Anayasa'dan önemli bir dava

Dink cinayeti planlanırken, icra edilirken ve üstü örtülmeye çalışılırken Anayasa'da bunları yasaklayan kurallar vardı.

Hrant Dink davasından söz ediyorum.
Anayasaları iskeletlere benzetebiliriz. Onu somut konulara uygulayan kanunlar, kararnameler, yönetmelikler filan da kas, damar ve kana benzetilebilir. Ama asıl önemli olan onlar değildir.
Asıl önemli olan insan öğesidir: Onlara can verecek olan ruh oradan gelir.
Hukuk önemlidir ama onların arkasındaki irade daha da önemlidir. Onu üzerine üflediğiniz zaman hukuk yaşamaya başlar.
Kâğıt üzerinde dünyanın en iyi anayasasını yapabilirsiniz. En uzun, en kambursuz, en sağlam iskeleti kurabilirsiniz. Ama, cansız bir iskelet, bir kemik yığınından başka bir şey değildir.
Hrant Dink davası bu açıdan önemli. Bu açıdan gösterilen ilgiyi hak ediyor. Bu dava ile tüm Türkiye sınavdan geçiyor.
Türkiye'nin aydınlık geleceği adına bu davadan alnımızın akıyla çıkmamız gerekiyor.
Başta siyasal iktidar olmak üzere tüm kurumların bu konuda yargıya yardımcı olmaları gerekiyor.
Ufuk Uras'ın Meclis'te bir komisyon kurulacağına ilişkin haberi olumlu bir adımdır. Parlamenter araçlarla farklı bilgi kaynaklarına ulaşılabilir.
Medya, 'güç odaklarının bilinmesini istemediği' şeyleri soruşturmacı habercilik yöntemleriyle ortaya çıkararak katkıda bulunabilir. Bulunmalıdır.
Bizim gazeteden iki genç habercinin (Timur Soykan ile Demet Bilge Ergün) geçen hafta çıkan 'Sapan: Hrant Dink Cinayeti' adlı kitabı bu yoldaki kilometre taşlarının birincisidir. Ardından daha niceleri gelmelidir.
Ne Çetin Emeç'in gerçek katillerini biliyoruz, ne de Uğur Mumcu'nun. Bu kez elde iyi bir fırsat var.
Gazetecilik mesleğinin onuru söz konusudur.
'Sapan'ı okurken Yasin Hayal, Erhan Tuncel ve O.S. arasındaki sağlıksız ilişkileri izlerken içim daraldı. İçinde yaşadığım toplum adına ürktüm.
Tıpkı, Hrant Dink'in öldürülmesinin ardından 'Bu cinayet hepimize karşı işlendi, acı hepimizindir' demek isteyen kitlelerin 'Hepimiz Ermeniyiz' sloganına karşı gösterilen anlayışsızlıktan ve bağnazlıktan ürktüğüm gibi.
Cinayet ağları örülürken kimi resmi kurumların ihmali ve hatta işbirliği ile ilgili bölümlerde ise ruhum karardı. Ümitsizliğe düştüm.
Hrant Dink cinayeti planlanırken, icra edilirken ve üstü kapatılmaya çalışılırken Anayasamızda bunların yapılamayacağına ilişkin kurallar vardı.
Herhalde yeni anayasamızda da olacak.
Ne değişecek?
Onun için diyorum: Bu dava Anayasa'dan daha önemlidir.