Barışma

Bayramların barışma zamanı olduğu söylenir. İnsanların kin ve düşmanlıkları bir kenara bırakıp, kırgın ve küs olduklarına bir şans daha tanıdıkları bir fırsat...

Bayramların barışma zamanı olduğu söylenir. İnsanların kin ve düşmanlıkları bir kenara
bırakıp, kırgın ve küs olduklarına bir şans daha tanıdıkları bir fırsat...
Halkımızın önemli bir kesiminin bir ibadet olarak kurban kestiğini biliyoruz. Din adamlarının ‘barışma’ öğüdüne ne kadar uydukları konusunda ise fazla bir bilgi yok. Çok kulak asıldığını sanmıyorum.
Kurban kesmek barışmaktan çok daha kolay olsa gerek.
Oysa, bu bayramda bir barışma atmosferine şiddetle ihtiyaç var. Yurdumuzun bir süredir çok derin bir bölünme, hatta yarılma içinde olduğunu görmemek için kör olmak gerekir. Kamplar arasında gittikçe derinleşen uçurumun siyasal, ideolojik, günlük yaşamsal boyutlarıyla boğuşmaktayız. Karşılıklı şüphelerin, öfkelerin, hatta nefretlerin fena halde azdığı bir dönemdeyiz.
Kendisini sonuna kadar haklı gören ‘tek hakikâtçılar’ın envai çeşidi baş döndüren yarığa kazmayla koşuyorlar. Bunun Kürtçüsü var, Türkçüsü var, dincisi var, laiki var. Liberali ve komünisti de var.
Normal olarak söylenmeyecek en kötü sözlerin söylendiği, kaşınmayacak cılk yaraların hart hart kaşındığı bir yerlerdeyiz.  
Sık sık endişeyle soruyoruz:
“Nereye kadar?”
Halkımızın büyük bölümü ‘Kürt açılımı’ nedeniyle karmaşık bir psikolojik süreçten geçiyor. Bu sürecin iyi yönetildiğini söyleyemeyiz.
Zaten var olan dinci-laik fay hattına bir de milliyetçi gerginlikler eklendi. Kürtlerin Kürtlük vurgusu, Türklerin de Türklük duygusunu kabarttı. Tarihle yüzleşme söylemi bir ‘İtiraf et, suçlusun!’ korosuna dönüştü. Birçok kişi suçlayan parmaklar karşısında kendisini mağdur hissetti.
Sonuç: İnsanlar birbirlerine etnik köken sormaya başladılar.  Bunun ne kadar tehlikeli bir soru olduğunu çevremizdeki ülkelerde yaşananlardan biliyoruz.
Ama artık geriye dönülemez. Yeni dünyanın koşullarına uygun bir bir arada yaşama formülü yaratmak zorundayız.
Bulamazsak halimiz haraptır.
Herkes haklı olduğuna o kadar emin ki, umutlu olmak için fazla bir neden göremiyorum.
Gene de, çok kötü şeyler yaşamamak için gönlümüzü barışmaya açmak ve ortak bir sözcük dağarcığı üretmek zorundayız.
İlk kelimesi ‘demokrasi’ olabilir.
İyi bir bayram diliyorum.