Yer sıkıntısı olur, haber hayır!

Pazartesi günü gazetelerin haber gramajı biraz düşer. Yorumlar da seyrektir o gün. Hadiselerin fokur fokur kaynadığı günlerde bile bu oldum olası böyledir.

Pazartesi günü gazetelerin haber gramajı biraz düşer. Yorumlar da seyrektir o gün. Hadiselerin fokur fokur kaynadığı günlerde bile bu oldum olası böyledir.
Dünkü gazetelere bu açıdan da baktım. Birlikte de bakalım, ister misiniz? Diyelim ki, Cihannüma'da bugün hangi konular üzerinde duracağımızı ben size sormuşum, fikir alışverişinde bulunuyoruz.

  • Radikal'de Yıldırım Türker «Son baba Müslüm» (yani Gürses) üzerinde durmuş. Babalık, sıcak baktığı bir kavram ve kurum değil. «Müslüm'ün babalığı, diyor mesela; babanın hayat kurtaramadığı, aileyi doyurup ayakta tutamadığı, iktidarının sarsıldığı bir dünyanın babalığı.» Müslüm Gürses'e, okuduysa bu yazıyı, ne düşündüğünü sormak isterdim.
  • Aydın'ın Koçarlı İlçesi'ne bağlı Çakırbeyli Köyü'ndeki kahvelerde sigara içilip içilmemesi konulu bir halkoylaması yapılmış. Katılanların yüzde 98'i içilmesin demiş. Ve yasak tabelası asılmış duvarlara, fotoğrafta gördüm.
    Ben okur okumaz hatırladım; Vatan atlamış, ama Star'da belirtilmişti: adı geçen rahmetli Adnan Menderes'in köyüdür. Çakırbeyli Çiftliği'nin az mı lafını ettik vaktiyle. Yıllardır sigara içmeyen bir ailenin mensubu olarak, haberi okur okumaz karar verdim: Adnan Bey'in hemşerilerine buradan bir selam göndermeliydim.
  • Yiğit Bulut, haberi sahiplenmeden çevirip altına da bakan bir ekonomi yazarıdır. Ülker firması lüks çikolatalarıyla ünlü yabancı bir büyük firma olan Godiva'yı satın aldı diye sevindirik olduk, diyor ve düşündüğünü ekliyor:
    – Ülker için çok önemli olabilir bu alım-satım, ama Türkiye adına çok fazla bir şey ifade etmez. Nihayet çikolata üreten bir firmayı satın aldık. Sanki banka, rafineri, demir-çelik tesisi veya bilgi toplumunun «ana taşı» olan bir şirketi almışız gibi sevinmenin âlemi var mı? (Vatan)
    Ben bunu hiç düşünmemişler arasındayım. Ya siz?
  • DTP Van Milletvekili Özdal Üçer, Kürtçe söylediklerinin Türkçe bir özetini rica eden gazetecilere: «Ben kendi dilimde söylüyorum. Siz de Kürtçe bilen birer tercüman edinirseniz sorun kalmaz» demiş. (AA)
    İyi de, siyaset yapıyorum diye kabadayılık etmeye heveslenenlerle bu konuda bir çözüme erişilmez ki!
    *
    Siz yerden haber verin. Siz ve bendeniz ele alacak konu bulmakta sıkıntı çekmeyiz, demek istiyorum.
    Halit Ergenç davayı kaybetti
    Bence güzel magazin haberi işte bu! Hani oynadığı hemen her dizi reyting şampiyonu olan, etkili oyuncu Halit Ergenç var ya, Binbir Gece'nin Onur Bey'i... O, düğündeki davetlilerden biri olan İzmirli gazeteci Özge İpekçioğulları'nı dava etmiş; Gizem Soysallı ile düğün resimlerini çekip gazetelerde yayımlattığı için. Gerekçe özel hayata müdahale.
    İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin hanım hâkimi, «Davacı kamuya mal olmuş ünlü bir kişidir, hayatı herkesçe merak edilir, yani düğünü bir haberdir» diyerek, Özge'nin beraatine karar vermiş.
    Bu konularda açıklığa kavuşma ihtiyacımız var. Halit de çok ünlü bir oyuncu olarak, kimseye duyurmadan evlenemeyeceğini öğrensin!
    Dil Yâresi
    Türkçe dostlarından (Kemal Hasan Kırar)
  • Akşam Gazetesi yazarlarından Oray Eğin'in 20 Aralık 07 tarihli yazısındaki birkaç imla hatasına temas etmek isterim. («Değinmek» diyemiyorum: o vakit kendi kendime değmiş gibi oluyorum çünkü!)
    «Aşikâr» imlası tamam da «kağıt» yazarken neden düzeltme işareti kullanmadı acaba? (Oysa, kalın ünlü yanında ince ses vermesi gereken «k» ve «g» harfini izleyen «a» ve «u»nun üzerine düzeltme işareti konur.)
    «Adapte edip» yazdıktan sonra, ardına bir de virgül eklemiş. Halbuki «-ıp, -up» zaten «bağfiil»dir (zarf/fiil/gerundium) ve virgül yerine geçer.
    «Bugün Sabah'ın mirasına sahip çıkanlar, Sabah'ı bugünlere getirmekle övünenler o günlerde kısa pantolonla dolaşmasa bile Dinç Bilgin ve Zafer Mutlu'nun çantasını taşımak için kapısında sıra bekliyordu.» Bu ibarede, fiilin çoğul eki alması gerekirdi. (Buna rağmen, cümle kalıbı -hâlâ- kusursuz olamıyor; ama bu kadar incelikten de vazgeçtik artık!)
    – Bu mektubu bir zarfa koyup Oray'a gönderebilirdim. Ama okurumuz Kemal Bey'in eleştirilerinden benim okurumun da haberi olsun istedim. Değinmek fiili hakkındaki eleştirisi ilgiye değer.
    Kâğıt yazarken neden düzeltme işareti kullanmadı, sualini ben de sorarım. Peki halk ile «yaratma» anlamındaki hâlk kelimeleri arasındaki farkı belirtmek için, ikinci anlamda niçin düzeltme işareti kullanmıyoruz sualine Kemal Bey'in cevabı nedir, merak ederim; oradaki «a»dan önceki harf «k» veya «g» olmadığı için mi?
    Bir sualim de şu: «Sabah'ı bugünlere getirmek» derken, bir sıfat takımı olan bu günler'i bitişik değil ayrı yazmak gerekmez mi? Tahir Nejat Gencan, «Bu gün'de birinci kelime ikinci kelimeyi belirtiyor. Bunları (yani bugün ile bu gün'ü) ayırt etmek kolaydır: bu kelimesinin yerine o, şu... sıfatlarından biri kullanabilirse ayrı yazılır» derken yanılmış mıdır?
    Hamiş. Bana gene yazın lütfen Kemal Bey. Mektubunuzdan hem hazzettim, hem faydalandım. Ayrıca benim hatalarımın da altını çizin dememe lüzum var mı?