Acı bir kayıp

Ülkemizin yaşamında belirli dönemlerde çok önemli işlevler üstlenmiş olan bir kelimeyi kaybetmiş bulunuyoruz: 'Vatanseverlik'.

Ülkemizin yaşamında belirli dönemlerde çok önemli işlevler üstlenmiş olan bir kelimeyi kaybetmiş bulunuyoruz: 'Vatanseverlik'.
Adında 'vatansever' kelimesi geçen bir dernekle ilgili soruşturmada ortaya çıkanlar medyaya yansıdıkça, daha düne kadar kendilerini göğüslerini kabartarak bu sözcükle anlatan insanların 'Ben vatanseverim' demesi güçleşiyor. Çünkü hemen arkasından şöyle bir soruyla karşılaşmaları olası:
'Hani o vatanseverlerden mi?'
Yani haklarındaki suç iddiaları suikasttan dolandırıcılığa, inanılmaz boyutlara uzanan ve birkaç gün önce mahkemece tutuklanan 'vatansever'lerden mi?
'Vatansever' artık dilimizdeki yaralı kavramlardan biridir.
O 'vatansever' kelimesi ki, bir dönemde özellikle solcular açısından fevkalade özel ve işlevseldi.
Tuhaf gelecek, ama aslında milliyetçiliğe karşı panzehir olarak üretilmiş bir kavramdı 'vatanseverlik'. Daha çok etnik üstünlük iddialarıyla eşanlamlı sayılan milliyetçilikten, salt vatanı sevmekle farklılaşan, ırkçılık şüphelerinden uzak, 'doğru' kavramdı. Etnik ayrımcılık yapmadan, herkesin vatanı sevmeye eşit derecede hakkı olduğunu ima ediyor ve böylece o sevilen ortak vatanı savunma sorumluluğunu, etnik kökeni ne olursa olsun herkese dağıtıyordu.
Pek çok etnik gruptan oluşan Sovyetler Birliği'nde İkinci Dünya Savaşı'ndan 'Büyük Vatanseverlik Savaşı' diye söz edilmesi bundandı.
O dönemlerde bizim solcular da, milliyetçi olmayı asla kendilerine yakıştıramasalar da, 'vatanseverim' demekten kaçınmazlardı.
Küreselleşme ile birlikte kavramların üzerinden çok sular aktı. Kavramlar da bazı insanlar gibi saf değiştirdi. Yelpazenin bir ucundan ötekine postalandı.
Vatanseverliğin sol sözlükten sağ sözlüğe geçişi bunlardan birisidir. Günün birinde bir baktık ki, vatanseverlik, milliyetçilik ve ulusalcılık ile eşanlamlı imiş gibi kullanılmaya başlanmış.
Bu kavramlar arasında, örneğin ulusalcılıkla milliyetçilik arasında, önemli farklar olduğunu öne sürenler çıktı zaman zaman. Ancak bunlar hiçbir zaman netleşmedi. Milliyetçiliğin sağ, ulusalcılığın sol kökenli olduğunu söyleyenlere rastlandı. Milliyetçiliğin manevi değerlere daha bağlı, yani daha dindar; ulusalcılığın ise daha laik (daha doğrusu 'laikçi') olduğunu öne sürenler oldu.
Mutabakat oluşmadı. Kafalar iyice karışmıştı.
Vatanseverlik kelimesinin son yıllarda bu kadar işlevsel hale gelişinin nedenlerinden birisi de buydu sanırım. Milliyetçi olsanız da, ulusalcı olsanız da, vatansever olabiliyordunuz.
Ve böylece yaptıklarınızı, bu arada vatanınıza verdiğiniz ağır zararları bile bu kelimeyle örtebiliyordunuz...
Şimdi o da yok? Ne olacak?