Bağbozumu şenliği mi, yası mı?

Şu günlerde, özellikle bu hafta sonu, Türkiye'nin çeşitli yerlerinde bağbozumu şenlikleri yapılıyor. Ne var ki, bu yıl 'şenlik' sözü duruma pek uygun düşmüyor, çünkü bağ bozanların birçoğu, bırakın şen olmayı, derin bir karamsarlık içinde.

Şu günlerde, özellikle bu hafta sonu, Türkiye'nin çeşitli yerlerinde bağbozumu şenlikleri yapılıyor. Ne var ki, bu yıl 'şenlik' sözü duruma pek uygun düşmüyor, çünkü bağ bozanların birçoğu, bırakın şen olmayı, derin bir karamsarlık içinde. Şöyle de denilebilir: Üzümüne alıcı bulamadığı içim bozum olmuş on binlerce bağcının yas günleri bunlar...
Bu üzücü durum özellikle Trakya ve Marmara Bölgesi'nde kendisini çok sert bir biçimde hissettirmekte. Bağcılık zahmetli, emek-yoğun bir uğraştır. Üzüm yetiştirmek için yıl boyu para harcamış ve alınteri dökmüş olan dar gelirli üreticiler üzümün olgunlaştığı şu günlerde alıcı bulmak amacıyla oltaya takılmış balıklar gibi bir o yana bir bu yana hamle yapmaktalar...
Nafile. Ne kadar çırpınırlarsa çırpınsınlar mallarına müşteri bulamıyorlar.
Bozcaada'nın köklü şarapçılık firmalarından Talay'ın yöneticilerinden Ahmet Talay şöyle diyor:
"Gün boyu hiç tanımadığım yerlerden telefonlar alıyorum. Sadece adadan değil, her yerden. Sokağa çıktığımda yolumu çevirip üzümümü al diye yalvarıyorlar. Bizim kapasitemiz belli. Yalnızca ada üzümü kullanıyoruz... İnsanlar çaresiz. Üreticinin durumu gerçekten çok kötü."
Adalı üreticilerden N. Y. ağlamaklı:
"Yıl boyu uğraştık didindik. İşci, gübre, makine parası verdik. Ne umutlar besledik. Şimdi kimse üzümümüze bakmıyor bile. Üzümü kesmemek en iyisi. Pek çok bağın üzümleri üzerinde kalıp çürüyecek. Yazık değil mi bunca emeğe, bunca paraya!"
Talep düşüklüğü nedeniyle üzümüne müşteri bulamayan üretici pazarlık gücünü tümüyle yitirmiş durumda. Artık tek dileği, birilerinin üzümünü alıp götürmesi.
Bir üretici:
"Para filan sormuyoruz. Durumunuz elverdiğinde uygun bir şey ödeyin razıyız diyoruz, gene de hiç kimse ilgilenmiyor" demekte.
Ada'nın dört kuşaktır şarap üreten Yunatçılar firmasının sahibi Haşim Yunatçı bu yıl adada bağlarda kalıp çürüyecek üzümün yüzde 40'a varabileceğini söylüyor ve ekliyor:
"Gelecek yıl durum daha da kötü olacak. Yüzde 70'i bağda kalır."
Halkın önemli bir kısmının bağcılık ve şarapçılık yaparak kazandığı Şarköy, Mürefte gibi yerlerde üreticinin durumunun Bozcaada'dakilerden de kötü olduğu söyleniyor. Üreticilerle şarap firmaları toplantı üstüne toplantı yapsalar da krize çare bulamıyorlar.
Görünüşe göre krizin iki nedeni var. Kayıt dışı üretime engel olmak gerekçesiyle bandrol sistemine geçilmesi ve şaraba uygulanan ÖTV'nin çok yüksek olması.
24 Temmuz'da başlayan bandrollü satış sistemine göre 5 Kasım'dan itibaren piyasada bandrolsüz şarap satılamayacak. Böylece, çok yüksek oranlara vardığı sanılan 'merdivenaltı' ya da kayıt dışı şarap üretimi sona erecek. Birçok firmanın buna itirazı yok, ancak ÖTV'nin bu kadar yüksek olması onları ihtiyatlı davranmaya yönlendiriyor. Sınırlı sayıda bandrol ısmarlıyor, yani üretimi kısıyorlar. Özellikle ucuz ya da sofralık şarap alt kesiminde ciddi bir daralma yaşanıyor. Siz Petrus muhabbetlerine kanmayın. Türkiye'de satılan şarapların neredeyse yüzde 80'i bu kategoride.
Bir şarap üreticisi önündeki açmazı şöyle anlatıyor:
"Trakya ve Marmara üzümleri genellikle sofralık şarap üretiminde kullanılır. Yüksek ÖTV ve bandrol olan sistemde en ucuz şişe şarap 6.5 YTL olacak. Bizim piyasamızın bu fiyatı kaldırabilmesi mümkün değil. Satamayacağım bir fiyata niçin şarap üreteyim. Mecburen frene basıyoruz."
O frene basınca uzun yıllardır bu türden şaraplar için üzüm yetiştiren on binlerce üretici acı kaderiyle baş başa kalıyor. Üzümler asmaların üzerinde çürümeye terk ediliyor. Satamadıkları üzümleri kamyonlarla denize dökerek protesto etmek istediklerini söyleyen öfkeli üreticilerin bile bulunduğu söyleniyor.
Üreticinin perişan durumuna düşmesi üzerine hükümet ne yapıyor? Üreticiler, hükümetin bu durumdan için için memnun olduğu görüşünde. Şarköy'ün Sesi gazetesinde birkaç gün önce çıkan habere göre Ziraat Odası Başkanı'nın Ankara'da yaptığı temaslar hiçbir umut ışığı yakmamış. Ona aslında şu mesaj verilmiş:
"Şarap haramdır efendim, domates yetiştirin!"
Bağbozumu şenliklerinin yasa dönüşmesi karşısında, bu yörelerde güçlü olan CHP'nin mağdur üreticiler için ne yaptığı ise bilinmiyor.