«Yaradılışçılar Darwin?in <eğrisi ile doğrusunu> gölgelemeye çalışırlar»*

Torunlarım yaşında çok gazeteci var. Bana öğretilenleri fırsat buldukça onlara nakletmeyi görev biliyorum.

Torunlarım yaşında çok gazeteci var. Bana öğretilenleri fırsat buldukça onlara nakletmeyi görev biliyorum. Cihat Ağabey’in (Baban) biz çömezleri için çok önemli gazetecilik kuralları alfabesinin iki önemli maddesiydi:

  •  Mektubun masanıza bırakılmasıyla açılıp okunması bir olmalı! İçinden kovalamanız gereken bir haber, bir ipucu çıkabilir. Gecikme hakkınız yok!
  •  Gazetecinin gelecek zaman kipi kullanmaya da hakkı yoktur. Telefon edeceğim ne demek? İstihbarat salonunda telefon var. Hemen kalk, ahizeyi al eline ve kimi arayacaksan numarasını çevir. (Her masada ayrı bir telefonun bulunmadığı yıllar.)
    Bu iki konuda gecikirsem bugün de utanırım. Şimdi bütün mektuplar e-postayla geliyor. Açılacak bir zarf içinde de değil. Ve sözünü ettiğimiz yıllara oranla, bana gönderilenlerin sayısı bile hemen okunamayacak kadar çok oluyor. Hepsine göz atsam da, tamamını okumaya yetişemiyorum. Klasörler dolusu mektup; vicdanımı sızlatarak beni bekleyen.
    Dün masamda beni bekler bulduğum mektuplardan üçü üzerinde durdum.
  •  Selçuk Aya, «Cumhuriyet’ten Radikal’e taş» başlıklı yazım hakkında düşündüğünü yazmış: İsmet Berkan’ın, Perihan Mağden’in, Nuray Mert’in adlarını zikrederek, «Takunyadan kaçan insanlarımızı postala muhtaç etmemek de laiklere laf sokmakla mümkün değil maalesef. Sorun sadece Hasan Celâl Güzel de değil. Gazetenizde, üçüncü bir yolun da mümkün olduğunu anlayabilecek ve insanlara umut verebilecek aydınlar yazık ki yok. Onun içindir ki, gazetenizin AKP sempatizanı olarak görülmesi gayet doğaldır» diyor.
    İsmet ile Perihan’ı ve Nuray’ı AKP yanlısı, onlar sebebiyle Radikal’i AKP (veya herhangi bir partinin) taraftarı sayabilen biriyle ve hele mektup yoluyla tartışmak benim harcım değil.
  •  Selma Alemdar, Evrim Kuramı konusunda beni aydınlatma zahmetini göze almış, eksik olmasın! Ayrıca Charles Darwin’in kadın ve Türk düşmanı olduğuna dair, bana onun yazılarından seçilmiş cümleler aktarıyor.
    Okudum. Kadınlar konusunda saygısız, aşağı ırklar meyanında gördüğü Türkler hakkında çok haksız ve yersiz düşünceleri var. Bana da pek anlamsız ve sevimsiz geldi sözleri. Ama onun bu kusuru, bilim alanındaki çalışmalarını da küçümsememizi ve reddetmemizi gerektirmez.
  •  Üçüncü mektup, benim «Darwin, senin soyundan gelmektense maymun soyundan gelmiş olmayı tercih eder» başlıklı (Radikal, 15 mart) yazımdan yola çıkarak, çok önemli bir biliminsanımız tarafından kaleme alınmış. Onu yazarına saygı duyarak ve tek kelimesini bile sizden esirgemeye gönlüm razı olmadığı için Cihannüma’da aynen yayımlıyorum.
    Okurum Prof. Bozkurt Güvenç. Size tanıtmaya yeltenmek gibi bir densizlikten uzak durarak ve lütfettiği aydınlatıcı bilgiler ve yorumlar için kendisine çok çok teşekkür ederek, aradan çekiliyorum.

*
«Hakkı Bey, evrim kuramına inanan ve evrimi savunan biyologlardan oluşan Huxley ailesinin torunlarıyla tanışmadım. Julian Huxley’in Savaşan Dünyada Felsefe adlı denemesini (on yıl gecikmeyle 1950’lerde) okumuştum. «Maymun soyundan geldiğimizi savunan» Darwin’in evrim kuramı konusunda Bilim Tarihçisi Benjamin Farrington’un «Darwin ne dedi?» adlı eserini Türkçe’ye çevirmiştim (Darwin Gerçeği, Cep Kitapları 1985).
«Royal Society’nin 1860’da üniversite kenti Oxford’da yaptığı toplantıda Piskopos Wilberforce’un dede Huxley’e mealen sorusunu şöyle hatırlıyorum:
– Bay Huxley, anneanneniz maymun soyundan geldiyse, büyük babanızın da aynı soydan gelmiş olması gerekmez mi?
«Darwin bir köşede oturmuş eleştirileri not ederken, Huxley şu cevabı verir:
– Saygıdeğer (the Reverend) Piskopos Hazretleri, nereden gelip nereye gittiğimizi araştıran bilimsel çabaları küçümseyip alaya alan insanlardan olmaktansa, ben, maymun soyundan geldiğimi kabul ederim, efendim. (Farrington, B. What Darwin realty said? Sphere Books 1966)
«Tartışmaları izleyen muhabirler, bu yanıt üzerine bürolarına koşarlar ve ertesi gün manşetlerdeki haber: «Darwin’ciler maymun soyundan geldiklerini kabul ettiler.»
«O gün bugün bu maymun fıkrası sürer gelir -Dünya’da ve Türkiye’de- Hatta evrimi savunanlar da bunu yineler. Oysa Darwin daha temelli bir görüşe yer vermiştir: <İnsan çok benzediği maymundan değil, bütün canlılar gibi ilk hücreden geliyor.>
«Yaradılışçıların Darwin Kuramı’nda buldukları bilimsel yanlış, kültüre yer vermeyen Darwin’in insan türünün evrimini tümüyle biyolojiye, genlere veya <doğal seçilim>’e indirgemesidir. Bu eleştiri yerindedir. Darwin kültürün önemini kavrayamamış görünür. Yaradılışçılar, Darwin’in <eğrisi ile doğrusunu> gölgelemeye çalışırlar.
«Dünya Genom araştırması Evrim Kuramı’nı doğrulamıştır. DNA’sı insan türüne en yakın tür -maymun değil- meyve sineğidir.
«Ülkemizde gözden kaçan sorun <Doğal seçilim> değil, <Sosyal seçilim>dir. Toplumun yüzde 25’i evrim kuramına inanıyor, yüzde 50’si inanmıyor, geri kalanı da kararsız. Biyoloji öğretmenlerimizin ise yüzde 40’ı inanıyor evrime. Bu yüzdeler evrime değil, bilime inanç göstergeleridir.
«Dil Yâresi’ne konu olabilecek yanlışlarla Cihannüma’ya yazma cesaretini gösterdiğim için bağışlayacağınızı umarım.» (Muzır bir gözle okuduğumu itiraf ederim, estağfurullah hiçbir hata görmedim. Benden daha genç ve çok güzel Türkçe’niz var. Cihannüma’yı ve okurlarım ile beni onurlandırdınız. Sevgili nesildaşım, teşekkürler ederim!)
Bozkurt Bey mektubunu şu anlamlı cümleyle tamamlamış: «İsmet Berkan’ın «Hayatımızda -mış gibi değil de- sahiden bilim olsun!» dileğiyle!
*Prof. Bozkurt Güvenç