'Biz'den biri: Cevat Çapan

Bu yılki TÜYAP Kitap Fuarı'nın benim için en önemli yanlarından birisi Cevat Çapan'ın 'onur konuğu' olması. Övünmek gibi olmasın ama son 45 yıldır Cevat (ve tabii Gönül) hayatımın nirengi noktalarından birisi olmuştur.

Bu yılki TÜYAP Kitap Fuarı’nın benim için en önemli yanlarından birisi Cevat Çapan’ın ‘onur konuğu’ olması. Övünmek gibi olmasın ama son 45 yıldır Cevat (ve tabii Gönül) hayatımın nirengi noktalarından birisi olmuştur.
Bu çok sık görüştüğüm anlamına gelmez. Ama hiç kopmadığım anlamına gelir. Kafam karıştığında gidip danıştığım anlamına gelir. Özlediğim anlamına gelir.
Cevat’ın en hayran olduğum tarafı ‘buralı’ ve ‘sahici’ olmasıdır. Has kolejlidir ama Erzincan liseli de olabilir; Cambridge’de İngiliz edebiyatı okumuş, yad ellerde epey gezmiştir ama hep buralı biri olarak. ‘Haram’a ağzı sulanmamıştır, yandaki masaya gözü kaymamıştır. Dragomanlığa hiç soyunmamıştır. Rakıcıdır. Açık tribün Beşiktaşlısıdır.
‘Biz’dir.
Tabii, şairdir, şiir çevirmenidir.
Şiir çevirmenidir derken onun yaptığı düzyazı çevirileri küçümsemiyorum. Ernst Fischer’dan
çevirdiği ‘Sanatın Gerekliliği’ bir örnek... O dili ne kadar iyi bilirseniz bilin, aslını okuduğunuzda anlamadığınız cümleleri Cevat’ın çevirisinden anlarız. Anlam onun kaleminden geçerken arınır, durulaşır, dibi görülür hale gelir.
Şiir çevirmenliğine gelince... Çevirdiği şiirlerden bazılarının asıllarından daha güzel olduğuna dair
bahse girereim.
Bunun ne kadar büyük bir özveri gerektirdiğini ancak şiire bulaşmış olanlar bilir. Yemeyip yedirmek, içmeyip içirmek gibidir bu biraz. Bunu ancak Cevat gibi hayatla barışık biri yapabilir. Ne talihli şairdir onun tarafından Türkçeye çevrilen...
Buna rağmen kendi şiirine de süt verebilmiş olması da edebiyatımızın talihidir.
Tam sekiz yıldır Cevat’la birlikte Bozcaada’daki ‘Ozanın Günü’ ve ‘Homeros Okuması’nı düzenliyoruz. İlk ozanımız o idi; o gün bugün ozanlarımızı o seçiyor. Her yıl ağzından çıkacak ismi heyecanla bekliyoruz. Kendisi de her yıl geliyor. “Sen nöbetçi ozanımızsın” diyorum ona. Ekliyorum:
“Üstelik her yıl Homeros’a biraz daha benziyorsun.”
Buna gerçekten inanıyorum. Cevat’ın şiir coğrafyası Homeros’unki ile örtüşür. İki sakallı ozan da aynı rüzgarlardan anlar. İkisi de Kaz Dağı’nın eteklerinde kendisini iyi hisseder. Hayatta birkaç temel insani değerin mutlaka savunulması gerektiğine inanır.
Çanakkale Troya Şenliği’inde Homeros ödülü alması boşuna değildir. Bu yıl da TÜYAP Kitap Fuarı’na da onur vermiştir.
Diyorum ki bazen, İngilizce bir şiir yazsam, adını kimsenin bilmediği bir İrlanda dergisinde çıksa, birisi bulup Cevat’a gönderse, o da Türkçeye çevirse...
Kan gelse yüzüne sözcüklerin, mısralar ayağa kalkıp Ege’ye doğru yürüyüşe geçse...