Bu cinayet niçin tuttu?

Münevver Karabulut cinayetine ve zanlı Cem Garipoğlu'nun firarına medya ve toplum niçin bu kadar büyük ilgi gösterdi? Bu cinayeti diğerlerinden ayıran neydi?

Münevver Karabulut cinayetine ve zanlı Cem Garipoğlu’nun firarına medya ve toplum niçin bu
kadar büyük ilgi gösterdi? Bu cinayeti diğerlerinden ayıran neydi?
Dün birkaç yerden bu soruları sordular.
Onlara söylediklerimi ve söyleyemediklerimi sizlerle paylaşayım.
1) Karmaşık bir yer olan dünyayı genellikle basitleştirilmiş öykülere dönüştürerek anlamaya çalışırız. Karabulut olayının olguları kafalarımızda hazır bekleyen öykü kalıplarına uyuyordu. O öyküyü biliyorduk, özellikle yerli filmlerde yüzlerce kez izlemiş, kimden yana çıkacağımızı baştan belirlemiştik: Şımarık zengin çocuk iyi fakir kıza kötülük yapıyor... Ama sonunda yaptıklarının cezasını çekiyor... Halkımızın büyük çoğunluğu otomatikman ‘kız’dan yana çıktı; yakalanmanın gecikmesi olayın sınıfsal boyutunu (‘Polis zenginlerden yanadır’) güçlendirdi. Bildiğimiz bir öykü gibi merakla izledik. İnsanlar zaten bildikleri öyküleri izlemeyi tercih ediyorlar.
2) Tarafların ‘genç’ ve ‘güzel’ olmaları, cinsellik imaları, olayın İstanbul’un ‘sosyetik’ semtlerinden birinde geçmesi, uygulanan şiddetin aşırılığı gibi öğeler konuyu medya için daha da cazip hale getirdi. Bazıları bunlarla bile yetinmeyip işi satanizme ve grup sekse kadar götürdüler. Cinayet, Yeşilçam’ın sınırlarını aşıp Hollywood’laştı.
3) Siyasal iktidarın baskıları ve vergi memuru korkuları gibi nedenlerle gerçek anlamda soruşturmacı gazetecilik yapmaya çekinen medya bu olaya mal bulmuş mağribi gibi saldırdı. Özellikle siyasal gündemin iyice yavaşladığı yaz aylarında birinci sayfalar ve ana haber bültenleri birçok kez bu haberle ‘kurtarıldı’.
4) Sansasyonel cinayetlerin tiraj ve reyting unsuru olarak kullanılması kuşkusuz Türkiye’ye
özgü bir şey değil. Dışarıda kökenleri ta 19. yüzyılın ucuz gazetelerine gider. ‘Tabloid’ gazeteler bu alandaki aşırılıkları nedeniyle eleştirilmiş ve küçümsenmiştir. Ancak, haber televizyonlarının devreye girmesi ile olay yeni bir boyut kazandı.
ABD’de, başta CNN olmak üzere haber televizyonlarının serüveni şunu gösteriyor: Eğer günlerce izlenilebilecek sansasyonel bir olay varsa reyting vardır, yoksa gündelik gündemle eğlence TV’leri karşısında nal toplanacaktır. O zaman ne oluyor? Haber televizyonları kendi sansasyonlarını kendileri yaratmak için fırsat kolluyorlar. Birinin büyüttüğü olaya ötekiler de girmekte sakınca görmüyor. Amerika’da O.J. Simpson cinayetinin televizyonlarda verilişi bir dönüm noktasıydı. Şimdi de Michael Jackson furyası yaşanıyor.
Bu bağlamda, bir haber televizyonu cennetine dönüşen ülkemiz için Karabulut cinayetine
gösterilen ilgi şaşırtıcı değildir.
Şaşırtıcı değildir ama sağlıklı olduğunu söyleyebilir miyiz?