Bana Türk aile yapısını çizebilir misin Abidin?

Nâzım bu soruyu zamanında ressam Abdin Dino'ya sormuş olsa büyük bir olasılıkla 'Hayır üstad çizemem' yanıtını alırdı. Aradan yarım asır geçtikten sonra böyle bir resmi çizmek daha bile zor.

Nâzım bu soruyu zamanında ressam Abdin Dino’ya sormuş olsa büyük bir olasılıkla ‘Hayır üstad çizemem’ yanıtını alırdı. Aradan yarım asır geçtikten sonra böyle bir resmi çizmek daha bile zor.
Ama ‘Kadın ve Aileden’ Sorumlu Bakan Sema Kavaf, sanki Abidin’in yapamayacağını yapabilirmiş gibi konuşmuş, ‘Türk aile yapısı’na uymayan televizyon dizilerinin şifreyle yayınlanmasının daha doğru olacağını söylemiş.
Demek ki, sayın Bakan’a göre öyle bir şey var.
Merak ediyorum nasıl bir şey o? Açıklasa da biz de öğrensek. Ki senaristler yanlış şeyler yazmasınlar! Yönetmenler ‘yapı’ya aykırı sahneler çekmesinler!  Yanlış yapıp şifreye düşmesinler.
Diyelim, senaryosunu yazdığımız erkek kahramanımız işten çıktıktan sonra kahveye uğradı, arkadaşlarıyla tavlaya oturdu, yemeğe iki saat gecikti. Bu gecikme ‘yapı’ya aykırı mı bu, yoksa değil mi?
Eve geldiğinde sofra toplanmıştı, çok kızdı, karısına bağırdı çağırdı. Aykırı mı, yoksa değil mi?
Karısı da ona aynı tonda cevap verdi. Erkeğe sesini yükselttiğine göre Türk aile yapısına aykırı mı, yoksa değil mi?
Bunun üzerine adam karısını iz bırakmayacak şekilde ‘hafifce’ patakladı. Sınırı aştık mı? Yoksa ‘yapı’nın tam göbeğinde miyiz?
Ya da tam tersi, adam çalışan karısına yardım olsun diye, yemek bulaşık dahil ne gerekiyorsa yapıyor. ‘Türk aile yapısı’na aykırı bulup sansürleyecek miyiz?
Bu türden sorularla sayfanın dibine kadar devam edebilirim. Çok daha çarpıcı örnekler verebilirim.
Ama sanırım meramımı anlattım. Türkiye gibi büyük bir kültür değişimi yaşamış ve yaşamakta olan bir ülkede ‘Türk aile yapısı’ diye sabit bir kavramdan söz etmek en azından abesle iştigaldir.
RTÜK Yasası’nın 4. maddesinde de yer alan bu kavram o yüzden uygulanma alanı bulamamıştır.
Sayın Bakan bilmem farkında mı? Bugün örneğin İstanbul’da yalnız başına yaşayan yüz binlerce anne ve bekâr kadın var. Birilerinin ‘Türk aile yapısı’ tanımına girmiyorlar diye onların öykülerini -aşklarını, sıkıntılarını, eğlenmelerini- televizyon dizilerinde anlatmayacak mıyız?
Çağımızın karmaşık dünyasında tüm kurumlar gibi aile kurumu da değişim geçiriyor. Bugün ABD’de tek ebeveynli ailelerin sayısı iki ebeveynli ailelerden fazladır. Biz henüz o noktada değiliz ama, biz de değişiyoruz. Artık, çok farklı aileler var: Tek ebeveynli aileler, nikâhsız yaşayan aileler, ayrı evlerde yaşayan aileler...
Hepsi aynı derecede saygıya layıklar...
Bence sayın Kavaf olmayan bir şeye aykırı televizyon dizilerini nasıl şifreye sokacağını düşünmek yerine bu yeni tür ailelere karşı devletin yükümlülükleri üzerinde düşünse daha ‘çağdaş’ bir iş yapmış olur.