Yasakçıyla kavgaya hazırım!

Alkollü içki reklamlarına getirilen sınırlamaları yadırgayan biri, «Bundan böyle Türk rakısı demek de suç mu sayılacak?» diye soruyordu.

Alkollü içki reklamlarına getirilen sınırlamaları yadırgayan biri, «Bundan böyle Türk rakısı demek de suç mu sayılacak?» diye soruyordu.
Ben birçok farklı alışkanlığımızın o asırlar sürmüş, kıtalar aşmış göçebelik maceramızdan ileri geldiğini düşünürüm.
Göçebe daha çok bilmediği iklimlerde yaşar. Yerleşmişliğin pekiştirebileceği güven duygusundan yoksundur.
Fazla cüretli bulmayacağınızı umarak şunu da söyleyeceğim. Türk toplumunun temelini oluşturan aile kurumu da gücünü bir anlamda, sık değişen çevreler yüzünden güven duygusunu içselleştiremeyişinden, özümseyemeyişinden alır.
Göçebe insanın çocuğunu, yerleşmişe nispetle, farklı olandan, yeniden, bilinmedikten daha çok koruma ve sakınma ihtiyacı duyuyor diye kınarsak, ona haksızlık etmiş oluruz.
Kendimizden söz ediyorum, failleri arasında bulunduğum hataları eleştiriyorum. İkiye bölünmeye yatkın tabiatımızın dizginlerini lütfen biraz sıkı tutun. Ben eve televizyon almakta bir süre direndim. Çocukların ders çalışmasını, kitaplarla tanışıp dost olmasını önleyecek muzır bir icat diye; radyoya nispetle daha baştan çıkarıcı bulduğum için. Yanlışımı yaşlı anam düzeltti; o 67, ben 43 yaşındaydık yanlışımı doğrulttuğum 1972 yılında.
ATV’de bir çocuk programı var. Daha doğrusu kahramanları daha çok çocuklardan oluşan bir program, adı Bir Şarkısın Sen. Severek, beğenerek ve çok eğlenerek seyrediyorum cumartesi akşamları.
Bir iki haftadır duralar gibi oldular. Cevabı, kurum açısından sakıncalı bir sual olabilir diye, telefonu açıp da Erol Evgin’e, Pınar Altuğ’a veya Sinerji yapım şirketine de sormadım.
Melek, Post Medya adlı internet sitesinin bir haberini gösterdi bana. Bir Şarkısın Sen programına dair, 6 temmuz tarihli. «RTÜK atv kanalını uyardı» deniyor haberde. Yazarları Peri İpek RTÜK’ü uyarmış. Uyarı cezası Başkan Zahid Akman ile AKP’ye yakın üyelerin muhalefetine rağmen verilmiş.
Efendim, bu program çocukları tek kelimeyle «istismar» etmekteymiş (Yani «sömürmekte» imiş). CHP milletvekili Hülya Alp de programı zararlı bulmaktaymış.
Dahası var. Şimdilik uyarılmış, ama devam ederse atv kanalına 250 veya 500 000 TL para ve ardından durdurma cezası verilecekmiş.
Zaten Ankara Barosu da bu programı BM Çocuk Hakları Sözleşmesine aykırı bulmaktaymış. (Bu doğruysa, benim de Türkiye Başkentinin Baro Yönetim Kurulu üyelerine soracaklarım olacak. Varsa böyle bir kararları, lütfen bir suretini de bana göndermelerini rica ederim.)
Bir de Atılgan Bayar adlı köşekadısı var Akşam gazetesinde. Gözalıcı fotoğrafına uzun uzun baktım, 3 temmuz tarihli yazısını okuduktan sonra.
O da RTÜK’ü göreve çağırıyordu. Bir Şarkısın Sen yüzünden «Bu toplumun psikolojik kodları, kültürel mekanizması apaçık sakatlanıyor» diye telaşa kapılmış. Dahası var, «Devletin, toplumun psikolojisini korumakla mükellef olduğunu» da hatırlatıyor.
Baktığı fala göre «Türkiye, üç vakte kadar çocukların çocuk şarkısı söylemesini, çocuk gibi giyinmesini ve makyajsız dolaşmasını yadırgar hale gelecekmiş.»
Çocuk ve ahlak-perest görünme meraklısı bu zevata bir sualim var:
– Çocuklarınızı İnternet’in «rezâil-i neşriyatından» sahiden sakınabiliyor musunuz?
Ben o âlemin, bilgisayar dahil yabancısıyım. Ama çevremde bu konuda söylenenleri hiç işitmiyor da değilim.
Haydi bakalım! Niyetliyseniz, bu hadise konusunda kavgaya ben de hazırım. El mi yaman, bey mi yaman, görelim!

Az alana en çok zam: % 18,5
Adı hayli uzun bir kuruluş. (Belli ki İngilizce’den çevrilmiş; isterseniz kısaltmasını yazayım size, PWC imiş), adı uzun bir çalışma yapmışlar: Türkiye Yeni Nesil Araştırması.
77 ilimizde, 20-30 yaş arası, yüzde 94’ü lisans veya yüksek lisans yapmış, yüzde 81’i çalışmayan («İşsiz» dememişler) 4 475 gençle konuşmuşlar.
Çocukların eğilimlerini, tercihlerini, taleplerini sormuşlar. Sual de, cevap da çok. Radikal’in başlığa çıkardığı cevap, bence de en önemli meselelerimizden birini dile getiriyor: «Sual sorulan 100 gençten 66’sı yurt dışında çalışmayı cazip buluyor.»
İşvereni Devlet olan işçilerden en az (666 TL) aylık alana yüzde 18,5 zam yapıldı, dün. Yanılmıyorsam şimdi 790 lira alacaklar. Dışarıda çalışmak isteyenlerin derdi nedir anlayamadık, demezsiniz herhalde.

Dil Yâresi
* Ruhat Mengi’nin yazı başlığına gözüm takıldı. Bu yüzden, yazıda neden söz ettiğine baktım: Başlıktaki Türkçe hatasının aklıma gelmedik bir sebebi ve bir açıklaması olabilir mi, diye...
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin yeni başkanı Aysel Hanım (Çelikel), üniversitenin kız öğrencileri arasında (burs verirken) türbanlı türbansız gibi bir ayırım yapmadıklarını söylemiş.
Ruhat Hanım bunu yadırgamakla da kalmayarak ayıplıyor. «Dernek türbanlılara burs vermiyor idiyse, bu kişisel bir isteğin gereği değildi. Bu devletin koyduğu bir kuraldır» diyor.
İkiye bölünmeden rahat etmeyen yarma şeftali tabiatımızın bu tür tezahürlerine alışığız. Aysel Hanım’ın cevap vereceğini sanmam. Kutucuğumuz da bu tür aşınmış tartışmaların yeri değil.
Başlığı söylüyordum. Konuyu özetledikten sonra şimdi başlığa dönebiliriz.
«Türkân Saylan’a haksızlık» bir açıklama, deniyor.
Galiba, «Türkân Saylan’a saygısızlık anlamına gelen bir açıklama» demek istemiş bu cümlede. «Anlamına gelen» demez de, anlamı tamamlayacak ve cümlenin belini doğrultacak bir diğer ifadeyi de tercih edebilirdi. Ne bileyim, mesela «Bu, Türkân Saylan’a saygısızlıktır» denirdi pek âlâ!
«Çok çalışmış bir öğrenciye haksızlık bir not» demek, doğru bir ifade olmaz sanırım. Ama haksızlık kelimesinden sonra «olan» kelimesini kullanarak hata önlenebilir.