Bizi bu güzel havalar mahvetti

Kuzey Ege'ye iki gün süreyle gani gani yağan yağmur yüzleri güldürdü. Her yerde toprağın suya doymuş bir görünümü var. Çiftçiler, zeytinciler, bağcılar, hatta toprakla hiç ilgisi olmayanlar...

Kuzey Ege'ye iki gün süreyle gani gani yağan yağmur yüzleri güldürdü. Her yerde toprağın suya doymuş bir görünümü var. Çiftçiler, zeytinciler, bağcılar, hatta toprakla hiç ilgisi olmayanlar... Herkes hayatından çok memnun:
"Tam zamanında ve bol bol yağdı mübarek!" diyorlar.
Birçoklarına göre, çok korkulan kuraklık tehlikesi bitti, hayat eskisi gibi devam edecektir.
Oysa gerçek hiç de öyle değil. Ne kuraklık tehlikesi geçti, ne de küresel ısınma senaryolarının palavra olduğu ortaya çıktı. Önümüzde zor
bir yaz ve arkasından da zor yıllar var.
Mavi gezegenimizin karşı karşıya bulunduğu felaketi anlayabilmek için 'havalar' ile 'iklim'i birbirinden ayırt etmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Havaların düzelmesi ya da bozulması, bir kez yağmur yağması ya da yağmaması, tek başına fazla bir şey ifade etmiyor.
Havaları ormanın içindeki bir ağaca benzetecek olursak, o ağaç kuruma tehlikesi geçirdikten sonra düzelip yeniden çiçek açmış olabilir. Ancak bu tüm ormanda işlerin iyi gittiği anlamına gelmez. Orman gerilemeye ve küçülmeye devam etmektedir.
Şimdi de öyle. Kuzey Ege'de son günlerde çok güzel ve bereketli yağmurlar yağdı. Belki daha da yağacak, hatta sel baskınları olacaktır. Ancak bunlar ana trendi değiştirmeye yeterli değil: Bölgede yağışlar azalmakta, ısı yükselmekte. Akdeniz ve Ege bölgelerinin küresel ısınmanın etkisini en fazla hisseden bölgelerimiz olacağı biliniyor.
İnsanlığı, ancak küresel ölçekte önlemlerle o da belki! hafifletebileceği bir ekolojik kriz bekliyor..
Tanrı'nın gazabı değil bu ve nedenlerinin artık esrarengiz bir tarafı kalmadı. Bu büyük küresel felaketin nedeni, insan denen canlı türünün içinde yaşadığı gezegeni şımarıkça ve hoyratça kullanmasıdır. Sanayi devriminden bu yana kullanımı artan fosil yakıtların atmosfere saldığı sera gazları artık taşınmaz boyutlara ulaşmıştır. Dünyanın sıcaklığı önümüzdeki on yıllarda artmaya devam edecek, iklimler allak bullak olacaktır. Seller, kuraklıklar, fırtınalar birbirini izleyecektir. Hem küresel, hem ulusal, hem de bireysel düzeyde derhal bir şeyler yapılması zorunludur.
Bilim kurumlarının son aylarda yayımladıkları raporlara göre teşhis bu kadar net ve açık: İnsanlık, 'terminal' (bitirici) döneme girmiştir.
Alarm zillerinin bu kadar yüksek perdeden çalmasına rağmen gelecek konusunda iyimser değilim. Dünyanın can damarlarına dişlerini geçirmiş olan açgözlü çetelerin, fosil yakıtlardan kazanacakları para bitmeden köklü önlemler alınmasını beklemiyorum. Dünyaya egemen olan ekonomik düzenin ağababaları yarını değil yalnızca bugünü, herkesi değil yalnızca
kendilerini düşünüyorlar. Üstelik, çıkarlarını gerekirse nükleer silahlarla savunmaya kararlılar.
Cezasını, insanlık çekecektir.
Az önce "Tanrı'nın gazabı değil" dedim, ama isteyenler öyle de düşünebilirler: Günümüzde en başta gelen ekonomik marifet sayılan tamahkârlık, bütün büyük dinlerde en ağır günahlardan birisidir!