Ankara fena yalpalıyor

22 Temmuz seçimlerinden sonra çözüme ulaşması beklenilen kurumlararası gerginlik sorunu tüm yoğunluğuyla devam ediyor. AKP kredisini tüketiyor.

İşte son örnek: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın parti grubunda yaptığı ve partilileri çok kararlı bir sesle cumhurbaşkanlığı referandumunda 'Evet' oyu kullanmaya çağırdığı haber, henüz televizyon ekranlarından inmeden bir altyazı geçmekte:
"Ankara'da sıcak gelişme. AKP temsilcisi referandum sorununa çözüm için muhalefetle konuşuyor."
Çözüm denen şey, Erdoğan'ın halkı 'Evet' demeye çağırdığı Anayasa değişikliğinin içeriğini değiştirmek ya da referandumu tamamen iptal etmek.
Komik durumu biliyorsunuz: Referanduma sunulan Anayasa değişikliği "11. Cumhurbaşkanı'nı halk seçer" diyor. Oysa Meclis çoktan seçti 11. Cumhurbaşkanı'nı. "Hayır, aslında 12. Cumhurbaşkanı'nı seçecek" demek mümkün değil, çünkü o Anayasa değişikliği 27 Nisan'ı izleyen günlerde gerçekten 11. Cumhurbaşkanı'nı seçmek için o şekilde formüle edilmişti. "Bundan sonra cumhurbaşkanını halk seçer" demek varken ve yasa tekniğine çok daha uygunken '11. Cumhurbaşkanı' nitelemesi özellikle konulmuştu. Çünkü amaç, birilerine, "Siz 11. Cumhurbaşkanı'nı bize Meclis'te seçtirmezseniz, biz de halka seçtiririz!" demekti.
Ama olaylar beklenenden farklı gelişti. Abdullah Gül 11. Cumhurbaşkanı oldu.
Belli ki, 27 Nisan sarsıntısından ve 22 Temmuz zafer sarhoşluğundan hâlâ toparlanabilmiş değiller, bir şaşkınlıktır gidiyor.
O kadar ki, en sonunda, Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı olmaması için her yolu denemiş olan CHP'nin Genel Başkanı Deniz Baykal uyarmak zorunda kalıyor:
"Böyle giderse hukuki kaos yaşanır. Gelin önlem alalım, Gül'ün Cumhurbaşkanlığı şaibeli hale gelmesin."
Tarih tekerrür ediyor: Erdoğan'ın Başbakanlığı'nı mümkün kılan CHP, şimdi de Gül'ün yedi yıllık Cumhurbaşkanlığı'nı da güvenceye alıyor!
Bu arada, bir değişiklik yapılır ya da iptal olursa, 11. Cumhurbaşkanı'nı halk tarafından seçilmesi konusundaki referandum için gümrüklerde kullanılmış oyların ne olacağını kimse bilmiyor. (Daha doğrusu biliyor: Çöplüğe gidecek!)
Hazırlanma ve açıklama yöntemindeki yanlışlıklar dolayısıyla, yeni anayasa hazırlıkları havası kaçmış gazoza döndü. Bundan sonra nasıl canlanır, bilinmiyor...
Sonra, aynı konular birkaç ay sonra yeni anayasada da düzenlenecekse ve o da halkoyuna sunulacaksa, şimdi halkoylamasına gidilerek harcanacak paraya ve zamana yazık değil mi?
Bitmedi: Halkoyuyla seçilmiş bir cumhurbaşkanının şimdikinden daha az yetkili hale getirilmesinde bir mantık hatası yok mu?
En önemlisi, 22 Temmuz seçimlerinden sonra çözüme ulaşması beklenilen kurumlararası gerginlik sorunu tüm yoğunluğuyla devam ediyor. Ankara, başarılı seçime rağmen rahatsız bir başkent. Tarihten biliyoruz: rahatsız başkent zayıftır.
Bu arada, bürokraside dar kadroculuğun zirve yaptığına ilişkin haberler geliyor. 'İkinci vitese geçildi' deniyor. Böyle olmayacağı vaat edilmemiş miydi?
Seçim zaferiyle elde edilmiş krediyi gereksiz tartışmalar ve referandumlarla çarçur ediyor AKP. Ankara zaman kaybediyor.