Bir düdük sesi

Hanefi Avcı'nın gündeme kocaman bir tuğla gibi düşen kitabını ('Haliç'te Yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün...

Hanefi Avcı’nın gündeme kocaman bir tuğla gibi düşen kitabını (‘Haliç’te Yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün Cemaat’, Angora Yayıncılık) Türkiye’de olupbitenleri anlamaya çalışan pek çok kişi gibi ben de merakla okumaya başladım. Son yıllarda açıklamakta zorluk çektiğimiz, havsalamızı zorlayan o kadar çok şey oldu ki! Onların bir kısmının yanıtları bu kitapta olabilir mi?
Hanefi Avcı’nın yaptıklarına benzer şeyler yapanlara soruşturmacı habercilik literatüründe ‘whistleblower’ diyorlar. Kelime anlamı ‘düdük çalıcısı’, ya da isterseniz ‘ıslıkçı’. İçinde çalıştığı kurum ya da yaşadığı ‘mahalle’de dönen dolapları ihbar edenlere böyle deniyor. 
Dünyanın en büyük skandallarından bazılarının bu türden insanların çaldıkları düdükler sayesinde ortaya çıktığını biliyoruz. Yani insanlığın toplumsal gerçekleri keşfetme ve kendini arıtma serüveninde önemli bir yeri
var bu türden düdük çalıcıların.
Çaldıkları düdük yüzünden ağır bedel ödeyenlere de rastlanıyor tabii. Çünkü sonuçta arı kovanına sopa sokmuş oluyorlar!
*
Soruşturmacı haberciler pek çok ‘bomba haberi’ düdük çalıcılar sayesinde ortaya çıkarmışlardır ama, onlara bu tür insanlar konusunda ihtiyatlı olmaları tavsiye edilir.
O kişi binbir rizikoyu göze alıp düdüğü niçin çalmaktadır? Birilerinin adamı mıdır? Patolojik yalancı ya da gammaz mıdır? Hak arama sendromundan mustarip bir hasta mıdır? Bir şöhret budalası mıdır? Yoksa, çevresinden yükselen kötü kokulara daha fazla katlanamayan vicdan sahibi bir insan mıdır?
Hanefi Avcı bilinmeyen bir isim değil. Ondan ‘polisin Doğrucu Davut’u’ diye söz edildiğini biliyoruz. Devletin nasıl işlediğini, bürokrasi labirentlerini çok iyi bilen biri. Yaptığı operasyonlara baktığımızda, gözünü budaktan sakınmadığını görebiliyoruz.
Özgeçmişi, bu kitapta anlattıklarını daha da merak edilir kılıyor.
*
Kitabın içeriği kadar merak ettiğim bir şey, bundan sonra ne olacağı, yetkililerin anlatılanlar konusunda neler yapacağı. 
Anladığım kadarıyla, Avcı kitapta yer alan bilgileri dilekçelerle yetkililere aktarmış, ancak onları hiçbir şey yapmadıklarını görünce bu kitabı yazmaya karar vermiş
Düdük çalınca birileri hemen ışıkları söndürmeye çalışır, karanlıkta düdüğü çalana çullanırlar. Bakalım öyle mi olacak?
Avcı’nın iddiaları araştırılır ve tümünün doğru olduğu ortaya çıkarsa, bir kabustan uyanma fırsatı doğar. Bazılarının doğru olduğu anlaşılırsa, yanlışlar düzeltilir. Hiçbirinin doğru olmadığı öğrenilirse, heryerde konuşulan ve genellikle inanılan bazı şeylerin evhamdan ibaret olduğu sonucuna varılır. 
Demokrasimizin geleceği açısından her üçü de yararlıdır.
Avcı’nın 600 sayfalık kitabı eğlenceye boğulmuş, dezenformasyon tutsağı insanların çoğunlukta olduğu çağımızda bile kitapların böyle bir işlevi olabileceğini hatırlatması da fevkade anlamlı.
Bu örnekten yola çıkarak başkalarının da yazı masasına yöneldiğini görür gibi oluyorum. Düdük sesleri artabilir.