12 Eylül hokkabazlığı

Anayasa değişiklik paketinin AKP tarafından 12 Eylül darbesine karşı çıkmanın simgesi haline dönüştürülmesi, siyasette algılama yönetiminin neler yapabileceğinin çok çarpıcı bir örneğidir. İsteyenler buna bir siyasal reklamcılık başarısı olarak bakar, isteyen de dört dörtlük bir hokkabazlık!

Anayasa değişiklik paketinin AKP tarafından 12 Eylül darbesine karşı çıkmanın simgesi haline dönüştürülmesi, siyasette algılama yönetiminin neler yapabileceğinin çok çarpıcı bir örneğidir. İsteyenler buna bir siyasal reklamcılık başarısı olarak bakar, isteyen de dört dörtlük bir hokkabazlık!
Hatırlayınız: 12 Eylül darbesi sorumlularının yargılanması konusu AKP’nin ilk değişiklik taslağında yoktu, CHP’nin bu konuda gürültü koparması üzerine eklendi.
Gene hatırlayınız: AKP, referandum oylamasının kendisi için çok uygun bulduğu  Temmuz ayında yapılmasını istiyordu. 12 Eylül tarihini, gene CHP’lilerin itirazı üzerine Yüksek Seçim Kurulu verdi.
12 Eylül nasıl belirlendi? Ben, YSK’nın somut olgular nedeniyle bu tarihi seçmiş olduğunu düşünmekten yanayım ama, işin içinde iş olabileceğine inananlar da var!
Her ne olursa olsun, pakete 12 Eylül darbecilerine karşı maddeyi de eklemiş olan AKP, kırk yıl arasa daha uygun bir tarih bulamazdı.
Bu tarih onlara kampanyalarının ana temasını verdi: Askeri darbelere ve askeri vesayete karşı çıkma. Böylece askere karşı duruşun puanını bir kez daha alma fırsatı doğmuş oluyordu.
Balyoz tutuklamaları ve YAŞ’taki gelişmeler bu çerçeveye cuk oturdu.
İşe bakın siz: ‘Evet’ demek 12 Eylül’e ve askeri darbelere karşı çıkmak oluyordu!
Yandaş orkestrası mensupları, ‘Hayır’ denmesini savunan gerçek 12 Eylül mağdurlarını, hatta DİSK’i bile bile darbecilikle suçlayacak kadar insafsızlaştılar.
*
12 Eylül tarihinin AKP için başka avantajları da olduğu anlaşılıyor.
Kampanyanın büyük kısmının Ramazan’a denk gelmesi nedeniyle inançlı kesimlere yüz yüze propaganda yapmak için yeni fırsatlar doğdu. Bunların başında, aşiretlerin barışma ziyafetlerine benzeyen, binlerce kişilik iftar yemekleri geliyor. Buralarda yemek sırasında açıkca ‘Evet’ propagandası yapılıyor.
Böyle bir yemeğe katılan ama ‘Evet’ demeyecek olan bir tanıdığım:
“Propaganda başlayınca tatlıyı beklemeden kalkıp çıktım” diyor.
Tabii çoğunluk onun gibi yapmıyor, yemekle birlikte propagandayı da sindirmeye çalışıyor.
12 Eylül bu yıl Ramazan Bayramı’nın kuyruğuna eklendiği için okullar açılmadan son uzun tatilin son günü olacak. ‘Hayır’cıların çoğunlukta olduğu kentli kalabalıklar o gün dönüş için yollara düşecekler... Birçoğu yoğun güz arifesinde bir gün daha tatil yapabilmek için oy kullanmayacaklar. Ben böyle 8-10 kişi biliyorum.
*
12 Eylül darbesi bu kampanyanın ana ekseni haline gelince, 12 Eylül’ün aslında ne olduğu ve kime karşı yapıldığı konusunda tarihsel bir bozma işlemine girişildi. Malum takımdan bu konuda da ideolojik destek istendi. Seve seve verdiler. Öyle bir hava oluştu ki, 12 Eylül darbesi AKP’ye ya da onun içinden çıktığı İslamcı siyaset hareketine karşı yapılmış sanırsınız.
Oysa, artık biliyoruz ki, 12 Eylül faşist askeri darbesi, Türkiye’de solun yükselişine set çekmek için planlanmış,
bu arada milliyetçi ve İslamcı kesimleri de kendi amaçları için kullanmış bir Gladyo operasyonuydu. 
Ondan en az zararı İslamcılar gördü. Hatta önleri açıldı. ‘Türk-İslam sentezi’ o sayede milli ideoloji haline getirildi. Solun ve milliyetçilerin ezildiği ortamda meydan siyasal İslamcılara kaldı. Yararlandılar.
Bu referanduma kadar onların meselesi, 12 Eylül’le değil, Erbakan’ı istifaya zorlayan 28 Şubat ile idi.
YSK, 12 Eylül’ü seçti, böyle oldu.