AB ve medeniyetler çatışması

Avrupa Birliği öyle şeyler yapıyor ki, insan şu soruyu sormadan edemiyor: "Yoksa AB, Huntington'un...

Avrupa Birliği öyle şeyler yapıyor ki, insan şu soruyu sormadan edemiyor:
“Yoksa AB, Huntington’un medeniyetler çatışması savının doğruluğunu kanıtlamaya mı çalışıyor?”
Şöyle de sorabiliriz: Yoksa 21. yüzyılın savaşlarının cephelerini mi belirliyor AB? Yeni demir perdenin yolunu mu çiziyor?
Sen, henüz üyelik için bile başvurmamış Sırbistan’a, ayrıca Karadağ ve Makedonya’ya vize zorunluluğunu kaldır, buna karşılık 10 yıllardır sırada bekleyen ve üyelik müzakereleri yapan Türkiye’nin yanı sıra, nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan Bosna Hersek, Arnavutluk ve Kosova’ya vize uygulamaya devam et!
Bir mesaj bundan açık verilemez: Biz Müslümanlara karşıyız!
Ya da en azından, biz Müslümanlardan korkuyoruz, onları aramızda istemiyoruz.
Bunu haykır, sonra kalk demokrasi, hoşgörü, kültürel çoğulculuk, barış nutukları at! Sana kim inanır?
Cürete bakın: Yukarıda adını andığım Müslüman nüfuslu ülkelerden birini de öteki üçe dahil edip asıl amaçlarını örtme zahmetine bile katlanmıyorlar.
Böylesine ağır bir ayrımcılığa Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun isyan etmesi çok normal. Şöyle demiş Davutoğlu:
“Tüm bu (teknik) kriterleri yerine getirdikten sonra AB’nin Türkiye’ye vizesiz seyahat politikasını uygulamaması için hiçbir bahanesinin kalmayacağını düşünüyoruz. Samimi olarak söylemem gerekirse, bütün bunlara rağmen Türk vatandaşlarına AB vizesi kalkmazsa bunu çifte standart olarak değerlendireceğiz.”
Makamı nedeniyle, çok yumuşak konuşmuş. “Bunu medeniyetler çatışmasını körükleyen bağnaz bir kışkırtma olarak değerlendireceğiz” de diyebilirdi.
Türkiye, Davutoğlu’nun dediği gibi, gerekli teknik hazırlıkları bir iki ay içinde tamamlarsa AB vizeyi kaldırır mı? 
Elbette hayır. Ama hiç olmazsa çifte standartları daha da net olarak görünür.  Ahlaki çürümüşlükleri daha da açık hale gelir.
Medeniyetler savaşı kışkırtıcılığını, medeniyetler haritasındaki yerini değiştirmek için en yoğun çabayı göstermiş ve bu yolda başarılar kazanmış olan ülkeye, Türkiye’ye, karşı yapmaları ayıplarını daha da ağırlaştırıyor.
Dedim ya, adamların hedefi sanki Huntington’u haklı çıkarmak. O da “Türkiye ne yaparsa yapsın onların arasına giremez” demiyor muydu? Bu mesaj diplomatik dilde son vize olayındakinden daha net biçimde verilebilir mi?
Bırakınız yapsınlar. Türkiye vize konusunda bir kez daha reddedildikten sonra da, yasal hakkı olan tam üyelik inadından elbette vazgeçmeyecektir.
Hem de elinde ahlaki üstünlük forsunu daha da yükselterek.