Berbat bir oyun

Beyaz Saray sahnesinde yarın Bush'la düet yapacak Türk başoyuncu yeni yeni ısınıyor...

Shakespeare, 'Hayat bir sahnedir' demişti. Gerçekten öyle.
Ben de zaman zaman çevremde yaşananlardan kendimi soyutlayıp olaylara bir oyun seyreder gibi bakmaya çalışıyorum. O zaman bazı şeyleri daha net olarak görebiliyorum.
Aman Allahım, ne trajediler, ne dramlar, ne komediler, ne vodviller, ne farslar oynanmakta gözlerimizin önünde. Ne soytarılar, rol çalıcılar, poz kesiciler, bastonyuttular var sahnede.
Örneğin, alın şu Kuzey Irak oyununu. Traji-komedi türünden berbat bir oyun. Uzun zamandır bizim buralarda bu kadar kötü bir oyun oynanmamıştı. İşin garibi, oyuncuların hemen hepsi çok kötü oynuyorlar. Daha kötü oynamak için adeta birbirleriyle yarışıyorlar.
Örneğin, alın şu Barzani adlı 'kilit' karakteri. Farklı bir yorumla bütün oyuna bambaşka bir hava verebilirdi. Ama o sanki oyuncu olarak kendisi hakkında söylenmiş en kötü şeyleri haklı çıkarmak için çırpınıyor: Bastıra bastıra güvenilmez, kaypak, dar görüşlü, çığırtkan ve kışkırtıcı bir portre çiziyor. Karşısındakilere 'Biz demedik mi, bu adama güvenilmez, dar görüşlü, kaypak, çığırtkan ve kışkırtıcıdır' deme olanağını sağlıyor.
O zaman tüm olaylar bu zıtlık üzerinden gelişiyor.
Barzani adlı karakter niçin böyle yapıyor? Başka türlü oynamayı beceremediğinden mi, yoksa rejisör ona öyle söylediği için mi? Bu da bir türlü anlaşılamıyor.
Sahi, rejisör kim?
Bir başka kilit karakter, Bayan Rice adlı Amerikalı kadın. Sahnelere girip çıkarken herkes ondan mucizeler bekliyor, ama olmuyor. Galiba onun asıl marifeti eline aldığı şeyleri şöyle bir kurcalayıp onarmadan yoluna devam etmesi. Arkasında alkış yerine hayal kırıklığından ayak izleri bırakmakta...
Ama bu berbat oyunun asıl sorumlusu o değil, Beyaz Saray'daki baş oyuncu olmalı. Onu Washington'da yakından izleyenler söylüyorlar: Sahneler belki de tiyaro icat edildiğinden beri bu kadar kabiliyetsiz bir oyuncu daha görmedi. Rolünü ezberlemeyi başaramadığı gibi, durmadan metinleri birbirine karıştırıyor.
Yarın Beyaz Saray sahnesinde onunla düet yapacak olan Türk başoyuncuya gelince... Oyuna yeni yeni ısınıyor. Enerjisini yanlış sahnelerde, yanlış kişilere bağırarak harcadı, ama oyunu öyle götüremeyeceğini anladı. Rolünün havasına yeni giriyor. Çok geç mi kaldı?
Yarın oynanacak olan düet final sahnesi mi olacak, yoksa oyun tüm sıkıcılığıyla, 32 kısım tekmili birden, devam mı edecek? Bunu bilmiyoruz. Mutlu son olanaksız görünse de, Hamlet gibi kanlı bir final istemiyoruz.
Bu berbat oyunda ölenler yalancıktan yere yıkılan oyuncular değil, sahici insanlar çünkü.