Bir öncü: Aydın Boysan

Aydın Boysan'ın 89. yaşgünü Ankara, dış temsilciliklerimiz ve yavru vatan Kıbrıs'ta değilse bile, İstanbul'un bazı bar ve meyhanelerinde törenlerle kutlandı.

Aydın Boysan’ın 89. yaşgünü Ankara, dış temsilciliklerimiz ve yavru vatan Kıbrıs’ta değilse bile, İstanbul’un bazı bar ve meyhanelerinde törenlerle kutlandı. O gün İstanbul dışında olduğumdan ben bunlara katılamadım. Ama 90’ıncısına, iki elim kanda olsa katılacağıma şimdiden söz veriyorum.
Çoğunuz onu televizyondaki ballı sohbetlerinden tanıyorsunuz. Ben daha fazlasına erişmiş şanslı kullardan biriyim. Hürriyet Gazetesi’nde köşe yazıları yazdığı bir dönemde yazıları benden geçerdi. O sıralarda onun çok yönlü kişiliğini tanıma fırsatını buldum. Rica ettim, nikâh şahidim oldu. Zahmet etti, televizyon programlarıma çıktı.
Birlikte rakı içmişliğimiz de vardır.
Ancak Aydın Boysan’ı, rakının nasıl içileceğini herkesten daha iyi bilen bir yaşamsevere indirgemek büyük bir yanlışlık olur. Aynı şeyi, hayatının diğer yönleri için de söyleyebiliriz. Başarılı bir mimardır ama ondan ibaret değildir, iyi bir yazardır ama ondan ibaret değildir, uslanmaz bir gezgindir, ama ondan ibaret değildir, sevilen bir hocadır ama ondan ibaret değildir. 
Aydın Boysan bunların hepsidir ve daha fazlasıdır. En önemlisi, Aydın Boysan bir zaman kullanma uzmanıdır. Siz bakmayın onun çelebi İstanbul efendisi görünümüne, aslında Batılılara ders verecek birikimde yaman bir zaman mühendisidir. Günlerini ve saatlerini inceden inceye planlar. Öyle olmasaydı zaten yaptıklarının dörtte birini bile gerçekleştiremezdi.
Nice diğer sıkıcı zaman mühendisinden farkı, bu planlar arasında ‘hayattan kam almaya’ da yer açmasıdır.
Boysanca’da her şey zamanında yapılır, ama hakkı verilerek yapılır. Neredeyse bir görev duygusuyla yapılır.
‘Felekten Bir Gün’ adlı kitabında şöyle der:
“Zaman, hiçbir zaman geç değildir. Yaşama sevincimiz ve bundan doğacak yaşama hırsımız (hırsın iyisidir bu), ne olursa olsun ‘bir şeyler’ yapmamızın borç olduğunu (isterse çiçek dikmek olsun), gelecekte başarılacak işlerin (isterse çiçekler açsın) bize yeniden yaşama sevinci yakıtları dolduracağını, bilmeliyiz.”
Kendi hayatıyla bunları her gün kanıtlar. Aydın Boysan’ın ilk kitabını 63 yaşındayken yayınladığını biliyor musunuz? Şimdi sayısı 30’u geçti sanıyorum.
Aydın Boysan bu özellikleriye bir öncüdür. Şimdi çok azdır, ama geleceğin toplumunda onun gibi insanların sayısı çok artacaktır.
21. yüzyılda ortalama insan ömrünün bir asrı zorlayacağına inanılıyor. Böyle bir toplumda insanların 60 yaşında emekli olup dünyadan el etek çekecekleri varsayımıyla yaşamaya devam edebilir miyiz?
Hayır. İnsanlar isterlerse seksenli hatta doksanlı yaşlarına kadar çalışacaklar, üretecekler, insanlığa katkıda bulunacaklar. Kendilerini yenileyecekler, hayata yeni ilmikler atacaklar.
Geçen yıl Santa Barbara’dan yazdığım yazılarda da anlatmıştım: Resim heykelden tahta yontmaya, yabancı dilden bahçevanlığa, beceri kursları yaş ortalaması 80’nin üzerinde insanlarla doluydu.
Eğer Türkiye insanlığın kaybetmişler mahallesinde olmayacaksa, burada da benzer şeyler yaşanacaktır.
İleri ülkelerde yaşlılığa bakış kökünden değişiyor. Türkiye henüz orada değil. Aydın Boysan bu açıdan bir öncüdür.