Açık mikrofon öyküleri

Fransa'nın Türkiye düşmanı Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin Türkiye düşmanı sağ kolu Patrick Deveciyan, kamera ve mikrofonlara 'uygunsuz vaziyette' yakalanmış:

Fransa'nın Türkiye düşmanı Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin Türkiye düşmanı sağ kolu Patrick Deveciyan, kamera ve mikrofonlara 'uygunsuz vaziyette' yakalanmış: Kamera ve mikrofonlar açıkken, son seçimde kaybeden bir kadın milletvekilinden 'Orospu' diye söz etmiş. Görüntüler yayınlanınca tabii kıyamet kopmuş. Deveciyan özür dilemiş ve 'Ben aslında maço değilim, etrafımda çok kadın var' diyerek kendini savunmaya kalkışmış, ama yoğun tepki devam ediyormuş.
Deveciyan'ın savunmasının palavra olduğuna ve kadın milletvekili için kullandığı terbiyesizce sözün onun gerçek kişiliğini yansıttığına
eminim. Tıpkı, çürük Fransız siyasal elitinin bu konuyu bir punduna getirip kapatacağına emin olduğum gibi. Oysa böyle bir söz Fransızların
pek küçümsedikleri ABD'de gerçekleşse, o kişinin siyasal kariyerinin sonu olurdu!
Aslında konum Deveciyan ya da Fransa değil. Günlerden pazar olmasından yararlanıp, iç politikadan uzaklaşmak, çağımızın özelliklerinden biri haline gelen 'açık mikrofon gafı' sendromundan söz etmek istiyorum. Sık sık medyaya yansıyor: Özellikle politikacılar mikrofonların kapalı olduğunu sanarak gerçek fikirlerini dile getiriyorlar ve mikrofonun açık olduğu anlaşılınca skandal patlak veriyor.
Ne tuhaf değil mi, gerçek fikirleri skandallık olan politikacıların sahte sözlerine kanmanın demokrasi sayıldığı bir dünyada yaşıyoruz!
Açık mikrofon gafı alanındaki rekortmeni tahmin edebilirsiniz: George W. Bush.
Son altı yıl içinde ne gazete muhabirine küfür bırakmış, ne başka ülke liderine hakaret...
İşin ilginç yanı, Bush'un açık mikrofon gafları başka liderinkinden çok daha az tepki görüyor.
'Bu adamdan her şey beklenir' türünden bir kanıksama söz konusu galiba. Bizde de bu kategoriye girebilecek politikacılar var kuşkusuz. Bilin bakalım kimden söz ediyorum?..
Pardon, bu pazar günü iç politikadan söz etmeyecektik. Gene Amerika'ya dönelim. Açık mikrofon gaflarının en büyüklerinden birisi Cumhurbaşkanı Ronald Reagan'ın bir radyo programına hazırlanırken mikrofonu kapalı sanıp 'Birazdan Sovyetler Birliği'ni bombalamaya başlıyoruz!' türünden şeyler söylemesidir. Açık mikrofon, bir siyasal kariyeri değil, tüm insanlığı yok olmanın eşiğine kadar getirmişti o gün!
Açık mikrofon sendromu televizyoncuların sürekli karşı karşıya bulundukları meslek tehlikelerinden biridir. Özellikle reklam arası verilen canlı yayınlar mayın tarlalarına benzer. Nitekim, bir Amerikalı bayan muhabirin üzerindeki mikrofonu kapatmadan tuvalete
gitmesi sırasında duyulanlar mesleki mizah antolojilerine girmiştir. Reklam dönüşlerinde konukların kendi aralarında yaptıkları konuşmalar da tehlikenin yoğun olduğu bölgelerden biridir.
Açık mikrofon edebiyatında, ABD'de radyonun kral olduğu dönemde yaşanmış olan şu gerçek öyküye çok gülerim:
Babacan sesli adam çocuk programının sonunda dinleyici çocuklara nasihat etmektedir: "Evet sevgili çocuklar, büyüklerinizi sayın, küçüklerinizi sevin, terbiyede kusur etmeyin, sakın ağzınıza kötü laflar almayın. Bu haftalık da bu kadar. Hoşça kalıın," dedikten sonra mikrofonun kapandığını sanarak yanındaki adama seslenir:
"Bu kadar nasihat piç kurularını bir hafta idare eder!"