Bu gece ne olacak?

Seçmen tercihleri konusunda ahkâm kesen kamuoyu araştırma şirketlerinden sizin görüşünüzü almadıkları ve o yüzden doğruryu bulamadıkları için şikâyetçi olabilirsiniz. Bugün onları boşverin. Bugün sizin gününüz.

Seçmen tercihleri konusunda ahkâm kesen kamuoyu araştırma şirketlerinden sizin görüşünüzü almadıkları ve o yüzden doğruryu bulamadıkları için şikâyetçi olabilirsiniz. Bugün onları boşverin. Bugün sizin gününüz.
En doğru anket olan sandıkta görüşünüz soruluyor. Buyrun açıklayın!
Sonra geceleyin sonuçları izlemeye hazırlanın.
Hatırladığım ilk seçim Demokrat Parti’nin iktidara geldiği 1950 seçimidir. Bursa’da anneannemlerde yaşıyor, Selçukhatun İlkokulu’na gidiyordum. Seçim sonuçlarını sandıklar açıldıktan sonra Kayhan Camii’nin avlusunda izlediğimi hayal meyal de olsa hatırlıyorum: DP açık farkla önde çıkmıştı.
Bizim evde ise fikir ayrılığı vardı. Çok iyi bir hafız olan ve Evkaf İdaresi’nde çalışan dedem sıkı bir Demokrat Partili idi. Ne var ki, annannem ile teyzemi ikna edememişti. Onlar CHP’ye oy vermeye kararlıydılar. Savaş ve işgal görmüş kadınlar olarak tek ve net bir açıklamaları vardı:
“İsmet Paşa bizi harbe sokmadı!”
Subay olan babam oy kullanamıyordu. Subaylara oy hakkı 1961’de tanındı.
Pratik bir kadın olan annemin oyu ise değişkendi. Hayatının son dönemlerinde o da başka nedenlerle de olsa anneannemlerin çizgisine geldi.
O tarihlerde, gazeteler Bursa’ya Mudanya üzerinden gelir, öğle saatlerinde satışa çıkarılırdı. ‘Haydi yazıyoor, gazetee!’ diye bağıran satıcı merakla beklenirdi.
15 Mayıs sabahı kim bilir nasıl beklendi? Gerçek anlamıyla bir devir kapanıyordu ve Bursa Demokratların kalelerinden biriydi.
Televizyonun yaygınlaştığı 1970’li yıllara kadar seçim sonuçlarını radyodan dinledik. 1954’teki ikinci zaferinden sonra despotlaşmaya başlayan DP’nin radyoyu partizanlığa alet etmesi bu kaynağın verdiği bilgilere güveni sarsmıştı.
Örneğin, daha sandıklar kapanmadan Celal Bayar’ın memleketi olan Umurbey Köyü’nün oyları, diyelim DP: 655, CHP 2 şeklinde veriliyor, CHP’nin önde olduğu yerlerin sonuçları ise mümkün olduğu kadar geciktiriliyordu. Daha neler neler...
Bayar ve Menderes’i demokrasi kahramanı gibi göstermek isteyenleri gördükçe o günler aklıma gelir.
1964’te ‘özerk ve tarafsız’ TRT’nin kurulmasından sonra seçim sonuçlarının radyodan verilmesine bir düzen ve disiplin geldi. Ufak tefek şikâyetler ise devam etti.  Herkesi memnun edecek seçim yayını henüz icat edilmedi diyebiliriz.
1970’li yıllardan sonra her konuda olduğu gibi seçim konusunda da ana haber kaynağımız televizyondu elbette. Oyların alınmasında gecikmeler olabiliyordu. 1980’li yıllardan itibaren ülkenin iletişim altyapısı güçlenince çok daha hızlı ve kapsamlı seçim yayınları izlemeye başladık.
1990’lı yıllarda özel televizyonların ve güçlü bilgisayarların devreye girmesiyle yeni bir sıçrama yaşandı ve bugünlere geldik.
Müthiş bir yarış var.
Yeni teknolojiler sayesinde 22 Temmuz 2007 seçimlerinde sonuçlar o kadar kısa zamanda belli oldu ki, kimileri şüpheye düştü. ‘2007’de ne dolaplar döndü?’ sorusunu soranlara hâlâ rastlıyorum.
Bu kez sonuçların o kadar hızlı belli olmayacağını söyleyebilirim. Çünkü bu kez birden çok sandıkta oy kullanıyoruz. Muhtarların yanı sıra, il ve ilçe belediye meclis üyelerini, başkanlarını ve il genel meclisi üyelerini de seçiyoruz. Oylar ayrı ayrı sayılacak ve duyurulacak. Bazen en merak ettiğiniz sonuçları en son almaya hazır olun.
Bu gece, elinizde uzaktan kumanda aleti, kanal kanal dolaşacağınızı biliyorum. Uzuun bir gece olacak. En merak ettiğiniz sonuçlar için sürekli bir arayış içinde olacaksınız. Bazen epey beklemeniz gerekebilecek.
Daha yerel sonuçlar için interneti de ihmal etmemenizi sağlık veririm. Oradan yerel medya organlarına ulaşabilirsiniz. Örneğin ben Bursa ve Çanakkale’yi onlardan izleyeceğim.
En beylik deyişle, hepinize iyi yayınlar diliyorum.