Binmişiz bir alamete

Böyle şeyler daha çok Amerika'da olurdu. Ucuzluk vaat etmiş mağazanın kapısında birikmiş kalabalıkların hürra kapıdan içeriye dalışı, birbirini ezmek pahasına sağa sola koşturuşu...

Böyle şeyler daha çok Amerika'da olurdu. Ucuzluk vaat etmiş mağazanın kapısında birikmiş kalabalıkların hürra kapıdan içeriye dalışı, birbirini ezmek pahasına sağa sola koşturuşu, kasaların önünde uzun kuyruklar oluşturması ve biri elinde paketle dışarı çıktığında yüzünde beliren zafer gülümsemesi. İşte çağımızın mutlu insan portresi!
Daha çok orta yaşlı, şişman kadınlardan oluşurdu bu kalabalıklar. Bizimkisi ise, alt alta üst üste kesif bir erkek topluluğu. Sahurdan sonra buraya gelmişler, saatlerce beklemişler, kapılara yükleniyorlar. Açılışını yapan yabancı mağazadan ucuzuna plazma televizyon, cep telefonu, elektronik ıvır zıvır alacaklar. Kararlılar. Bu uğurda her şeyi göze almışa benziyorlar... Rezil olmak dahil.
Çeyrek yüzyıl kadar önce Amerika'da bir mağazada ucuzluk peşindeki kalabalıklarla kedi oyunu oynanmasına tanık olmuş, ait olduğum canlı türü adına utanmıştım. Dahili hoparlörden 'Şu anda nalburiye bölümümüzde su hortumları dörtte bir fiyatına satılmaktadır. 15 dakika sürecektir' gibisinden bir anons yapılınca yaşını başını almış ve büyük bir olasılıkla bahçe hortumuna ihtiyacı olmayan insanlarının kan ter içinde koşuşturmasını ve tam nalburiyeye geldiklerinde bu sefer iç çamaşırı bölümünde yapılan bir indirim dolayısıyla yön değiştirdiğini dehşet içinde izlemiş, onlara katılmamak için kendimi frenlemiştim.
Tüm dünyaya egemen olan 'tüketim tutkusu' dininin bir ritüeliydi kuşkusuz bu. Demek ki, artık bu din, burada da egemen ve ritüelleri biraz alaturka bir biçimde de olsa cennet vatanımızda da yaşanıyor!
Hıristiyan, Musevi, Müslüman, Türk, Kürt, Çerkez, Arap altaidiyetler onu hiç ilgilendirmiyor. Kendi gözlerimle gördüm: Müslüman olmayanların giremediği Mekke'de onların mağazaları dolup dolup taşıyordu. Suudi Arabistan kocaman bir mağaza. Gel, ne olursan ol gel, satın al. İhtiyacın olsa da al, olmasa da al.
Çünkü aldığın mal kadar varsın!
AKP'nin seçim zaferinin ardından 'Nereye gidiyoruz?' tartışmaları depreştiğinde o kesimde siyaset yapan bir uzman şöyle demişti: "Artık mahalle baskısından korkmak abes. Mahallenin sakinleri değişti.
Türbanlı olsalar da onlar da aynı şeyleri tüketmek istiyorlar. Eski Müslümanlar kalmadı artık."
'Eski Müslümanlar' derken rahmetli babam başörtüsü gibi bir kaygısı olmadığı halde tutumlu olmayı dinsel bir erdem olarak gören, israfı günah sayan, tabakta yemek bırakılmasını eleştiren sade müminleri mi kastediyordu acaba? Bugünün lüks iftarcılarının yanında ne kadar modası geçmiş kalırdı garibim!
Ümraniye'deki rezalet için 'bizim millet'imizi ayıplamayın. Bunlar dünyanın birçok başka mega-kentinde yaşanmıştır, yaşanacaktır. Bunlar insanlık arabasının dingilinin çıktığının ve kıyamete doğru sürüklendiğimizin işaretleridir. Kanıtı ise şu rakamlardır:
Amerika'da kozmetikler için harcanan parayla (8 milyar dolar) tüm insanlığın eğitim (6 milyar dolar); Avrupa'da dondurma için harcanan parayla (11 milyar dolar) tüm dünyanın içme suyu (9 milyar dolar); ABD ve Avrupa'da kedi-köpek mamalarına harcanan parayla (17 milyar dolar) tüm dünyanın temel sağlık (13 milyar dolar) sorunları çözülebilir.
Uyuşturucuya harcanan yıllık para 400 milyar dolar, askeri bütçelerin toplamı ise 800 milyar dolardır!
Bilmem anlatabildim mi!