Yakışıklı Başbakan ve Murdoch

Kelimenin tam anlamıyla bir basın-yayın devi olan Avustralyalı Rupert Murdoch'dan önümüzdeki yıllarda çok söz edeceğiz gibi geliyor bana.

Kelimenin tam anlamıyla bir basın-yayın devi olan Avustralyalı Rupert Murdoch'dan önümüzdeki yıllarda çok söz edeceğiz gibi geliyor bana.
Benden iki yaş küçüktür, moruklamış gazetecilerden yani. Babası da gazeteciydi. Rupert, onun ölümünden sonra skandal gazeteciliğinde çok başarılı oldu: cinayet, cinsel konular, rezaletler, spor...
Birçok gazete ve dergi alarak Avustralya'ya sığamaz duruma geldi. İngiltere'ye, oradan Amerika'ya uzandı. (Bugün İngiliz basının ağırbaşlı temsilcilerinden The Times ve Sunday Times da Murdoch gazeteleridir.)
1974'te ABD'ye yerleşti, 1985'te Amerikan vatandaşı oldu. Radyo ve televizyonlara, video, film, plak ve kitap yayımcılığı alanlarına da el attı. Metromedia'nın altı televizyon kanalını da satın alıp birleştirerek Fox İnc. adlı basın-yayın devini oluşturdu. İngiltere'de dört kanallı Sky Television'ı kurdu. Rakip şirketi de satın aldı.
Küresel televizon ağı projesini 1993'te başlattı. Merkezi Hong Kong'da bulunan ve yayınlarıyla bütün Asya'yı kapsayan Star Tv'yi satın aldı.
İşbu (bütün dünya için) çok önemli zat, New York'ta buluşup sohbet ettiği Başbakanımız Tayyip Erdoğan'a, ilk karşılaşmalarında elini sıkarken:
– Karizmatik bir lider olduğunuz kadar yakışıklısınız da!.. diye iltifat (!) etmiş.
Bizimkilerin pek hoşuna gitti. İlk harekete geçen gene Hürriyet. Tanınmış hanımlara:
– Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz, diye sormuş. Cevaplarını bir bir okudum:

  • «Murdoch, Sabah+atv grubuna talip. Bunları almak için Başbakan'a her türlü iltifatı yağdırır.» (CHP İzmir m.vekili Canan Arıtman).
  • «AKP'nin büyük oy potansiyelini sağlayan Tayyip Bey'in karizmasıdır.» (AKP İstanbul m.vekili Canan Kalsın).
  • «Karizmatik ve yakışıklı. Ses tonunu da beğeniyorum. Temiz bir sima.» (Vakit yazarı Sibel Eraslan).
  • «Bir Müslüman kadın olarak böyle bir fikre hiç kapılmadım. Bu Emine Erdoğan'ın sorunu.» (Renkli Dergi yazarı Saliha Atmaca).
  • «Bu çok magazinsel bir yaklaşım.» (AKP Bursa m.vekili Canan Candemir).
  • «Uzun boyu, nazik ve centilmen havası ilk bakışta yakışıklı olduğu duygusunu veriyor. Ama bıyıkları rahatsız edici. Hiç hoş bir bıyık değil.» (Vatan yazarı Ruhat Mengi).
  • «Bu iktidar karizmasından gelen bir şey. Standart ölçülerde boyuyla posuyla zaten yakışıklı. Artı, iktidar gücü var.» (Posta yazarı Güler Kazmacı).
  • «Kasımpaşalı havası bana göre dezavantaj değil, avantaj. Gelmiş geçmiş en karizmatik başbakan.» (Yeni Şafak yazarı Özlem Albayrak).
  • «Benim için yakışıklı değil. Şu anda gücünün yüksek olması onu hoş gösteriyor olabilir.» (Tiyatro oyuncusu Oya Başar).
  • «Rupert Murdoch'ın sözlerine katılıyorum. Başbakanımız çok karizmatik biri. Zaten bu Türkiye'de çok genel bir kanı.» (Sinema oyuncusu Hülya Koçyiğit).
    Ben de bir erkeğe sorayım, dedim. Ters bir adam çıktı: «Bırakın Tayyip Bey'in yakışıklılığını da, siz o Murdoch denen adamın görgüsüzlüğüne bakın, dedi. Karşısındaki bir yakın arkadaşının oğluymuş gibi, nedir o Pek de yakışıklıymışsın! laubaliliği öyle? Aklı sıra mı demek istiyor, aklı sıra?» (Radikal yazarı Hakkı Devrim).
    Hekimlere şu yapılana bakın!
    Dikkatle okuduğum halde, gazetelerde yer alan bazı haberler gözümden kaçıyor. Hekim dostlarım söylemese bilmeyeceğim. Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) özel sağlık kuruluşlarıyla yapacağı sözleşme hükümleri gereğince, 65 yaşını dolduran hekimler bundan böyle çalışamayacakmış. Ve bu «mahkûmiyet» hükmü 15 aralık 2007 tarihinde yürürlüğe girecekmiş.
    Sadece 65'ini geçen hekimleri değil, bütünüyle Türkiye'nin sağlığını tehdit eden bir karar bu. Kim aldı bu kararı, alırken ne düşündü? İki gün önce «Hekim açığımız var!» diyen Sağlık Bakanı Recep Akdağ olup bitenden habersiz mi? Bakanlar arasında hekime muhtaç yaşa gelmişler yok diye midir, bu sorumsuzluk?
    Geçen yıl, açığı kapatmak için yabancı hekim getirtmekten söz edilen ülke, Türkiye değil miydi yoksa? Birçok ülkede hekimlerin emeklilik yaşı 75'in üzerine çıkarılıyor, böyle bir sınırlamayı hiç benimsememişler de var, diyenler yalan mı söylüyor?
    Bu işi sahiplenmek benim boynumun borcu. Hekim dostlarımdan rica ederim, her gelişmeden lütfen beni de haberdar edin!
    Dil Yâresi
    Türkçe dostlarından (Dr. Nihat Sezgin)
  • Radikal'de bir haber vardı. CHP Kurultayı'nda genel başkan adayı olacağından söz edilen Haluk Koç, «Ahde vefa var, bu nedenle Baykal'a rağmen aday olmam» demiş. Bu sözü nasıl yorumlamalıyız?
    «Ahde vefa» ile anlatılmak istenen, «Geçmişte bana emeği vardır, ona rakip olamam» diye mi anlaşılmalı; yoksa «Sözünde durmak» diye mi? Sanki ilki söylenmek isteniyor, ama doğrusu ikinci anlamdır.
    – Sözünü ettiğiniz aslında bir hukuk terimidir; «Devletlerin katıldıkları uluslararası antlaşmalara uyma mecburiyetini» dile getiren bir kural da diyebiliriz. Roma Hukuku'nun özdeyişlerinden sayılır. Latincesiyle de meşhurdur: Pacta sunt servanda.
    Ama günlük dilde «Sözünde durma, vaadini yerine getirme» anlamında da söylenir. Şarkı sözünü hatırlar mısınız: Etti o güzel ahde vefa müjdeler olsun!»
    Haluk Koç bir gün Deniz Baykal'a, «Siz burada oldukça ben Genel Başkanlığı aklımdan bile geçirmem» demiş olabilir. Haluk Koç Türkçe'yi kusursuz konuşur.