2008: İletişimde meydan savaşına doğru

Türkiye'de medya, siyasal açıdan, dünyanın pek çok yerinde olduğundan daha fazla önem taşıyor. Bunun nedeni, Türkiye'nin küresel bir postmodern ülke olarak yeniden tasarımlanmasında medyaya çok özel görevlerin yüklenmiş olması.

Türkiye'de medya, siyasal açıdan, dünyanın pek çok yerinde olduğundan daha fazla önem taşıyor. Bunun nedeni, Türkiye'nin küresel bir postmodern ülke olarak yeniden tasarımlanmasında medyaya çok özel görevlerin yüklenmiş olması. Nitekim, orijinal ulus-devlet projesinin yerine yeni projenin devreye sokulmasında medya kritik bir rol oynuyor.
Medyanın siyasal gerçekliğin tanımlanmasında iki vazgeçilmez işlevi var: Hangi olayların gündeme gireceğini belirlemek ve bir yolunu bulup gündeme girmiş olanların nasıl çerçeveleneceğini kararlaştırmak.
Dünyada ve Türkiye'de her gün cereyan eden yüzlerce olaydan ancak bazıları gündeme girebiliyor. Gündeme girenleri de farklı medya organları farklı biçimlerde etiketleyebiliyorlar. Örneğin Danıştay cinayetini bazıları laikliğe karşı mürteci saldırısı, bazıları ise 'laikçi' derin devletin provokasyonu olarak sundu. Hangisi doğruydu?
Eğer bunun adı ideolojik hegemonya mücadelesi ise, 2008 yılında bu savaşın iki yöntemle yürütüleceğini söyleyebiliriz. Gerilla savaşı ve cephesel savaş.
Gerilla savaşının, yani vurkaç türü kapışmaların, örneklerine her gün rastlıyoruz. Bir gazete Alevi öğrencilere öğrenci yurdunda baskı yapıldığını mı yazdı, hemen ertesi gün öte taraftan bir gazete bunun yalan olduğunu ilan ediyor. Üçüncü gün ilk gazete doğruyu yazdığı iddiasını sürdürürken, ikinci de kendi telinden çalmaya devam ediyor.
Ve karşılıklı salvolar böylece sürüp gidiyor.
Sonuç çoğu kez bir kafa karışıklığı oluyor. Yükselen güçler açısından, bu denge bile bir kazanç sayılıyor. Tabii amaç, üstünlüğü ele geçirmek.
Bu gerilla savaşı 2008'de de devam edecektir.
Ancak 2008'de asıl büyük çatışmanın cephesel düzeyde olacağını görebiliyoruz. Başbakan'ın oğlunun genel müdürü olduğu Çalık Grubu Türkiye'nin ikinci en büyük medya grubunu 1 milyar 100 milyon YTL'ye satın aldı. Daha önce tek tek medya organları yaratılarak yürütülen hegemonya mücadelesi böylece ordu ölçeğinde katılımla üst düzeye çıktı.
Karşıdaki yığınak büyüyor.
Özel televizyonların yayına geçmesi ve TRT'nin marjinalleşmesi ile birlikte, ulus-devlet projesi yanlısı dünya görüşünün iletişim açısından ağır bir kayba uğradığını yıllardır yazıyorum. Artık TRT de, marjinalleşmenin ötesinde, küreselci cenahta yerini almış durumda.
Bu bağlamda, özel televizyonlara karışan RTÜK'ün bir düzenleyici kurum olmaktan çıkıp ideolojik bir yönlendirme kurulu gibi çalışması olasılığından söz edilmekte.
İnternet yayınlarının bürokratların kararıyla sansür edilebilmesini sağlayan yasanın birkaç hafta önce yürürlüğe girmesi, 'Özgürlük sanaldadır' hayaline yönelik vahim bir tehdit oluşturuyor.
2008'in iletişim meydan muharebelerine işte böyle bir arazide giriliyor.