Yargı ve Kamuoyu, yatak odası cinayetini endişe edilecek kadar farklı algıladı

Ceyhan Altınyelek köşesinde benden söz ederken, «Hiç öyle hayda, mayda! demeyin, diyordu; Hakkı Devrim Türkiye'de Magazin'in ilk'lerindendir.

Ceyhan Altınyelek köşesinde benden söz ederken, «Hiç öyle hayda, mayda! demeyin, diyordu; Hakkı Devrim Türkiye'de Magazin'in ilk'lerindendir. Yeni Sabah'ta Sabiha Deren takma adıyla dedikodu yazarlığı yaptığı yıllarda, her çevre nefes nefese okurdu yazdıklarını. Dönemin Başbakanı bile, diye merak ederdi.» (Bugün, 26 kasım).
Günümüz magazincilerine, eksik olmasın benim bu konudaki eleştirilerime kulak vermelerini tavsiye ediyor.
Magazinci sıfatının bugünkü anlamı hayli farklı. Gazeteciliğin küçümsemeyi hatırımdan bile geçirmediğim bir dalıdır. Ne ki tartışılmayacak, eleştirilmeyecek halde de değil.
«Ben gazeteciliğin hangi alanında çalışmadım ki!» diye sordum. Gider gelirdim başkente, ama bir Ankara bürosunda çalışmadım. Önemli bir noksandır. Arazide muhabirliğinden, musahhihlikten genel yayın müdürlüğüne kadar her kademede çalıştım.
1954, 55 yıllarından biri olacak. Son Saat'in magazin sayfasında, Paris'in yarı çıplak dans eden güzel kızlarıyla ünlü Folies-Bergère («foli-berjer» okunur) müzikholünden söz eden resimli bir haber kullandım. Dansçı kızların güzel göğüsleri, evet meydandaydı.
Savcı Hicabi Dinç'in çömezleri, müstehçen (yani «açık saçık, ayıp, edep ve ahlaka aykırı») neşriyattan hakkımızda dava açtılar. Basın davalarına bakan asliye ceza mahkemesinin başkanı, cesur kararlarıyla ünlü, «beyaz eldivenli hâkim» pâyesine erişmiş Hamdi Öner'di.
İlk duruşmaya girdik. Avukatım, yakın arkadaşım, yanında staj yaptığıma göre avukat olsaydım ustam da sayılacak olan Aydın Kazancı. Tembih etmişti bana:
– Ukalalık edip de hâkimlerin tepesini attırma, diye.
Reis söze:
– Bu fotoğrafları niye kullandın? Bak savcılık müstehcen bulmuş, seni buraya göndermiş. Üstelik hukuk mezunusun. Müstehcen neşriyattan mahkûm olmak yakışacak mı sana?
– Bence bu resimler müstehcen değil, dedim. Kullanırken hakkımızda bu yüzden dava açılabileceği hiç aklıma gelmemişti.
– Ee göğüsleri apaçık meydanda bu kızların. Bu yüzden ceza verdiğimiz çok oldu, sen hiç işitmedin mi?
Aydın, «sırası değil, uzatma, otur yerine» dese de, Reis'ten (Hamdi Bey üç kişilik heyetin başkanı, asliye mahkemesindeyiz dedim ya!) müsaade alarak devam ettim.
Aydın savunmayı hukuk kalıplarına oturttu ve aklanmamı sağladı. O tarihte istisnaî bir karardı, diye konuşulduğunu hatırlıyorum. Arkası da geldi, hâkimler her açık meme fotoğrafını mahkûm etmekten vazgeçtiler.
*
Müsaade ederseniz o savunmamızı kısaca tekrar ederek, sözü bugünkü bir meseleye, Kamuoyu ile Yargı arasında meydana gelen önemli bir görüş ve değerlendirme farkına getireceğim.
O gün hâkimlere dediğimiz:
1. Hürriyet gazetesinde Hikmet Feridun Es, Afrika'da yaptığı resimli röportajları neşrediyor, dedik. Zenci kızların testi gibi memeleri meydanda. (Hamdi Bey, «Tasvirine girme!» diye uyardı beni bu noktada.) Onlar yayımlanınca suç olmuyor da, beyaz kadınların çok daha masum göğüsleri görününce Savcılık'ın bizi dava edeceği tutuyor.
2. Bir de şu var. Devir değişiyor ve müstehçen kavramının anlamı da bu değişime ayak uyduruyor. Memleketimizde daha önce çıplak göğüslü kızların sahnelere çıkıp da dans etmesine, evet izin verilmezdi. Edeni de görmedik. Ama birkaç hafta önce, Ankara Palas'ın barında striptiz yapan Colette adlı Fransız kızını Cumhurbaşkanımız Celal Bayar ve ailesi efradı birlikte seyrettiler. Değişiklikten kastım bu.
Dava beraatle sonuçlandı.
*
Günümüze gelelim. Adı Ö.Y. idi diyebildiğimiz evli kadın, kocası U.Y. tarafından yatak odasında tabancayla vurularak öldürüldü. Adam suçunu inkâr etmedi ve Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi onu, «haksız tahrik indirimiyle 24 yıl hapse mahkûm etti.
Hâkimler heyetinin, cinayetin hem faili, hem de tek görgü tanığı olan sanığın ifadesine dayanarak cezada indirim yapmasına, kamuoyu vicdanı paralelinde duyan ve düşünen Savcı itiraz etti. Buna rağmen Yargıtay 1. Ceza Dairesi indirimli kararı onadı.
Ve bütün Türkiye, bir anlamda ayağa kalkarak bu son kararı protesto etti. Sebep, mahkemenin indirim gerekçesi. Neymiş efendim! Adam, o akşam eşiyle cinsel ilişkide bulunmak istediği halde, kadın bu teklifi kabul etmemiş. (Sanığın dediğine göre, eşi onu iterek yataktan aşağı düşürmüş.)
Bu durumda erkeğin ısrarı, yeni Ceza Kanunumuza göre tecavüz suçunu oluşturmuyor mu? Evet de, Yargıtay reddini dikkate alarak değil, kadın sanığa hakaret etmiş olduğu, onu itip yataktan düşürerek tahkir ve tahrik ettiği için yapmış bu indirimi. Gene Yargıtay'a göre kamuoyunun tepkisini dile getiren basın da suçluymuş. Neden? Ee olayı magazin boyutuna indirgeyerek, Yargı'yı da hafife almış, bu gazeteci makulesi.
Yargı ile Basın arasında değil, Yargı ile mülkün asıl sahibi olan Millet arasında önemli ve çok anlamlı bir algılama ve değerlendirme farklılığıdır bu yaşadığımız. Kısa zamanda telafi edilmezse, vahamete de dönüşebilir.