Bitmeyen kavgalar

Türkiye kıdemli bir evliliğe benziyor. Hani, ayni kavganın belki bin 350 kez yapıldığı ama hiçbir şeyin değişmediği evliliklere.

Türkiye kıdemli bir evliliğe benziyor. Hani, ayni kavganın belki bin 350 kez yapıldığı ama hiçbir şeyin değişmediği evliliklere.
Her seferinde taraflar birbirlerini hiç dinlemeden aynı lafları söyleyip duruyorlar. Onca laf, onca gürültü ve sonunda değişen bir şey olmuyor...
Dönüp dönüp yeniden yaptığımız bu kavgalarda kaybettiğimiz enerjiyi düşünebiliyor musunuz?
Gene alevlenen ‘katsayı’ kavgası bunlardan birisi. Hani kimilerinin İmam Hatiplerin kayırılması, kimilerinin ise meslek liselelilein kırılması şeklinde sundukları beylik kavga.
Evlilik benzetmesine geri dönersek, daha vahim bir olay var: Çok yalan söyleniyor. Daha doğrusu aynı yalanlar döndürülüp dolaştırılıp tekrar ediliyor.
Bir taraf, imam-hatiplere katsayı konusu tıpkı diğer meslek liselerinde olduğu gibi bir teknik öğeymiş gibi gösteriyor. Sanki imam-hatiplerin sırtında bilmem kaç yıllık bir ideolojik bagaj yok, ha elektrik teknisyenliği okulları ha imam hatipler.
Durumun böyle olmadığını biliyoruz. Başlangıçta gerçekten meslek liseleri olarak başlayan imamhatip okullarına zamanla nasıl ideolojik misyon yüklendiği yalan söylemeyen kimsenin meçhulü olan bir şey değil. Birçok kesimin bu okullara Cumhuriyet’in lise müfredatına karşı dinsel bir müfredata sahip olacak bir çeşit alternatiif olarak baktıklarını, o yüzden desteklediklerini de biliyoruz.
Bu gayret ve destekler başarılı da oldu. O ‘alternatif’ten gelenler, mesleklerini icra etmek, yani imam ya da hatiplik yapmak yerine başka yerlere ve yukarılara yöneldiler.
Öte yandan, bu okullara karşı çıkanlar da asıl amaçlarını çoğu kez saklıyor, itirazlarını hakkaniyet gibi daha teknik kavramlara indirgiyor. Oysa yaptıkları şey çok daha ideolojik. İtirazları eğitimin özüne ilişkin...
Biliyorsunuz birkaç ay önce YÖK 1000 defa duyduğumuz gerekçelerle katsayıyı kaldırdı, Birkaç gün önce de Danıştay’ da gene bin defa duyduğumuz gerekçelerle bu kararın yürütmesini durdurdu. Şimdi top gene YÖK’te, o gene ilk kararına yakın bir karar almanın yollarını arıyor... Vb. vb.
Daha ne kadar?
Bu kez bir umut ışığı olabilir: Dün YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan imam-hatip liselerinin genel liselere çevrilebileceğinden söz etmiş.
Böyle bir adım yalanlar döneminin nihayet sona ereceğinin işareti olabilir.  İmamhatip liselerinin sayısı gerçekten ülkenin imam-hatip ihtiyacına yetecek kadar azaltılır, yani onlar alternatif liseler olmaktan çıkıp meslek liseleri haline getirilir.
Geri kalanları da normal liselerle aynı müfredat ve statüye geçer, onların mezunlarıyla eşit koşullarda yarışır.
O zaman belki bu kavga biter. Hemen türban kavgasına başlarız!