüşte buluştuk.
– Çünkü yerden göğe haklıydık, demekte acele etmeyin.
Pek o kadar da değil!
Çıkarıp eski yazılarıma bakacak vaktim yok, ama daha dün yazmışım gibi hepsi hatırımda.
Genelkurmay Başkanlığı'ndaki bir toplantıya bazı gazetelerin muhabirleri ve yazarları çağrılmamış, davetsiz gidenler de içeri alınmamıştı. Toplantı dışı bırakılanların büyük çoğunluğu, İslamcı gazetelerin mensuplarıydı.
Ben aklımdan ilk geçeni, hemen ertesi gün yüksek sesle söyledim. Yazdım yani. Gidemeyenlerin gönlünü almaya çalışan, çağırmayan, geleni de kabul etmeyenleri ayıplayan bir söz değildi benimki. Kendi kararımı meslektaşlarıma da duyurdum:
– Bir ayıbımız da, keyfi bir kararla bazı meslektaşlarımızın kabul edilmediği böyle bütün basına (yani kamuya) açık olması gereken bir toplantıya, ben davetliyim diye tıpış tıpış giden arkadaşlarımız olmasıdır, dedim.
Cevap veren olmadı.
– Sizin yerinizde ben olsam gitmezdim. Asıl tepki budur. Yaygınlaşırsa, hata sahibi kendine bir çeki düzen verme zorunda kalır.
Kimse oralı olmadı.
O taraftan herhangi bir davet almadım, bir yakınlık görmedim ki dediğimin arkasında durup sonuna kadar gideyim.
Tek tek saymadım, ama dün yirmiye yakın köşekadısının yazdıklarını satır satır okudum.
– Meheldir, aralarında biz bu muameleyi hak etmiştik diyen tek kişiye de rastlamadım.
Ne mutlu bize, ki şimdilik:
– Asker de haklı birader, bir kısmımız kapıdan çevrilmeyi, hatta hiç çağrılmamayı hak eden kabahatler işlemiyor mu yani, diyen yoktu içlerinde!
Hasan Celal Güzel'in dediği tuhaftı biraz: «Yazıklar olsun! Şayet doğruysa bu haltı işleyenler acaba benim kadar milliyetci midir, vatansever midir?» diye soruyordu.
Radikal'de yazıyor, biliyorsunuz değil mi? Bizim burada askıya alınan dört yazardan biriymiş; ona üzülüyor. Davetlerde bir numaralı koltukta ağırlanacak olan kıymet bilirlerin pîri de bizden, Mehmet Ali Kışlalı; o bir şey demedi henüz.
Dil Yâresi
Türkçe dostlarından (Dilek Karaman)

  • Size bir sorum olacak. «Çocuk kliniği gece 22.00'ye kadar hizmetinizde» veya «... 22.00'a kadar hizmetinizde» ifadelerinden ve yazım açısından hangisi doğrudur?
    – «22.00'ye kadar» diye yazmak doğrudur. Gece kelimesine de gerek yok.
    Büyükdere Caddesi
    Bizim bu İstanbul, olduğu yerde duramayan bir şehirdir. Gençliğimde en çekici semti Beyoğlu, sokağı da İstiklal Caddesi'ydi. Temaşa/seyir sanatlarının Karaköy'de olduğu dönemi amcamdan dinlerdim; mesirelere, halamın mihmandarlığında ailece giderdik.
    İstiklal Caddesi adeta, Şişli'ye doğru yürüdü; Mecidiyeköy palazlandı ve Halaskârgazi Caddesi de şehrin başlıca alışveriş merkezi oldu. Bir semt gelişip, onun caddesi gözde çarşı haline gelince, eski merkezlerin sönükleştiğini de söylemek lazım. Bu, İstanbul'un, Paris gibi çok merkezli bir büyükkent olmasını engelliyor.
    Levent, Etiler derken, farkında mısınız Maslak'ın gördüğü rağbet hızla artıyor. Zincirlikuyu'dan ötesi, İstanbul'un gökdelenler semti oldu. Nispetiye Caddesinin, hevesi kursağında kalacak. Şimdi varsa yoksa Maslak tarafı!..
    Gazetelerin emlak sayfaları yetmedi, emlak ekleri de verilir oldu, görüyorsunuz. Dünkü bir emlak haberinin başlığında, İstanbul'un en pahalı caddesi haline gelen Büyükdere Caddesi'nden söz ediliyordu.
    Biz de o taraflardayız. Durduğumuz yerde bizim daireler de değerleniyor, diye sevinmek ne mümkün, bir yerden bir yere gidemez, sokağa çıkıp alışveriş edemez hale geldik. İnanın sırf bu yüzden, haftada üç sabah Maslak Darüşşüfaka'daki yüzme havuzuna gitmekten de vazgeçtik. Etiler'den gidiş geliş yol bir buçuk saati geçtiği için...
    Değeri artacak da, biz sokağa çıkamaz hale geleceğiz.
    Bu son yasağa ben de şaştım
  • Youtube'a giriş yasağı heyecan yarattı. Nedir bilmediğim için, ben de o bahse giremedim. Neyse, yasak kaldırılmış.
    Ama dün yeni bir yasak haberiyle sarsıldık. Dövme ve piercing (Hani dillerine, göbek çukurlarına yerleştirdikleri küpeler) uygulamaları da sınırlanacakmış.
    Dövme ve takı uygulamasında hekim bulunacak. Tutulan kayıtlar saklanacak. Bulaşıcı hastalığı olana bunlar takılmayacak. Dövme yaptıran bir yıl kan vermeyecek, solaryuma girmeyecek.
    Sağlık Bakanlığı'nda yönerge hazırlanıyormuş. Buna göre, 16 yaştan küçükler piercing, 18'den küçükler dövme yaptıramayacakmış. Daha fenası var, onu da söyleyeyim. Dövme olarak «müstehcen şekiller»in yapılması da artık yasakmış.
    Bu ad altında yapılanlar ne mene şekillerdi onu da bilmiyorum. Ama anlayamadım. Baktınız yasağa rağmen yapılmış ve çıkarmak da mümkün değil.
    O zaman müstehcen dövmeliyi hapse mi atacaklar dersiniz?